Antalya’nın Akseki İlçesi’nde Dedegöl Enerji firmasının yapmayı planladığı HES projesiyle ilgili açılan davanın bilirkişi raporunda, bölgenin hem tarihi hem de doğal açıdan büyük değer taşıdığı belirtildi. Bilirkişi raporunda HES projesinin, mevcut ekosistem’i tehdit ettiğine dikkat çekildi.

Akseki’nin Sinanhoca Mahallesi’nde bulunan Manavgat Çayı üzerinde Dedegöl Enerji Yatırım A.Ş. firması tarafından planlanan baraj ve HES projesi için verilen ‘ÇED Olumlu’ raporunun iptali için Antalya 2’nci İdare Mahkemesi’ne dava açıldı. Bilirkişi raporunda HES projesinin, mevcut ekosistem’i tehdit ettiğine dikkat çekildi. Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu ise köylüler ve avukatlarının başvurusu üzerine, bölgede arkeolojik eserler bulunduğu ve 1’inci Derecede Arkeolojik SİT alanı olarak tescil edilmesi ve yapılacak çalışmaların da bu alandan mümkün olduğunca uzaklaştırılması yönünde karar verdi.

BİLİRKİŞİ ‘ÇED RAPORU YETERSİZ’ DEDİ

ÇED Olumlu Raporu’nun iptali için açılan davada yaklaşık 15 gün önce bölgede inceleme yapan bilirkişi heyeti raporunu tamamladı. Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kamil Kayabalı, Prof. Dr. Atila Yıldız, Süleyman Demirel Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Tolunay, Kırıkkale Üniversitesi’nden Yrd.Doç.Dr. Nahit Pamukoğlu ve Hacettepe Üniversitesi’nden Yrd.Doç.Dr. Hatice Şengül’ün hazırladığı raporda, projenin ÇED raporunun çevresel etkiler, biyoçeşitlilik, ekolojik yapı, ekosistem’e ve sosyo-ekonomik etkileri açısından yetersiz olduğu kanaatine varıldığı açıklandı.

ÜÇ ÖNEMLİ DOĞA ALANINI KAPSIYOR

Raporda, Sinanhoca Regülatör ve HES projesinin Akseki ve İbradı Önemli Doğa Alanı, Üzümdere Yaban Hayatı Geliştirme Sahası ve Altınbeşik Milli Parkı’na yakınlığı sebebiyle mevcut ekosistem’e tehdit teşkil ettiği belirtildi. Projenin gerçekleşmesi halinde ekosistem’de ve mikroklimada değişmelerin olması ve bu özel koruma alanlarının etkilenmesinin kaçınılmaz olduğu vurgulanan raporda, “ÇED raporunda rastlanan eksiklikler nedeniyle Sinanhoca Regülatör ve HES projesinin yörenin biyoçeşitliliği ve ekolojik yapısı üzerinde meydana getireceği olumsuz etkilerin kabul edilebilir düzeyde olduğu sonucu çıkarılmamıştır” denildi. Regülatörden bırakılacak cansuyu miktarının belirlenmesinde hangi bilimsel ölçütlerin kullanıldığının belirgin olmadığı da kaydedildi.

ENDEMİK BALIK TÜRLERİ VE YABAN KEÇİSİ

Raporun detaylarında ise akarsudaki karabalık, gökkuşağı alabalığı ve sazan gibi birçok balık türü ve diğer sucul canlıların, yapılacak projeden en çok etkilenmesi muhtemel canlılar olduğuna dikkat çekildi. Akarsuyun, endemik incibalığı türlerinden Alburnus baliki ve otbal türlerinden Pseudophoxinus Antalya türlerine ev sahipliği yaptığı açıklandı. Yine yörede genelde yüksek dağlık, kayalık ve ormanlık kesimlerde yaşayan nesli küresel ölçekte tehlike altındaki Yaban Keçisi’nin özellikle inşaat çalışmaları sırasında çıkabilecek rahatsız edici gürültü ve insan-inşaat varlığından olumsuz etkileneceği kaydedildi.

KÜÇÜK KARTAL VE YIRTICI KUŞLARLA ENDEMİK SEMENDERLER

Önemli Doğa Alanı’nda yırtıcı kuşlar ve birçok Akdeniz ormanlarına ait kuş türü tespit edildiği de belirtilen raporda, yırtıcı kuşlardan özellikle Gökdoğan, Tavşancıl ve Küçük Kartal’ın önem taşıdığı dile getirildi. Projenin neslini olumsuz etkileyeceği önemli türler arasında Akdeniz bölgesinin endemik bir memeli türü olan yünlü kaya yediuyurunun burada yaşadığı, endemik ve nesli küresel ölçekte tehlike altında olan bir kara semenderi Lyciasalamandra atifi, endemik Toros kertenkelesi ve Antalya kertenkelesinin de burada yaşadığı vurgulandı. Bu nedenlerle faaliyet alanının, yaban hayatı açısından çok önemli bir alan olduğu ifade edildi.

BİLİRKİŞİ TESPİTLERİ ÇOK ÖNEMLİ

Köylüler adına projenin iptali için açılan davanın avukatı Münip Ermiş, bilirkişinin proje alanı ilgili tespitlerinin çok önemli olduğunu söyledi. Raporda belirtildiği gibi projenin etki alanının, Üzümdere Yaban Hayatı Koruma ve Geliştirme Sahası’nı da (YHGS) içerisine aldığını kaydeden Ermiş, şöyle konuştu:

“Bu alan aynı zamanda dünyaca ünlü Altınbeşik Mağarası Milli Parkı ile ortaktır. Alan hem milli park, hem de YHGS statüsündedir. Bölge hem doğal hem de tarihi açıdan büyük değer taşıyor. Antalya’nın turizmi açısından da en önemli merkezlerden biri. Diğer taraftan, hem doğal SİT koruma sahası, hem de arkeolojik açıdan önemli bir bölge olmasına rağmen, yol çalışmaları sırasında çıkan tarihi mezarlar ve korunması gereken tarihi eserler tahrip edilmiş ve gizlenmiştir. Bununla ilgili geçen mayıs ayında hem savcılığa hem Müze Müdürlüğü’ne tarafımızdan şikayet edilmiştir. Bilirkişi raporu doğayı ve tarihi katleden projenin durdurulması yönünde, sürecin önemli bir aşamasını oluşturuyor. ÇED raporunun eksiklikleri, projenin çevreye, ekosistem’e ve biyolojik çeşitliliğe olan etkisi en ince ayrıntısına kadar ortaya konulmuş durumda. Mahkemeden yürütmenin durdurulması talebimiz bulunmaktadır. Öncelikle bu konuda bir karar verileceğini umuyoruz.”