Devletlerin istihbarata gerek duyması ve bunun için kurumlar oluşturması, normal ve anlaşılabilir bir şey…

Özellikle devletlerin tarih boyu birbirlerinin topraklarına göz diktikleri bir dünyada…

Baştaki amaç; “kendi varlığı için tehlike olarak gördükleri başka devletlerin çalışmalarını önceden öğrenmek” ve buna karşı tedbir almaktı. Zaman içinde “tedbir almanın” ölçüsü kaçmaya başlayınca, işin şekli de değişti ve istihbarat örgütleri birer vurucu güce dönüşmeye başladı…

Küba’da Fidel Castro’ya karşı CIA tarafından düzenlenen Domuzlar Körfezi çıkartması fiyaskoyla sonuçlanınca, dünya bu yeni vurucu güçlerin ilk işaretini almış oldu.

Zaman içinde biraz daha geriye uzanıp, CIA’nın bir çok ülkenin istihbarat örgütlerini “biçimlendirmesinin” nasıl olduğuna bir bakalım şimdi…

Sovyetler Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri, dünyanın tek hakimi olmak için “soğuk” biçimde savaşıyorlardı. Amerika’nın 2. Dünya Savaşı sonrası yeni edindiği müttefiklere, “istihbaratın nasıl olması gerektiğini öğretmek(!)” görevini CIA üstlenmişti. Müttefikler memnundu. Yardım alıyorlardı(!) sonuçta…

ABD’de CIA’nın görevinin dış istihbarat olduğunu, iç istihbaratın FBI’nın görev alanına girdiğini görmezden geliyorlardı bu arada. Özellikle Balkanlar’dan başlayıp Arap ülkelerine uzanan bölgelerde ülkeler için bir fırsattı bu adeta. Bir iç istihbarat teşkilatını sıfırdan başlayıp kurmaktansa, mevcudu kullanmak iyi gelmişti.

Çünkü CIA’nin asıl hedefinin “paylaşım yoluyla kendi istihbarat ağını güçlendirmek” olduğunun farkında değillerdi…

Domuzlar Körfezi fiyaskosundan sonraki dönemde, adına “psikolojik savunma” dediği yeni bir yöntem geliştirmişti CIA. Böylece; abartılmış, saptırılmış, hatta tümüyle yalan haberler yayarak, kamuoyunun yönlendirilmesi hedefleniyordu. Bu yöntemin “soğuk savaş müttefiki ülkelere yayılması da çok hızlı oldu… Peş peşe “psikolojik savunma birimleri kurmaya başladılar ve ülkelerini CIA’nın provokasyonuna açık hale getirmiş oldular…

Bugün dünya bir “dejavu” ile yüzyüze…

…Ve bunun farkında olanlar arasında, sıradan insanlar yok kesinlikle…

Hatırlayanlar, şimdi Ortadoğu odaklı gibi görünen bir trajedinin “bir zamanlar Afganistan / Pakistan bölgesinde yaşanmış olduğunu” görebiliyor…

Sovyetler Birliği’nin Gorbaçov eliyle dağıtıldığını, iki bloklu bir dünyaya karşı çıkıp bağlantısızlık ilan eden Tito’nun ülkesinden artık “Eski Yugoslavya” diye söz edildiğini de unutmuş gibi insanlar..!