Ana Sayfa Kültür-Sanat Ela Gözlü Pars Celile ile 50. Baskı onuru!

Ela Gözlü Pars Celile ile 50. Baskı onuru!

158
PAYLAŞ
Ela Gözlü Pars Celile ile 50. Baskı onuru!
Ela Gözlü Pars Celile ile 50. Baskı onuru!
ÖncekiSonraki

11 Ela Gözlü Pars Celile

Öyle kitaplar vardır ki, mutlaka bir yerlerden karşınıza çıkar ve “Ben buradayım”, “Hişt! İşte tam önünde”, “Beni hâlâ okumadın mı” diye seslenir. Bir solukta okunan romanların yazarı Osman Balcıgil’in bu yazı yayınlandığında elliye ulaşan baskısıyla bir rekora koşan Ela Gözlü Pars Celile adlı son romanı da böyle kitaplardan. Yayınlandığından bu yana büyük kitapevlerinin, internet kitapçılarının hep “en çok satalar” listelerinde kendine önemli bir yer edinen kitap, uzun zamandır radarımdaydı ve artık onu taçlandırmak gerekiyordu. İşte o yüzden gazeteci editör meslektaşım Osman Balcıgil ile sözleştik ve Celile’yi size anlatmaya çalıştık. Keyifli okumalar…

Ela Gözlü Pars Celile, yayınlandığından bu yana kısa sürede büyük ses getiren romanların başında geliyor. Herkes birbirine “Celile’yi okudun mu?” diye soruyor. Bu nasıl oldu?

osman-balcigilDoğrusunu söylemek gerekirse bilmiyorum. Celile benim sekizinci romanım. İki baskı, üç baskı yapan kitaplarım oldu ama elli baskı cidden yüksek bir rakam. Kitaplarım hakkında Destek Yayınevi’nin Genel Yayın Yönetmeni Ertürk Akşun’la konuşurken, “insan hikâyelerinin, özellikle de kadın kahramanların ilgi çektiği”ni söyledi ve “Celile’yi yazsan” dedi. Sonra uzun uzun konuştuk nasıl bir roman olması gerektiği üzerine. Sevgili Ertürk’ün demek bir bildiği varmış.

Diğer kitaplarınızda olduğu gibi bu romanın da bir tarihi arka planı var.

celile-destekEvet, bütün romanlarımda olduğu gibi Celile’de de var bu. Yazacağım her ne olursa olsun, mutlaka tarihin belli bir döneminde, gerçek kişilerin ya da çok önemli tarihsel olayların içinde yer almasına gayret ediyorum. Roman da olsa bu sayede gerçeklikten çok kopmamış, dünyadan başımı alıp gitmemiş oluyorum.

Öte yandan, romanlarınız aşk ve macera üzerine…

cok-satanlarEvet, aşktan ve maceradan hiç vazgeçmiyorum. Ama bunları bir tarihi arka planın içine oturtuyorum. İki bin beş yüz yıl öncesinde de geçse aşk aşktır, macera da macera. Önemli olan bunun gerçekten yaşanmış ya da yaşanma ihtimali yüksek olaylar üzerine oturup oturmadığı.

Seçtiğiniz konular genellikle çok çetrefil.

Öyle olduğu söyleniyor. İlk romanım Ters Kanatlı Şahin’de “İkinci Dünya Savaşı’nın Türkiye’yi nasıl etkilediğini” anlatmıştım. Böyle söylendiğinde insana sanki tarih kitabı gibi geliyor ama öyle değil. İçindeki aşk ve macera unsurlarıyla, anlaşılması zor da olsa bir tarihi dönem su içer gibi okunabiliyor.

Böyle olunca, tarih acaba sulanmış olmuyor mu?

