Ekonomide her yer rekor!

0
22

Memlekette her gün bir ekonomik veri açıklanıyor, başlık hazır: “rekor kırdık”. Hangilerinde rekor kırmışız? Sadece 1 Kasım günü ihracat, Ekim ayında 13.5 milyar dolarla son 10 yılın rakamlarını geçmiş, Borsa İstanbul endeksi 113 bini aşmış.

Rekorlar kırılıyor ya, cümle alem, uzman, analist, koro halinde “ver coşkuyu, çal mehteri, kim tutar seni” havasında, sevinçten yerlerinde duramıyorlar.
Kimse demiyor ki borsadaki bu artıştan ekonomiye ne fayda var? Kumarhane mantığı, sabah geliyorlar, akşam gidiyorlar. Tam “sıkıştı, inişe geçti” derken Hazine garantili kredilere devam açıklaması ile başta banka hisseleri tavan yapmış. “Sana ne borsaya gelen paranın nereye gittiği, bu borsacılar hassas insanlardır, anında yıkılırlar, moral bozmamak lâzım, sen rekorlara bak” diyenlere selam olsun.

Günümüzde rekor kırmayan herhangi bir veri neredeyse kalmadı. Örneğin Merkez Bankası, yılbaşında; bu yıl enflasyon yüzde 6.1 olur dedi, tahminlerini değiştire değiştire Kasım ayı başında yüzde 9.8’a kadar çıkardı. Hedefte yüzde 50 sapma ile “tutarsız ve yetersiz” tahmin yapmada rekor üzerine rekor kırıyor. Bu alanda dünya merkez bankaları arasında birincilik madalyasına aday.

Şimdi Ekim ayı enflasyonu açıklanacak. Yüzde 12 dolaylarında bekleniyor. Al sana son zamanların bir rekoru daha. Benzinde motorinde, oto gazdaki fiyat artışları öyle rekorluk ki benim diyen ülke yetişemez. Yeni zamlar gelmese bile bu rekorları açık ara elimizde tutarız
Döviz kurlarındaki rekorları saymakla bitmez. Hani yılsonu dolar 3.50 olacaktı? Dalgalanma, spekülasyon vesaire bitmişti? Hani Türk Lirası dolar ve avro karşısında “itibarlı” bir şekilde (ne demekse, anlamak mümkün değil) değer kazanacaktı? Dolar da avro da hiperaktif çocuklar gibi tam tutuyorsun bir anda elinden kaçıyor, en yüksek değerler ulaşıyor, liranın, gelişmekte olan ülkelerin para birimleri arasında “olumsuz ayrışma” rekoruna kimse yetişemiyor.
Rakamlara boğmayalım ama ihracat artıyor, ithalat da iki katı artıyor. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 50’lilerin altına iniyor. Bu da rekor. Bütçe, cari işlem açıkları, iç borçlanma gereği, nakit ihtiyacı, sosyal güvenlik delikleri, ödenmeyen, ödenemeyen vergiler, kredi mevduat faiz artışları rekorlara koşuyor.
Hele tarım, hayvancılık ve gıda sektörlerindeki rekorları yazsak, buradan tarlalara yol olur. Tahıl, sebze meyve, beyaz kırmızı et, süt ve süt ürünlerindeki üretim azlığının getirdiği fiyat artışlarına bakın. Satıcılar her gün sadece fiyat etiketlerini değiştirmekte bile rekor üzerine rekor kırıyorlar.
İşsizlik oranları zaten artık oynamıyor. Koca yaz geçti, mevsimsel ihtiyaç bile işsizliği azaltamadı. Bu da kendi kulvarında ayrı bir rekor.
Ya vergi zamları? “Makul” oranlara çekilse bile artışlar rekor değil de ne? Vatandaşın geliri yüzde beş artsın, vergileri yüzde 50. Bu hesap da dengesizlikler rekoru olarak yazılmalı.

Konut sektörü: Sürekli şişirilmiş satış rakamları ile yılsonuna gelindi, şimdi “talep fazlası, piyasa konuta doydu, satış fiyatları inişte, yeniden ayarlanıyor” yorumları başladı. Yeni kolaylıklar gelmezse son ayların en düşük satış rekorları bekleniyor. Aynısı otomobil yurt içi satışları için de geçerli.
Turizm de rekor kırıyor. On ayda gelen turist sayısı yüzde 28 artmış. Alın size bir rekor daha. Ama 2014/15 yıllarında gelen turistlerin yarısı bile değil. Olsun toparlanıyor ya. Bu da turist rekoru.
Yoksul vatandaş sayısına karşı milyoner sınıfına geçenlerin durumunda zaten başlı başına bir rekorlar yaşanıyor. Bu rekorlar bu ekonomiye yetmez. Tutmayın, 2017’de ekonomide rekor üzerine rekor kırmada dünya birincisi olacağız.