Dünyanın yüzde 3’ü göçmen

0
286

Prof. Dr. Süleyman İrvan, ” İnsan ticareti ve insan kaçakçılığı birbirine karıştırılmamalıdır. Temel olarak göçmen kaçakçılığı devlete karşı işlenen bir suç, insan ticareti ise insana karşı yani insan haklarına karşı işlenen bir suçtur”

Son yıllarda ülkemizde ve Dünyada artış gösteren insan ticareti ve insan kaçakçılığının önüne alınan önlemlere rağmen bir türlü geçilemiyor. Göçmen kaçakçılığı devlete karşı işlenen bir suç iken insan ticareti ise insan haklarına karşı işlenen bir suç olarak göze çarpıyor.
Türkiye’de İnsan Ticaretinin Önlenmesi, Tespiti ve Mücadelesi Projesi Medya Çalıştayı insan ticareti ve insan kaçakçılığı konusunda farkındalık yaratabilmek için Ankara Limak Ambassadore Hotel’de yapıldı.

Medya Çalıştayı’na Göç İdaresi Genel Müdürlüğü(GİGM) Temsilcisi Osman Karaman, Ulusal Proje Yöneticisi Özge Hassa, Uluslar arası Uzman/Eğitmen Tamme De Leur, Göç Uzmanı Abdullah Semih Yıldız, Akademisyen Prof. Dr. Süleyman İrvan ve medya mensupları katıldı. Medya Çalıştayı’nda üzerinde durulan en önemli temel konu ise, insan ticareti ve insan kaçakçılığının birbirine karıştırılması oldu. Konuşmacılar insan ticareti ve insan kaçakçılığının birbirine karıştırılmaması gereken iki önemli konu olduğunu belirtti. Medya da yer alan insan ticareti ve insan kaçakçılığı haberlerinden örnekler veren konuşmacılar, medya mensuplarını etik konusunda uyardı.
Açılış konuşması yapan Göç İdaresi Genel Müdürlüğü(GİGM) Temsilcisi Osman Karaman, İnsanlık tarihinin başlangıcından beri var olan göç olgusunun 21. y.y’da önemli bir noktaya ulaştığını ve tüm insanlığı derinden etkilediğini belirterek, “Göçmen sayılarının dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 3’üne ulaştığı göz önüne alındığında küreselleşmenin, bölgesel çatışmanın, yoksulluğun göç hareketlerini tetiklediğini görmekteyiz. Bu göç hareketliliğinden en çok etkilenenler ise kadın ve çocuklardır. Kurumlar arasındaki işbirliği, farkındalık faaliyetleri ve personelle verilen eğitim sayesinde son yıllarda insan ticareti mağdur sayısında ciddi bir artış yaşanmıştır. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün kurulmasından bugüne kadar yaklaşık 4,500 kişi ile mülakat gerçekleştirilmiş, 596 insan ticareti mağduru tespit edilerek destek hizmetlerine yönlendirilmiştir. Göç idaresi olarak destek hizmetlerine önem veriyoruz” dedi.

AMAÇ FARKINDALIĞI ARTTIRMAK

İngiltere Büyükelçiliği’nin katkıları ile projeyi sürdürdüklerini söyleyen Ulusal Proje Yöneticisi Özge Hassa, “Bu proje ile Türkiye’nin 81 ilinde insan ticaretinin önlenmesi, tespiti ve sevki anlamında mevcut devlet kurumlarımızın kapasitesini daha da güçlendirmek ve kurumsal çerçeveyi güçlendirmek amaçlanmaktadır. İnsan ticareti ile etkili mücadele ve farkındalığı arttırmak projemizin yine amaçlarından bir tanesidir. Projede iki temel bileşen yer alıyor; birinci bileşen, kurumsal çerçeve ve kapasite geliştirme. İkinci bileşenimiz ise, Türkiye’de insan ticaretinin farklı biçimleri hakkında farkındalığı artırmak. Bu Kapsamda birçok çalışmaya imza atmaya ve çalıştaylar düzenlemeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