Bunu tarihçilere sormak lazım tabiatıyla. Ama her kitabın arkasında en az bir yıllık araştırma süreci var. Süratli yazmaktan yana bir sıkıntım yok. Bildiğiniz gibi gazetecilik kökenliyim. Kırk yıl boyunca, önüme konulan kötü yazıları iyi yazı hâline getirmeye çalıştım. Tamam, televizyonların Haber Müdürlüğü’nü, Haber Daire Başkanlığı’nı filan da yaptım ama esasen editörlüktü mesleğim. Bir başka deyişle, iyi yazı ile kötü yazıyı birbirinden ayırmaya ve kötü olanı iyi hâle dönüştürmeye çalıştım. Tarihçilik kısmı için ise okuyarak geçirdiğim yarım yüz yıl ve seçtiğim konuyu enine boyuna araştırmama yardımcı oluyor. Bu nedenle olsa gerek, şu ana kadar yazdığım hiçbir kitap hakkında, tarihçilerden “Ama şurasında da şöyle bir hata var” diye bir eleştiri almadım.

1. Ela Gözlü Pars Celile

22 Celile ile devam

Ela Gözlü Pars Celile’nin yazarı Osman Balcıgil ile söyleşimizi kaldığımız yerden sürdürüyoruz.

Şimdi Celile’ye gelelim mi?

Evet, Celile iki cenahtan yani hem annesinin babası hem de babasının babası tarafından paşa torunu ve paşa kızı. Sizin için de uygunsa bunların kimler olduğunu uzun uzun anlatıp röportajın akışını bozmayalım bence. İsteyenler araştırıp bulurlar ya da kitabı okurlar. Celile, olağanüstü güzelliğiyle dikkati çekiyor. Her davette, herkesin gözlerinin aradığı bir genç kız ve kadın.

Güzelliğinin yanı sıra iyi eğitimli…

Evet. İstanbul, Paris ve Roma’da eğitim görmüş. Saray ressamı Fausto Zonaro’nun öğrencisi. O dönemde yetişen ünlü ressamların arasında çok önemli bir yeri var. Düşünebiliyor musunuz, Osmanlı gibi resmin yasak olduğu söylenen bir imparatorluğun çıkardığı ilk kadın “nü” ressamı. Adını resim sanatına altın harflerle kaydettirmiş.

Ve kendisine çok uygun bir delikanlıyla Hikmet Bey’le evleniyor.

Evet. Hikmet Bey’in babası Nazım Bey de bir paşa. Osmanlı’nın en ünlü paşalarından. Hamal çocuğu değnekle döverek öldürdüğü için yüksek sınıftan bir İngiliz’i gözünü kırpmadan idam ettiriyor. Şair, yazar, Mevlevi dedesi. Hikmet Bey’le evlenince böyle bir adamın gelini oluyor Celile Hanım.

Ünlü şair Nazım Hikmet de işte bu Nazım Paşa’nın torunu, Hikmet Bey ile Celile Hanım’ın oğlu.

Evet. Nazım, Osmanlı’nın en elit kesiminin içine doğuyor. Çok çalkantılı bir dönem de olsa her iki cenahtan paşa dedeler var etrafında.

Nazım büyürken, aile yoksullaşmaya başlıyor…

Doğru, çünkü Osmanlı İmparatorluğu yıkılıyor ve yerini genç Türkiye Cumhuriyeti alıyor. Az önce tarif ettiğim tarzda aileler açısından, bu bir dönüm noktası. İşlerini, servetlerini kaybediyorlar. Koca konaklarda oturmaya alışmış insanlar, birkaç yıl içinde, kirasını zor ödedikleri küçücük apartman dairelerinde hayatlarını zor idame ettirir hâle geliyor.

Celile Hanım da tam onlardan biri. Bir de Yahya Kemal Beyatlı boyutu var kitabınızda.

Celile Hanım Hikmet Bey’le anlaşamamaya başlıyor. Nazım henüz ortaokula gidiyor o yıllarda. Şiddetli geçimsizlik var evin içinde. Böyle bunalımlı bir dönemde, şair Yahya Kemal Beyatlı’yla tanışıyor Celile. Ve kendisini “gidişat”a teslim ediyor.

