Ana Sayfa Ekonomi Dünya Bankası Anadolu Kaplanları Raporu: Türkiye şehirleşmesini milli gelirle birlikte artıran nadir...

Dünya Bankası Anadolu Kaplanları Raporu: Türkiye şehirleşmesini milli gelirle birlikte artıran nadir ülkelerden

83
PAYLAŞ

Dünya Bankası Türkiye Direktörlüğü’nün “Şehirleşme Odak Notu: Anadolu Kaplanları’nın Yükselişi” başlıklı notu yayınlandı. Notta, Şili, Malezya, Çin, Güney Kore, Botsvana ile birlikte sadece birkaç tane OECD ülkesinin benzer şekilde şehirleşmeyi başarılı olarak yönetebildiği belirtildi

ANKARA – Dünya Bankası, Türkiye’nin 1980-2012 döneminde, şehirleşme oranını, kişi başına düşen milli geliriyle birlikte artırabilen nadir ülkelerden biri olduğunu bildirdi.
Dünya Bankası Türkiye Direktörlüğü’nün “Şehirleşme Odak Notu: Anadolu Kaplanları’nın Yükselişi” başlıklı notu yayınlandı. Notta, Şili, Malezya, Çin, Güney Kore, Botsvana ile birlikte sadece birkaç tane OECD ülkesinin benzer şekilde şehirleşmeyi başarılı olarak yönetebildiği belirtildi.
Diğer gelişmekte olan ülkelerde, şehirleşmenin ya yürürlükteki politikalarla engellendiği ya da kümelenmeyle elde edilen kazançların gecekondu mahalleleri ve çarpık kentleşen şehirler nedeniyle kaybedildiği belirtilen notta, “Şehir ve şehir çevresindeki arazilerin büyük bir kısmının merkezi yönetimin elinde oluşu Türkiye’nin yaşadığı deneyimi anlamada kilit bir faktördür. Kırsal kesimden şehirlere göç edenlerin kamu arazilerine (gayri resmi olarak) yerleşmelerine ilk başlarda müsamaha gösterilmiştir. Ancak, kendilerine daha sonra bu arazilerin tapuları verilmiş, bu da onları mülklerine yatırım yapmaya, belediyeleri de bu mülklere hizmet götürmeye sevk etmiştir. Böylece Türkiye, artan ekonomik fırsatlar doğrultusunda şehirlere göçü teşvik ederken gelişmekte olan diğer ülkelerde görülen gecekondulaşmayı engellemiştir” denildi.
Odak Notu’nda şehirlerde iç göçmenlerin yerleştiği bu alanların 1980’lerin sonlarından itibaren ve son on yılda artan bir ivmeyle modern ticari ve toplu konutlara dönüştürüldüğü belirtildi.
Bu nedenle Türkiye’de şehirleşmenin, sadece artan ekonomik fırsatlarla değil aynı zamanda insanların temel hizmetlere erişimindeki gelişmelerle de bağlantılı olduğunu kaydeden Dünya Bankası, “Bu da kümelenmenin getirdiği ekonomik faydaları arttırmıştır” görüşünü savundu. DB Odak Notu’nda Türkiye’deki kentleşme konusunda şöyle denildi:
“-Türkiye’nin şehirleşme hikayesinde iki spesifik politika tercihi eşit derecede önem arz etmektedir. Bunlardan ilki, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerdeki şehir planlamasını ve kamu hizmetleri teminini şehirlerin ekonomik ayak izleri doğrultusunda büyükşehir belediyesi düzeyinde birleştiren 1984 Büyükşehir Belediyesi Kanunu’dur. Bu kanun, kentsel gelişim ile kritik kentsel altyapı yatırımlarının koordine edilmesini büyük ölçüde kolaylaştırmıştır.
-İkincisi de merkezi yönetimin bağlantı altyapısına, özellikle de ulaşıma yaptığı yatırımlardır.1930’larda demir yollarıyla başlayan bu süreçte, art arda gelen hükümetler ulaşım altyapısının ekonomik kalkınmaya ayak uyduracak düzeyde olmasını sağlamıştır. Bunun sonucunda Anadolu’nun iç bölgelerinin sahildeki ticari merkezlerle bağlanmasını sağlamış ve Türkiye’nin 1980 sonrasında yakaladığı küresel ekonomiyle entegrasyon hızının ülke içi entegrasyon ve bölgesel yakınsamayla ilişkili olduğunu göstermiştir.