KANUNDA Kİ BOŞLUKLARI BİLİYORLAR

Yaklaşık 10 yıldır İnsan ticareti ile mücadele de çalıştığını ve 25 yıldır gazeteci olarak çalıştığını vurgulayan Uluslar arası Uzman/Eğitmen Tamme De Leur, “İnsan ticareti konusunda ders veriyorum. Hollanda’da 500 kişi ile görüşme yaptım. Hollanda’da bin 200 mağdur var. Ama yapılan araştırmalara göre bu sayı 6 bin kişi civarındadır. Biz bunları göremiyoruz. Esas amacımız da bu görünmeyen kısma eğilmektir. Polis ile birlikte çalışıyorum. Bu tür konferansların ve çalıştayların önemli olduğunu düşünüyorum. Mağdurların hikayelerine ihtiyacımız var. Biz bu mağdurları ne kadar TV’lerde görünür kılarsak o kadar sorunlarına eğilmiş oluruz. İnsan kaçakçıları kanundaki boşlukları iyi biliyorlar. Bu boşlukları iyi bildikleri için profesyonel çalışıyorlar. Biz kanun üstünde çalışıyoruz. Bu boşlukları gidermeye çalışıyoruz” diye konuştu.
De Leur,konuşmasına şu şekilde devam etti: “İnsan ticareti ile insan kaçakçılığı birbirine karıştırılmamalıdır. İkisi arasında fark var. İkisi de suç ikisi de ticaret işidir. Ve oldukça fazla kazanç sağlayan bir ticaret şeklidir. İnsan kaçakçılığında bir sınır geçişi söz konusudur. Bir devlete karşı işlenen bir suçtur. Kısa süreli bir iştir. Sadece bir kez ödeme yapılır. İnsan ticareti ise uzun sürer ve uzun kazanç elde edilir. İnsan ticareti konusu siyasi bir konudur. Siyaset ve siyasetçiler iyi işlemezse suçlular ve tacirler daha çok güç kazanır. Siyasetçilerin bu konuya iyi hakim olmaları gerekir. Siyasetçilerin numaralarına sahip olmam benim için büyük bir avantajdır. İnsan ticareti ekonomi ile çok alakalıdır. Ekonomi ticarettir para kazanmaktır.”

SOSYAL MEDYAYI DA KULLANIYORLAR

“Sosyal medya da iyi olabiliriz fakat onların bu mecra da nasıl güçlü olduklarını bilmiyoruz. Sosyal medyada devamlı bir hareket halindeler. Bu konuda şirket ve iş dünyası ile birlikte çalışılmalıdır. İnsan ticareti söz konusu olduğunda paranın geldiği noktaya kadar gitmeliyiz. Gazeteciliğin etik değerlerine sahip olmayan ve farklı amaç içerisinde olan meslektaşlarınıza karşı bir tavır koyun. Mağdurun yüzünün verilmemesi için bir etik olması gerekir. İnsanların yüzünün gösterilmesi etik değildir. Biz bunu medya da görmek istemiyoruz. Para bile verilirse mağdurun yüzünü göstermeyin. Erkek kadınlardan çok, kadın mağdurlara odaklanıyoruz. Bu doğru değil, birçok mağdur erkek var. Kadınlar çaresiz kimseler gibi gösterilemez. Kurtarılmayı bekleyen kişiler gibi gösterilemez.”

ETİK KORUNMALI, EĞİTİM ŞART

Sorunun çok önemli olduğuna dikkat çeken Akademisyen Prof. Dr. Süleyman İrvan ise şunları söyledi: “Sorun nedir? Medya bu soruna nereden bakıyor? Nasıl bakmalı? İnsan ticareti ve insan kaçakçılığı birbirine karıştırılmamalıdır. Medya da bu konu da çok hataya düşüyor ve bu iki kavram birbirine karıştırılıyor. Temel olarak göçmen kaçakçılığı devlete karşı işlenen bir suç, insan ticareti ise insana karşı yani insan haklarına karşı işlenen bir suçtur. Bu açıdan da daha önemlidir. Mağdurların kim olduğu, nasıl mağdur edildiği ve ne kadar süre mağdur edildiği çok kolay değil. Türk medyasının bu konuya nasıl yaklaştığını rahatlıkla görebiliriz. . İnsan ticareti bizim medyamız açısından önemsiz bir konu.
Bu konuya çok fazla ilgi gösterilmiyor. Bu konuyu kendi alanı olarak belirleyip uğraşan bir gazetecimiz bile yoktur. Haberlerde mağdur ve tacir aynı kefeye konuluyor. Bu doğru değildir. Tacirler değil, de mağdurların fotoğrafları daha çok kullanılıyor. Haberlerde genellikle fuhuş yapan kadınların yakalandığı söyleniyor. Mağdur olan kişiler neden yakalansın? Eğer mağdur ise, yakalandı yüklemi yerine kurtarıldı yüklemi kullanılabilir.
Medya da İnsan ticareti eşittir fuhuş algısı hakimdir. Haberler bu şekilde sürülüyor. Haberlerin fuhuş olarak verilmesi, insan ticareti boyutunu gizleyen bir durumdur. İnsanların yüzleri verildiği için, adresleri gösterildiği için bir nevi mağduriyeti kalıcılaştırıyoruz. Çünkü bu haberler hep internette kalıcı olarak beklemektedir. Mağdur konumdaki kişilerin isimleri ve konumları kullanılmamalıdır. Tacirler fotoğraflarda yok. Mağdurlar var. Etiğin korunması için eğitim şarttır. Farkındalığın oluşturulması gerekir.”