İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi (İKBU) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Çivilibal, hakkında her geçen gün daha fazla yöntem konuşulan ve konuyla ilgili bilgi kirliliğine boğulan anneler için ek gıda geçişiyle ilgili önemli önerilerde bulundu.

Anne sütü ve ek gıda evreleri

Ek gıda’ya geçiş sürecinde yeni gıdalar ile birlikte anne sütünün devamını özellikle vurgulayan Prof. Dr. Mahmut Çivilibal, “Bebeklerimiz doğduğu andan itibaren bizim için vazgeçilmez olan anne sütüyle beslenmeye başlanır. Bebekler ilk 6 ay boyunca su bile verilmesi gerekmeksizin anne sütüyle beslenir.

6 ay dolduktan sonra katı gıdalara geçilebilir. Ek gıdaya geçiş süreci annelerin heyecan ve tedirginlik yaşadığı, bebeklerin ise yeni beslenme türüyle tanıştıkları bir dönemdir. Bu döneme kadar anne sütüyle, anne sütünün olmadığı durumlarda hayvansal gıda ve sıvı mamalar ile beslenen bebekler, katı gıdalarla birlikte yeni bir beslenme modeline doğru geçiş yaparlar. 6 ay ve 1 yaş arasındaki katı gıdalar erişkin tipi beslenmeye, başlangıç ve antrenman şeklinde olmalıdır.

6 ay süre ile anne sütü ile beslenen bebeklerde ek gıda almaya başladığında anne sütü kesinlikle kesilmemelidir. Hatta anne sütü var olduğu sürece 2 yaşa kadar anne sütü yanında ek gıda şeklinde beslenmeye devam edilebilir. Ek gıdalara geçişte sıvıdan katıya geçiş olması nedeniyle daha yumuşak kıvamlı, örneğin yoğurt, muhallebi gibi süt ürünleriyle başlanması temelde kabul edilen bir görüştür.

Bunun yanı sıra 6-8 aylık dönemde 1. aşama ek gıdalar dediğimiz sebzeler ve meyveler verilebilir. Önerilen, beslenmenin öğlen öncesi meyve püresi, öğlen saatlerinde sebze püresi veya sebze çorbası, ikindide ise yoğurt şeklinde olmasıdır ” ifadelerini kullandı.

Ek gıdaya geçişte alerjik reaksiyonlara dikkat

Ek Gıda döneminde alerjik reaksiyon riskinin kontrol edilebilmesi gerektiğine de değinen Prof. Dr. Mahmut Çivilibal, “Yeni bir gıdaya her geçildiğinde, o gıdaya karşı bebeğimizde herhangi bir alerjik reaksiyon olup olmadığını ve bunun yanı sıra bir takım sindirim problemleri oluşup oluşmadığını gözlemlemek gerekir.

Bu noktada özellikle annelere büyük görevler düşmektedir. Bebeklerde alerjik reaksiyonlar genelde ciltte kızarıklık ya da bir takım belirtilerle ortaya çıkar bu nedenle her ek gıdaya geçişte 3 gün modeli dediğimiz model kullanılarak bebekte bir alerji oluşup oluşmadığı izlenmelidir. Bu modele göre 3 gün aralıklarla ek gıda değiştirilmelidir ve bu 3 gün başka bir ek gıda verilmemelidir” dedi.

BLW yöntemi : Bebeğin kendi kendini beslemesi

Ek gıdaya geçişte son dönemde annelerin en çok merak ettiği konuların başında gelen BLW yöntemi hakkında da fikirlerini beyan eden Mahmut Çivilibal, “BLW yöntemi; Baby Led Weaning denen İngilizce bir tanımlamanın kısaltılmış kullanımıdır ve bu yöntemin temelini, bebeğin kendi kendini beslemesi mantığı oluşturur.

BLW yöntemi bebeğin gıdaları fizyolojik olarak yani dokunarak ve kokusunu alarak tanımasını sağlayan ve ince motor becerilerini de geliştiren bir modelle erişkin tipi beslenmeye daha hızlı geçişinin sağlanmasıdır. Klasik yöntemlerden farkı olarak gıdalar su buharında haşlanarak ya da fırınlanarak, bebek mama sandalyesinde otururken küçük parçalar halinde bebeğin önüne konur.

Bebek her bir gıdayı eline alır, ağzına götürür ve damağıyla ezerek yutar. Beğenirse yemeğe devam eder beğenmezse dışarıya atar. Bu yöntemde ebeveynlere düşen görev, gıdayı uygun şekilde pişirip bebeğin önüne koymak ve bebek beslenirken de çok yakından gözlemlemektir” şeklinde konuştu.