-Yine de, Türkiye’nin önünde, şehirlerini sadece fonksiyonel olmaktan çıkarıp, küresel çapta yetenekler için çekim merkezi haline getirmek ve daha büyük yenilik ve üretkenlik merkezlerine dönüştürebilmek için aşması gereken dört politika sorunu bulunmaktadır.
-Bunlardan ilki, ikinci sıradaki şehirlerin rekabet güçlerini geliştirebilmek için, Istanbul, İzmir ve Ankara gibi küresel ölçekte rekabetçi şehirleri izleyerek, sundukları ürün ve hizmetlerin katma değerini artırarak kendilerini diğer şehirlerden farklılaştırırken, aynı zamanda sundukları ürün ve hizmetleri çeşitlendirmesi gerekiyor.
-İkincisi, şehir merkezlerindeki değerli kamu arazileri üzerinde yükselen kentsel dönüşüm modelinin artık geçerliliğini yitirmiş olabileceğidir. Arazi miktarı giderek azalmakta ve kentsel arazi kullanımına ilişkin çoklu talepler arasındaki seçimler gün geçtikçe daha keskin hale gelmektedir. Kamu arazileri, bütçeye ek bir maliyet olmadan toplu konut ve ticari gayrimenkul ikilisine yapılan yatırımları artık kolaylaştıramamaktadır. Bu seçimler arasında orta yolu bulmak için yeni devlet desteği ve müdahalesi modellerine ihtiyaç duyulmaktadır.
-Üçüncüsü, kamu politikası, daha iyi planlama yaparak ve gayrimenkul geliştirme haklarının dağıtımına yönelik daha şeffaf bir sistem geliştirerek büyük bir katma değer yaratabilir.”
Toplu taşıma hizmetlerinin, trafik ve kirlilik problemlerinin azaltılmasına yardımcı olacağı örneği verilen Odak Notu’nda “Türkiye’deki motorlu araç kullanım eğiliminin modelini mi yoksa Kuzey Avrupa modelini mi takip edeceğinin politika tercihleri belirleyecektir: Kuzey Amerika modelinde özel otomobil kullanımı şehir içi ulaşımda dahi tercih edilirken, Kuzey Avrupa modelinde verimli kentsel ulaşım sistemleri özel otomobil kullanımını gereksiz kılmakla kalmamakta, hatta bazen engel haline bile getirmektedir” denildi.
Notta toplu taşımanın, arsa değerlerini de önemli oranda artırdığı kaydedildi, bunun toplu konut ve kamu hizmetlerinin temini dâhil olmak üzere, öncelikli kamu hizmetlerinin finansmanına yardımcı olmak için emlak vergileri veya arazi geliştirme haklarının açık arttırma ile satılması şeklinde bir kazancı da olabileceği kaydedildi.
Dördüncü olarak kümelenme ekonomilerinin, Türkiye’de kamu hizmetlerine daha az erişimi olan ve nüfus yoğunluğunun daha düşük olduğu şehirlerden çok daha dinamik ve gelişmiş şehirlere fayda sağlamaya muhtemelen devam edeceğini belirten Dünya Bankası çalışmasını şöyle bitirdi:
“Bölgesel eşitsizlikleri azaltmak için hükümetlerin kaynakları daha geri kalmış bölgelere aktarmayı sürdürmesi gerekecektir. Ulaşıma, sağlığa ve eğitime yapılan merkezi yönetim yatırımlarına ek olarak, belediyelerin özerkliğini, idaresini ve hesap verebilirliğini güçlendirmeye ilişkin önlemlere paralel olarak merkezi yönetimden yerel yönetimlere yetki ve kaynak aktarımı tekrar düşünülebilir.”

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam