Ege’nin ölümsüz bilgeleri

0
220

“İnsanın mutluluğu ya da mutsuzluğu kazandığı altın ya da eşyeyle bağıntılı değildiir.Mutluluk ya da üzüntü kişinin ruhundadır. Bilge bir kişi her yerde evindeymiş gibi hisseder. Evrenin tümü onurlu bir ruhun evidir” diyor Ege Uygarlığı’nın yetiştirdiği ünlü bilge Demokritos…

Evreni onurlu bir ev yapan, insanlığı aydınlatan felsefedir.Güneş dünyayı aydınlatır ve ısıtır; filozoflar da insanlığı aydınlatırlar.İnsanlığın ve dünyanın varlık sırları ,akıl ve mantıkla düşünce eksenini oluşturan fikirler disiplini olan ve düşünce tarihini besleyen felsefede gizlidir.

Boston’da yaşayan Sophia Bilides’in,Büyükannesi’nin yıllarönce Anadolu’dan getirdiği bir türküyü seslendirmesi, yazarlara ilham veriyor ve tarihe ışık tutuyor:
“Gözlerim Ayvalık gibi bir köy görmedi daha,/Bana sor orayı,çünki oradaydım ben./Gümüş kapıları altın anahtarları vardır,/Ve duru bir su kadar güzel kızları.”
Ünlü tarihçi Homeros’un doğum yeri olduğu sanılan “Diana Hamamları ” her köşesi bir tarih olan İzmir’de ,suyu berrak akan Melez Çayı kaynağında yer almaktadır.Homeros’un ölümsüz şirlerini yazdığı pınarın, antik unsurların ve Diana’nın (Artemis) heykelinin yer aldığı mağarada , bir kitabede, “sazlıkjlı Meles’in güzelim suyuyla atlarını yıkadıktan sonra,Klaros’taki üzüm bağlarına at sürdüğü” anlatılır ve “Meles’i övdüm şarkılarımla, kurtarıcım, artık her hastalık ve kötülük sona erdi”(MS -178) ifadeleri yer alır. Artemis için yazılan “Meles Homeros İlahileri yankılanır.

Ünlü mizah ve söz ustası Aziz Nesin’in,İzmir Şirince’de “Felsefe ve Matematik Okulu” açması anlamlı ve önemlidir.
Antik çağda Ege ve Anadolu- Küçük Asya tarihini derinliğine araştırarak ” Troya Savaşı’ndan İstiklal Harbine Anadolu’da Yunanlar” eserinde harmanlayan ünlü yazarJohn Freely,şunları şöyle demekte: “…Yunanların tarihinin, Yunanistan’da değil, Homeros’un Troya Savaşı destanıyla birlikte, edebiyatlarının doğduğu Anadolu’da başladığını söylemek yanlış olmaz… MÖ uzun yıllar süregelen savaşlara rağmen ,Anadolu kentleri filozoflar, şairler ve tarihçiler çıkarmaya devam etti. Bunlardan en önemlisi, Pers Savaşları sırasında doğan ve tarih’inde doğu ile batı çatışmasını konu alan Halikarnassoslu Herotos idi…”

Homeros, İlyada’nın ilk dizelerinde şöyle demekte:”Söyle, tanrıça,Peleusoğlu Akhilleus’un öfkesini söyle/Acı üstüne acıyı ,Akhalara o kahreden öfke getirdi…”
Odysseia VIII.Kitap’ta, Odyysseus, Kral Alkinoos’un sarayında, ozanlara hakkını verir:
“Ozanlar saygı görürler ve değerli biliniirler/Bu yeryüzünde yaşayan tekmil insanlar arasında,/Çünkü Mousa öğretmeiştir onlara ezgi söylemeyi,/Musa’lar çok sever ozanlar soyunu.”

Gönülllerin sesi olan şiirler,şarkılarda nağme,türkülerde ezgi olup gönüllere ve dillere geri dönerler. Hayatı seslendiren şiirler, şarkıların ve türkülerin temel ögesidir. Yoğun duygular ile algıları, sesle uyumu ve uyumla anlamı bütünleştirerek söz sanatına aktaran şair, bir çağlayan gibi gürleyerek yücelerden sonsuzluğu serinletir. Bir deniz rüzgârı gibi ılık ılık eserek gönüllere su serper,gözlerde umut, rüzgârda ses, ozanda nefes olur. Şairler dizelerden yaptığı basamaklarla yücelere çıkarlar. Yarattığı eserin temasında kendini bulur.Güzel sanatlara tema ,kanat ve kol olur.
Prof.Dr. Erhan Güzel , Matematik ve Şiir makalesinde şunları ifade etmekte: ” Şiir, yüksek bir matematiksel düzenek olan evrenin küçük bir örneğidir.Şairin özgün bir kurgulamayla kağıda aktardığı yetenek-matematiksel zekâ uyumu, belki de evrenin gizli şifrelerini barındırdığı için şiir her çağda insanların vazgeçilmezi olmuştur.”
İtalya’nın Verona kentinde doğan ünlü şair Catullus (İ.Ö.84-54) İznik kentine gelir, daha sonra Troia’ya kerdeşinin mezarını ziyarete gider ve bu ziyaretini şiire aktarır:

“Birçok ülkeler, birçok denizler aştım geldim,/Yeraltına bu acıklı göçüne, kardeşim,/Son ödevi yapmak için ölümünde sana,/ Sessiz külüne sesleneyim diye boşuna./Yazgı ayırdı seni bir kere benden artık,/ Zamansız yitirdiğim mutsuz kardeşim yazık./Ana-babamın eski türesince bugün de/İşte acı sunularım yeraltı göçünde,/Bol bol döktüğüm kardeşçe göz yaşlarımı al,/ Sonsuzluk içinde, kardeşim, güle güle kal.”
Dido Satiriyu,”Benden

Antik İon kenti Klazomenai (Urla )doğumlu Anaksagoras,ergenlik çağında Atina’ya giderek Perikles’in hocası olmuş,Miletoslu(Milet) filozoflar Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes’in düşüncelerini geliştirerek, kozmosun fiziksel doğası hakkında kuramlar oluşturmuş.
29 şUBAT 1900’de Urla’da doğan ve 1914′ te ailesiyle birlikte Atina’ya giden ve yazdığı şiirleri ile modern Yunan edebiyatının rönesansında oynadığı etkin rol nedeniyle,1963’te Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan şair Yorgo Seferis,anılarını şiiirlere aktardı: ” Gün batar iki birader kayasından aşağı./Alacakaranlık yayılır gökyüzüne ve denize,bitmez tükenmez bir sevdanın renkleri gibi.”

Troya’dan Assos’a ,sart ve Bodrum’a,Side’den Urla’ya ve sayısız antik kentlere uzanan, doğal güzellikleri ile cennet köşesi, özgün uygarlık ve kültür değerleri ile dünya kültür mirası ,güneş ve güzel atlar ülkesi Ege ve Anadolu coğrafyası , dünyanın en eski ve en zengin mitoloji, destan,efsane, kültür, tarih, felsefe ve edebiyat değerlerini bağrında taşımaktadır.

Bütün bu değerleri taçlandıran düşünce zenginliği ve aydınlanma felsefesi ile de insanlık tarihine sonsuz bir ışık tutmaktadır. Tarihe, coğrafyaya ve kitaplara sığmayan bu fikir ve düşünce zenginliğini yaratan ve felsefe tarihinde unutulmaz derin izler bırakan, onur ve aydınlık simgesi ölümsüz filozoflara Bodrum kıyılarından selam olsun.