Tesadüfe bakın, memleket ekonomisinin yüzde 11,1 oranında büyüdüğü 11 Aralık’ta açıklandı. “Şaşkınlık veren, dünyayı şaşı yapan” bu rakamlar ayın 20’sinde açıklansaydı güne uygun belki de yüzde 20’de olabilirdi.

Gelen tepkilere bakılırsa, vatandaşın büyük bölümü “bu ekonomi nerede büyütüldü de görmedik, hissetmedik, bu tarihi olayı kaçırdık, üstelik bize ne faydası oldu” isyanı içindeler.
Analistler de rakamlara “ihtiyatlı iyimserlikle” bakıyorlar. Bu kesime göre, bu rakamlar, geçen yıl bu dönemde yaşanan eksi büyüme nedeniyle oluştu, bu etkiler çıkarıldığında yüzde 5, yüzde 6 olarak gerçekleşecekti. Bu gerçekçi yorumu destekleyenler “gelecek dönemler için neden çift haneli büyümeden bahsedilmiyor” diye soruyorlar. Zaten, “beklenenin üzerinde “şişkin” olan büyümenin bu yıl için yüzde olacağı herkesin ortak görüşü. Gelecek üç yıl için hedef de yüzde 5,5.
Biz de işe bu yüksek faizlerle nasıl bu kadar yüksek oranlı büyüme oldu yönünden bakmıştık. Sağ olsunlar, uzun yıllar kamuda üst düzey ekonomi bürokrasisinde görev yapmış büyüklerim arayıp “olur, yüksek faizlerle de hem de çok iyi büyüme olur” dediler. Ancak uyardılar “yüksek faizli ortamlarda büyümenin sonu tam bir felâkettir” ve eklediler:
“Ekonomilerde yüksek faiz oranlarıyla yüksek büyümeler yaşabilir ama sonu hüsranla bitiyor. Malûm, bizde de, geçmişte oldu. Kamu harcamaları, garantili kredi destekleri, teşvikler, vs. için alınan dış ve iç borçlar, bunlar için ödenen yüksek faizler ekonomiye enflasyon, cari işlemler, dış ticaret, bütçe açıkları olarak geri dönüyor. Yüksek büyüme de geliyor ama iş tam bir kısır döngüye giriyor. Sonu kriz, yapısal reformlar, tükenen döviz rezervleriyle bitiyor”.
Özetle “şişir patlat ekonomisi”. Umarız yine “şişirilen” ekonomi bu defa da elimizde patlamaz.
***
Ne olacak bu faizler?
Sayılı gün çabuk geçer misali, “FED faiz artırım” günü geldi çattı. Ardından sıra bizim Merkez Bankası’na (MB) gelecek. ABD’de küçük puanlı bir artışa kesin bakılıyor, bunun yaratacağı etkiler biliniyor ancak bizde ana faiz kalemleri mi yoksa pencere, tencere faizler mi artırılacak, kestirmek güç.
Büyüme coşkusu içindeki Saray danışmanları, “MB’nin büyümeye olumlu katkıda bulunmasını” bekliyorlar. Yani “MB şaşırma, faizleri artıma”” diyorlar.
Piyasalar; yüksek enflasyonu dizginlemek için MB’nin faizlerde oynama yapması şart beklentisindeler. Artış olmazsa ne olur? Dikkat ediniz, aybaşından buyana döviz kurları tarihinde olmadığı kadar sabit seyrediyor. Ne ABD’nin Kudüs kararı, ne dünya şampiyonu büyüme oranları kurları oynatmadı. Dolar 3.82-83, avro 4.51-52 lira düzeyinde adeta çakılmış gibi faiz kararını bekliyor.
Faizler artmadığında; kurların fırlayacağını, düşerse gerileyeceğini cümle alem biliyor. Ama bir yanda Saray’ın “mobbing” düzeyine ulaşan baskısı, diğer yanda FED kararlarının olumsuz yansıması var. Bize göre; MB bu defa da “güçlü büyüme var ama aşırı oynaklıkta gerek görüldüğü hallerde müdahale yapılacak” deyip faiz artırım konusunu geçiştirecek.
Enflasyonun geçen dönemlere göre mevsimsel ve puansal olarak gerileyeceği varsayımı ile “geçiştirme” kuvvetle ihtimal dâhilinde.