Eğitim sistemimiz

0
356

Son günlerde eğitimdeki tartışmalar aldı başını gidiyor. Müfredatla başlayan tartışmalar, TEOG ile devam ediyor. TEOG kaldırılmalı, yok kaldırılmamalı diye ikiye bölündü insanlar. Ortada kaldı çocuklar…

Bir türlü düzelemeyen bir eğitim sorunu var Türkiye’de. Günü kurtaran kararlarla devam ediyoruz eğitime.
O yüzden soruyorum, dünyada en önemli birkaç şey sayısınız bunların içinde eğitim kaçıncı sıradadır diye?
Türkiye’deki sırasında bilemeyeceğim ama batılı ülkelerde en üst sıralarda olduğunu bilmeniz gerekir.
Bu kadar önemli bir konunun hızla alınmış kararlarla sık sık değiştirilen bir ortamda ne kadar verimli olmasını beklersiniz?
Uygulamaya dönük olmayan hiçbir eğitimin faydası yoktur bir!

Yıllardır söylendiği üzere, ezbere dayanan bir sistemde, çocukları sürekli sınavlarla sınayarak, yorarak nereye varmayı hedefliyoruz ki?
Bir tek sınavda koca bir yıl içerisinde öğrenilen yapılan her şeyi kanıtlamış oluyorlar. Bir öğretmen ve aynı zamanda bir veli olarak şunu iyi biliyorum. Sınavlar her zaman korkutucudur. En basit bir sınav sözünü duydukları zaman o küçük kalpleri en yüksek perdeden atmaya başlar. Bilen bilmeyene karışır. Çok başarılı bir öğrenci bile dikkat dağınıklığıyla hata yapabilir neyle sınıyoruz ki onları? Bir saat içinde yapılan bir sınavla mı?

Derste sözlüye kaldırdığım bir öğrencinin bile titreyerek altına yaptığını görmüşlüğüm vardır. Oysa akıllı ve çalışkan bir kızdı. Bu ekstrem örnekleri geçersek yine aynı şey sınav büyük küçük herkesi heyecanlandıran hatta korkutan bir şey. Üniversiteye giriş sınavlarımız yetmedi, çıtayı indirdik daha da alt sınıflardaki çocukları yıllardır sınadıkça sınıyoruz. Oysa hiçbir çocuk bir diğerine benzemez. Aynı bilgi verebilirsiniz ama sorduğumuz zaman aynı cevapları alamazsınız. İkisi de aynı konuyu aynı şekilde öğrenebilir ama aynı şeyleri yazamazlar. Elbette not sistemine dayanmayan serbest öğrenim şekilleri de var ve ben bunların Türkiye’ye asla sokulmayacağını da çok iyi biliyorum. Çünkü alıştığımız bir şey, sürekli notla sınama durumu…
Mesela Montessori sistemi…

Her çocuk ayrı bir değerdir ve hepsinin ayrı yetenekleri vardır. O yeteneklere göre değerlendirilmeleri gerekir. Ama bizim için çocukların hepsi aynı ve elma armut incir diye ayırmadan hepsini aynı çuvala sokuyoruz. İncir ile elmayı aynı çuvala koyarsanız sonra açmanızı tavsiye etmem. İncir mutlaka ezilip, dağılmıştır. Ne demek istediğimi uzun uzun anlatmayacağım bana göre Türkiye’deki eğitim sistemi baştan aşağı değişmeli. Çocuklar nefes alabilmeli, yaşama tutunabilecekleri bilgileri edinmeli. Matematiği de öğrensinler ama bugün hava -5° ise yarın +1° olduğunda aradaki fark nedir gibi sorularla hem günlük yaşam hem matematik öğretilmiş olur. Oysa biz bunları çizelgede kafa karıştırıcı bir şekilde öğrendik. Zor konular basite indirgenerek ve de gösterilerek öğretilmeli. Elinizle dokunduğunuz veya tuttuğunuz bir şeyi görmemeniz anlamamanız öğrenmemeniz mümkün değil.

Almanya’da ilkokuldaki çocuklar hep beraber alışveriş için markete giderler. Çocuklar evden küçük bir miktar para getirir ve kasadan ödeme yapıp para üstü almayı öğrenirler. Kendileri hesaplayarak para üstünün doğrulup olmadığını karar verirler yani bir de evi toplama ve çıkarmayı orada yapmış olurlar. Sonra defterde istediğiniz kadar toplu halde çıkartma yaptırabilirsiniz o çocuklara.
TEOG sınavına gelince, zaten eşit olmayan bir ortamda çocukları özel okullara gidenlerin kayırıldığı bir durumda diğer çocukların ezilmesine ne gerek var ki? TEOG sınavındaki puanı, o çocuğun daha iyi bir okulu hak ettiğini mi gösterecek? Üstelik sınavlarda genellikle başarılı olan birisi olarak bunu söylüyorum. Her sınav benim için bir ölümdür günler öncesinden kalbim durmadan çarpar sınav günü bildiğim her şeyi unutur sonra tekrar hatırlar sonra gene unutur sınava girene kadar saçmalar dururdum. Ta ki heyecanımı kontrol etmeyi öğrene kadar. Ama yine de sık kullanılmayan bir bilginin ömrünün en fazla iki ay olduğunu kabul edersek, bu sınavların ne kadar saçma olduğunu görürüz. Bir öğrencinin koca bir yıl içerisindeki çalışması anlaması, gayreti bana göre çok daha değerlidir. Yine de umudun var her çocuğun kendine göre bir eğitim alabileceği günlerin geleceğinden.

Paylaş
Önceki İçerikBaşbakan, Fonculara maaş bağlamamış
Sonraki İçerikÇöpte patlayan parfüm Vedat’ın yüzünü yaktı
Rana Elik

Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi-Müzik Eğitimi bölümünü bitirdi. İki yıl TRT de spikerlik yaptıktan sonra Türkiye’nin ilk özel televizyonu Star 1 tv ye transfer oldu. 1998 yılında Kanal 6’ya geçti,6 ay sonra Amerika’ya gitti ve bir yıl süresince mesleki eğitimler ve kurslara katıldı. Daha sonra tv8, ETV, Kral TV, Kanal T, Kanal 34 televizyonlarında ana haber bültenlerini sundu, haber programlarını hazırladı ve yöneticilik yaptı.