Geçmişte dünya tarihine yön vermiş bir milletin ve medeniyetin mirasçısı olan Türk milleti, tarihine yabancılaşmanın bir sonucu olarak geçmişini yeteri kadar tanımadığı gibi geleceğine de kayıtsız davranmaktadır.

Aliya İzzetbegoviç bir konuşmasında: “Hatırlama ilerlemiş medeni halklar ile geri kalmış ilkel halkları birbirinden ayıran ölçüttür. Medeni halkların anıları vardır. Önemli olaylarını hatırlayan halklar tarih dediğimiz şeye sahip olurlar.” demektedir. Gündelik hayatın anlık akışı içinde tarih bilincinden yoksun insanlarımız, geçmişe ve geleceğe dair şuur eksikliğinin bir sonucu olarak kendilerini ve ülkemizi ufuksuzluğa mahkûm etmektedir. Dünya dengelerinin yeniden şekillendirildiği bu yüzyılda, yönlendirilen ülke olmak yerine yön veren ülke olmanın yolu, tarih bilmekten ve millî şuura sahip olmaktan geçmektedir.
Milliyetçi Hareketin teorisyenlerinden olan Dündar Taşer, geleceğin “Büyük Türkiye”sini kurmak yolunda özellikle gençlerimize, tarih bilgisi ve millî şuur kazandırmak için önemli hizmetler vermiştir. 1925 yılında Gaziantep’te doğmuştur. Kara Harp Okulundan teğmen rütbesiyle mezun olduktan sonra, kurmay subay olarak binbaşı rütbesine kadar ordunun değişik kademelerinde görev yapmıştır. Okul yıllarında 3 Mayıs 1944 olaylarına karıştığı gerekçesiyle hakkında soruşturma açılmıştır. 27 Mayıs 1960 İhtilalı’nda Alparslan Türkeş’le beraber hareket eden Taşer, 14’ler olayının içinde yer almış ve yurtdışına diplomat olarak gönderilmiştir. 1963 yılında Türkiye’ye dönen Dündar Taşer, 1965 yılında Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisinde (CKMP) siyasi hayata girmiş, 1967 Kurultayı’ndan sonra genel başkan yardımcılığı görevine getirilmiştir. Partide, Türkeş’ten sonra ikinci isim olan Taşer, 1965’te Gaziantep’ten milletvekili adayı, 2 Haziran 1968 seçimlerinde senatör adayı, 1969 genel seçimlerinde ise İstanbul’dan milletvekili adayı olmuş, ancak seçimi çok az bir farkla kaybetmiştir.
Geleceğe yönelik Büyük Türkiye vizyonunu oluşturmak konusunda tarihi önemli bir bilim dalı olarak gören Dündar Taşer, derin tarih bilgisi eşliğinde yaptığı gerçekçi yorumlarla dikkatleri üzerine çekmiştir. Kendi neslini yeteri kadar tarih bilgisi ve millî şuura sahip görmeyen Dündar Taşer, bu nesli şu şekilde tarif etmiştir:“Bizim neslimiz bir reaksiyon neslidir; yılgın, aciz, rahatçı, ürkek, çekingen, nemelazımcı ve renksizdir. Dedelerimizin her meseleyi halledip bitirmediğinden müteessirdirler. Fatih Sultan Mehmet’in asfalt yol yapmadığına da çok kızgındırlar. Uslu uslu otururlar, akıllı akıllı konuşurlar. Ne işimiz vardı Yemen’de; niye gittik Viyana’ya; bu Kıbrıs meselesi nereden çıktı başımıza diye şikâyet ederler. Dedikleri bu; düşündükleriyse daha beterdir. Tek gayeleri vardır: Sorumlu olmamak. Millî ve tarihî sorumluluk bir yana, resmî vazifeden olan sorumlulukları bile üstlenmemektedirler.”
1967-1968 yılları arasında kurulmaya başlayan Genç Ülkücüler ve Ülkü Ocaklarının kurulmasında ve eğitiminde önemli hizmetler vermiş olan Dündar Taşer, genç kuşaklara söyleyecek çok şeyi olan bir fikir ve dava adamıydı. Gençlere tarihini ve medeniyetini anlatmanın yanı sıra neler yapılması gerektiğini şu şekilde açıklamıştır: “Biz dünyanın en büyük imparatorluklarını kurmuş ve hakimiyetini eski dünyanın bilinen her köşesinde yürütmüş bir milletiz… 150 yıldır her türlü uygulanan şekil kavgalarını terk zamanı gelmiştir. Millî şuur Ülkücü Hareketi doğurmuştur… Sokaktan mektebe, kahveden fabrikaya koşmalıyız. Sanayimiz kurulmalı, büyük milletin imkânlarını büyük geleceği kurmak için seferber etmeliyiz.”
Büyük Türkiye’ye ulaşmak için mücadeleler veren Dündar Taşer, 13 Haziran 1972 tarihinde elim bir trafik kazası sonucu aramızdan ayrılmıştır.

PAYLAŞ
Önceki İçerikYılan korkusuyla yaşıyorlar
Sonraki İçerikMafya yine cirit atmaya başladı!
Gürcan Dağdaş
54. Cumhuriyet Hükümeti'nde Devlet Bakanı olarak görev yaptı. 22 Temmuz 2007 Genel Seçimlerinde, MHP'den Kars Milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23'üncü dönem üyesi oldu. Aralık 2013 yılında, MHP'den istifa etti. Toplumsal Çözülme, Kağıda Düşenler, Düşünceye Davet ve Fetret Dönemi Yazıları ismiyle yayınlanmış, dört kitabı var.