Başlangıçta mutlu, sonra mutsuz oluyor…

Evet, çok mutlu… Kocasında bulamadığı aşkı buluyor. Belki biraz da bu nedenle evliliğini bitiriyor. Esasen daha önce de ayrılma noktasına gelmiş, hatta ayrılıp tekrar evlenmişler ama Yahya Kemal’e olan aşkı Celile Hanım’ı radikal bir karar almaya zorluyor.

Yahya Kemal ile olan aşkını öğrendiğinde, Nazım çok kızıyor annesine…

Hem de nasıl. Bu nedenle Yahya Kemal’i hayatının sonuna kadar affetmiyor.

Çünkü Yahya Kemal “iş” ciddiye bindiğinde yani evlenmelerine gün saymaya başladıklarında kaçıyor.

Çok doğru. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, bir konuşmasında Yahya Kemal’in hangi gerekçelerle Celile Hanım’la evlenmek istemediğini anlatıyor. Burada söylemek bile istemiyorum bu gerekçeleri. Bana soracak olursanız çok ayıp ediyor Yahya Kemal. Bırakın büyük aşk ve kahramanlık şiirlerini yazan koca bir şairi, mahalle delikanlısına bile yakışmayacak bir davranışta bulunuyor. Feci şekilde, tam da “evliliğe manisi yoktur” kâğıdını almaya gitmesi gereken günde yüzüstü bırakıyor Celile Hanım’ı.

Oysa Celile Hanım kanatlanmış uçuyor, çok ama çok mutlu…

En mutlu olduğu anda en büyük acıyı çekmeye başlıyor. Düşünsenize gönlünüzü sizden dört yaş küçük Yahya Kemal gibi bir şaire kaptırmışsınız. O anda henüz evlisiniz ve iki çocuğunuz var… Şairiniz “Ela gözlü pars” diye şiirler yazıyor sizin için. Bana soracak olursanız, güzel kadın, hayatında ilk kez bulutların üzerinde uçtuğunu düşünüyor ve aşkı uğruna eşini, evini terk ediyor.

Ama işler istediği gibi gitmiyor…

Maalesef. Çünkü şairi onu taşıyabilecek büyüklükte bir yüreğe sahip değil. Tam manasıyla yarı yolda bırakıyor Celile Hanım’ı, sıvışıp kaçıyor âdeta.

Tabii çok üzülüyor Celile Hanım.

Evet. Hem de çok üzülüyor. Kahroluyor ama yıkılmıyor.

Çünkü çok kuvvetli bir kadın.

Zaten onu ayakta tutan da bu kuvveti. Padişah hafiyeleriyle, Balkan çetecilerle, İttihat ve Terakkiciler ile boğuşacak kadar cüretkâr bir kadın. Tamam, sevgilisiyle kuracakları ev için masa örtüsü dikecek kadar duygusal ama bir o kadar da gururlu. Bir kavgaya girdiğinde onu sonuna kadar götüren cinsten.

Teşekkürler Osman Balcıgil.

Ben teşekkür ederim.

Osman Balcıgil’in, Ters Kanatlı Şahin, Bilginin Efendisi, Zerdüşt’ün Sırrı, Pisagor Tepkisi Mason Locasında Aşk ve Kılıç, 53. Risale gibi çok satan kitapları bulunduğunu da hatırlatmak da yarar var.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

2. Celile ile devam
ÖncekiSonraki
PAYLAŞ
Önceki İçerikSuriye bataklığı canımızı yakmasın
Sonraki İçerik1453 Projesi ile gençlerin önü açılıyor
Safa Tekeli
Nokta Haftalık Haber Dergisi'nde 1982'de (1 yıl) başladı heyecanlı serüven; askerlik sonrası Anadolu Ajansı (1985) 25 yıl ve 2011'de Gaziantep'te Telgraf gazetesinde (1 yıl) Genel Yayın Koordinatörlüğü sonrasında, Arkadaş Yayınları'nda 2011'den bu yana editörlük ve şimdi Sonsöz... Serüven tüm coşkusuyla devam ediyor...