Ağustos ayı ile birlikte ilk yarısında gerçekleşen birkaç veriyi ele alalım. Önce kredi taleplerini inceleyelim.

Merkez Bankası’nın verilerine göre,
Tüketici kredileri; son altı ayda 12 milyar liralık artış var ancak Haziran ayında bir önceki aya göre sadece 2 milyar liralık genişleme gerçekleşmiş. Temmuz’un 2. ve 3. haftasında ise 500 milyon lira azalarak toplamda 179,4 milyara gerilemiş.
Konut kredileri; aynı dönemde 14 milyar lira artmış ancak Mayıs- Haziran aylarındaki artış sadece 300 milyon lira. Temmuz 3. haftasında ise sadece 100 milyon liralık talep olmuş.
Bireysel kredi kartları kullanımı; altı ayda 1,1 milyar artmış, Haziran da 200 milyon lira azalmış.
Taşıt kredileri: Sürekli gerileyen kredi tutarı yılbaşına göre 114 milyon lira daralarak 5,8 milyar inmiş.
Kredi faizlerine bakalım: Kalkınma Bakanlığı’nın verilerine göre, yılın ilk altı ayında, faiz oranları; ihtiyaç kredisinde yüzde 16,1’den yüzde 17,5’e, taşıt kredisinde yüzde 13,3 den 16’ya, konut kredisinde yüzde11.5’den yüzde 12,2 ye çıkmış.
Tüm bu kalemlerdeki önemli sıçramalar Temmuz ayında gerçekleşmiş. Örneğin sadece taşıt kredisindeki aylık artış 1,2 puan.
İşin bir de Hazine yönü: Hazine de gelecek üç ay içinde 39,3 milyar lira borçlanacak, 27,1 liralık borç ödeyecek.
Bir veri de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan. Buna göre, Haziran 2017 döneminde Türk bankacılık sektörünün net kârı, bu yılın ilk yarısında 2016’nın aynı dönemine göre yüzde 33,2 artışla 25,3 milyar liraya yükselmiş. Sektörün geçen yılın ilk yarısındaki net karı 19.03 milyar lira olmuştu.
Bir başka veri: Yılın yarısında geçen yıl 28,1 milyar olan ticaret açığı, bu yıl 30,9 milyar dolara çıktı. Açığın en büyük nedeni ithalatı. ithalatı olmasaydı 26,8 milyar dolara inecekti.
Bu rakamlar ne anlatıyor derseniz, kredi faizleri sürekli yükseliyor. Faiz yüksek olunca kredi talebi düşüyor. Talep düşünce başta konut ve taşıt olmak üzere tüm sektörler yavaşlıyor.
Hazine borçlanıyor. İç borçlar, iç borçlanmaya karşılanıyor. Hazine banka kaynaklarını emdiği için bankalar para bulmak için mevduat faizini artırıyor. Bu faiz artınca kredi faiz artıyor. Ekonominin çıkmazları sarmal halinde gidiyor. Tüm bu sistemde bankaların karı katlanarak artıyor.
“Efendim, döviz kurları artmıyor, yükseliyor, doğrudan yatırım yoluyla 5,6 milyar dolar geldi, sıkı para politikalarına devam” demek yeterli olmuyor. Piyasalar, Türkiye’nin Almanya olan gerginliğinin Avrupa Birliği’ne taşınmasını izliyor. ABD, Çin, Kuzey Kore arasındaki derinleşen füze krizini izliyor. FED’in ve Avrupa Merkez Bankası’nın daralma politikalarının konuşulduğu Eylül ayını bekliyor.
Tüm rakamlar, yaşanan ve yaşanacak gelişmelere ülke ekonomisi nasıl büyüyecek,enflasyon nasıl düşecek, siz karar verin.