Ana Sayfa Yazarlar Dünyada Kadın Hakları ve Genç Cumhuriyet

Dünyada Kadın Hakları ve Genç Cumhuriyet

100
PAYLAŞ

ABD’nde 8 Mart 1857 tarihinde, greve giden bir tekstil fabrikası çalışanları arasında 129 kadının, içinde direniş gösterdikleri fabrikanın kundaklanması sonucu hayatlarını kaybetmeleri, kadın emekçilerin hakları yönünde bir farkındalığa yol açmıştır.

1921 yılında Sosyalist Enternasyonal, anılan tarihi ‘Dünya Kadın Emekçileri Günü’ olarak kabul etmiş, yıllar sonra Birleşmiş Milletler Örgütü (BM) ise ‘Dünya Kadınlar Günü’ olarak benimsemiştir.
Ülkemizde ise genç Cumhuriyet, aynı tarihin ‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ olarak kutlanmasını daha 1921 yılında kararlaştırmıştır. Cumhuriyet ayrıca 1926 yılında Medeni Kanun’u kabul ettiği gibi, 1933 yılında ise kadınlara seçme ve seçilme haklarını tanımıştır. Ne yazık ki Türk kadının konumu, son on yıllarda giderek aşındırılmaktadır.
Dünyaya baktığımızda, batılı ülkelerde bile ülkemizdeki kadar geniş bir biçimde kadın haklarının tanınması daha sonraki yıllarda gerçekleşmiştir. Ancak bu ülkeler mesafeyi çabucak kapattıkları gibi ülkemizin önüne geçmişlerdir; bu konuda da verilebilecek en güzel örnek, İsveç başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesi parlamentoların da kadınlara yüzde elli kontenjan tanınmış bulunmasıdır. Boşanma sırasında, evlilikte ortaklaşa edinilen mal varlığının yarı yarıya paylaşılması ilkesi de ilerici bir anlayışın sonucudur.
Kadın haklarına ilişkin olarak, demokrasiyle yönetilen ülkelerde ilerlemeler kaydedilirken, Afrika kıtası, Ortadoğu ile Güneydoğu Asya bölgelerinde durumun yerinde saydığı üzülerek izlenmektedir. Bu bölgelerdeki ülkelerde kız çocukların eğitimine önem verilmediği gibi, kızların genç yaşta evlendirilmesine devam olunmakta, miras konusundaki hakları gasp edilmekte ve hatta bazı ülkelerde kadınlara sünnet uygulaması yapılmaktadır. Başlık konusu ile kadının bir mal haline getirilmesinden bahsetmiyorum bile!
İnsanın insana eziyetinin hiçbir dinde kabul görmemesine karşı, az gelişmiş ülkelerde din olgusu kullanılarak kadınların ezilmesine ne yazık ki devam olunmaktadır. Kadınlar örtülere büründürülmekte ve toplum içindeki görevleri, eşlerini memnun etmek ile çocuk bakmaya indirgenmektedir.
Kadınlara yönelik ‘eşit’ değil; ‘öteki’ şeklinde ifade olunabilecek bu hastalıklı anlayışın dünya çapında düzeltilmesi için, daha aileden başlamak üzere erkek odaklı eğitime ihtiyaç bulunduğu gerçeğinden hareketle, BM tarafından çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.
Kadına yönelik şiddetin ne yazık ki tırmanış gösterdiği ülkemizde de kadın haklarının gereğince belletilmesinin devletin başlıca görevleri arasında bulunduğu kanaatindeyiz.
Bu vesileyle, ülkemizi kadın hakları konusunda ileri ülkeler arasında öncü duruma getirmeye gayret etmiş Ata’mızı da sevgi ve hayırla yâd etmiş olalım!

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam