Dünya fokurdarken!

0
81

“Referandum yapılacak mı, yapılmayacak mı?” şeklinde ve henüz cevabını bilmediğimiz soru var önümüzde… İktidar partisinin TBMM’den büyük bir acelecilikle geçirdiği Yeni Anayasa’nın son onayı, neden bu kadar gecikti diye merak ediyoruz…

Halk oylamasında “evet” oylarının kazanması için uygun bir ortam beklendiği de söyleniyor; oylamanın 23 Nisan’a denk getirilerek, bir mesaj daha verilmek istendiği de…

Tamam, siyaset yapmanın koşuludur “ince ince hesaplar” yapmak… Ama dünya dengesinin bu kadar hızla değiştiği bir ortama ayak uydurabilmenin de bir koşulu vardır…

Trump’ın yönetiminde ABD öyle çıkışlar yapıyor, ortamı öyle bir karıştırıyor ki; hızlı tepkilere zorluyor diğer ülkeleri…

Örneğin Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk, ABD Başkanı’nı sert bir dille eleştirdi geçtiğimiz günlerde ve “Donald Trump’ın Avrupa için varoluşsal bir tehdit olduğunu” söyledi. Bununla da yetinmedi ve Konsey’e 27 devlete açık bir mektup yollayarak, Avrupa Birliğini tehdit eden diğer unsurları da “Rusya, Çin ve radikal örgütler” olarak sıraladı…

Yakında yapılacak ve Avrupa’dan çok sayıda devlet adamının katılacağı Malta Zirvesi öncesinde yapılan bir “politik birliktelik” çağrısıydı bu…

“Çin’in iddialı ve Rusya’nın saldırgan politikalarının, Orta Doğu’daki terör ve yeni Amerikan yönetiminin kaygı verici kararlarının; Avrupa’nın geleceğini tehlikeye soktuğu” yolundaki tezler yaygınlaştı.

Bütün bu gelişmeler yaşanırken, Türkiye’ye büyük bir sessizlik hâkim… “İçe bu kadar çok yoğunlaşıp, dış dünyayı bu kadar görmezden gelerek” bir yere varılamayacağını görmek gerek…

Yoksa “Avrupa Birliği’nin dağılması, üye ülkelerin tam bağımsızlığını geri kazanmasına yol açmaz, aksine ABD, Rusya ve Çin gibi büyük güçlere bağımlılık anlamına gelir.” görüşüne katılmıyor ve bu nedenle mi sessiz kalıyor Türkiye’yi yönetenler..?

En azından bu konudaki görüşlerini halka açıklamaları gerekmez mi..?

Umarım “Cumhurbaşkanlığı Sistemi geldiğinde tüm sorunlar bitecek” düşüncesinin, yalnız Türkiye için değil, “tüm dünya için de geçerli olduğunu” sanmıyorlardır…

Ya da, her söylenene inanmaya hazır kitleleri “evet” demeye ikna emek için mi dünyayı görmezden geliyorlar..?