Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi demiş ki “ihracatın verdiği katkı ve destekle büyümenin yüzde 7’ye çıkmasını bekliyoruz”. Güzel. Yeni ümidimiz ihracat. Peki konut, otomobil satışlarına, tüketime dayalı büyümeye ne oldu? Vatandaş ülkesinde üretilen otomobili, yapılan konutu alamıyor ama konutu yabancılara sattınız mı, otomobili ihraç ettiniz mi sevincimizden yerimizde duramıyoruz. Önemli değil, büyüyoruz ya!

Yeni Turizm ve Kültür Bakanı Numan Kurtulmuş demiş ki “2023 yılında turizmde hedef 50 milyon turist 50 milyar dolar gelir”. Bu da güzel. Kim istemez ki Fransa, ABD gibi olalım, milyonlarca insan gelsin, kalsın, yesin, içsin, denize girsin. Hele sadece turizm geliri 50 milyar dolara çıksın, ne cari açık kalır, ne de enflasyon, dolar da bir liraya eşitlenir Bu arada nerede yatıp kalkacak bu kadar turist; bu da ayrı bir konu. Hele bir gelsinler bir yer buluruz, olmadı, yere yatak sereriz.
Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya demiş ki, “enflasyonu 2017 yıl sonunda yüzde 8.7 olarak gerçekleşecek, 2018 yıl sonunda ise yüzde 6.4’e gerileyecek, orta vadede yüzde 5’e inecek”. Bu hepsinden güzel.
İyi de arkadaş, yılbaşında hedef yüzde 6.5 idi. Sonra birdenbire yüzde 8’e, sonra yüzde 8.5’e en son yüzde 8.7’ye yükseltildi. Üç aylık tahminleri böyle değiştiren Banka yıl geneli tahminine nasıl varacak? Dolar tahmini de sürekli değişti. Yılbaşında 3.80 olur denildi, sonra 3.70, sonra 3.50 lira, Yarın 3 lira denilirse şaşırmayız.
Şunu belirtelim, enflasyonla mücadele, fiyat artışlarını önleme görevi Merkez Bankası’na verildiğinden buyana geçen 20 yılda, bugüne kadar enflasyon hedefini, döviz kurunu tutturan, hatta yaptığı tahmine yaklaşan, ne bir banka yönetimini, ne de “ben bu tahmini tutturamadım, istifa edeyim” diyeni hiç görmedik. Hepsinden geriye sonu gelmeyen etliye sütlüye dokunmayan aynı cümlelerle yazılmış “laf salatası” raporlar baki kaldı.
Ayrıca işi karışık göstermek, sayfalarca rapor yazmak için bir sürü yeni enflasyon rakamı üretmek maharet sayıldı. Vatandaşa göre tek enflasyon var o da etiketlerde yazan. Ama vatandaşın bilmediği manşet enflasyonu, çekirdek enflasyon, mevsimsel etkilerden arındırılmış enflasyon, gıda, enerji, işlenmemiş, işlenmiş mal enflasyonları var da var, say say bitmez. Rakamları çıkar, çarp, böl, topla al sana istemediğin kadar enflasyon oranı. Hangisi işine gelirse seç beğen, kullan üzerine sayfalarca laf üret, tahminde bulun.
Cümle alem diyor ki bu enflasyon gelecek yıl bu zamanlara kadar kalıcı olarak yüzde 10’nun altına inmez. Ama Merkez Bankası “yüzde 5’e kalıcı olarak inecek” diyor. Bunu derken de açık kapı bırakıyor, uzun uzun cümlelerle enflasyonu artırabilecek onlarca risk anlatılıyor. Küresel, jeopolitik, mali disiplinden sapmalar, sektörel gelişmeler, uluslararası piyasalar gibi kalıp kelimeler, kavramlar, geçmişte olduğu gibi, bankanın son raporlarında yer alıyor. Yani hedefi tutturamazsak mazeret hazır. O zaman “madem bu riskler vardı niye hesaba katmadın?” diye sormazlar mı?
Biz yine de bu tatlı pembe hayallere inşallah diyelim de mevcut kredi faiz oranlarını, Hazine’nin iç borçlanma ihtiyacı, ödenmeyen, ödenemeyen vergileri, boş sahilleri, otelleri, 2019’a kilitlenmiş siyasi yönetimini, bilumum hububat, keçi koyun ithal eden “tarım ülkesi” olduğumuzu hatırlatalım.
50 milyon turist, 50 milyar dolar turizm geliri, yüzde 7 büyüme, yüzde beş enflasyon. Neden olmasın? Hayal kurmanın sınırı yok. İnandık gitti, Allah da sizi inandırsın.