Ana Sayfa Güncel Duayen Gazeteci Orhan Uğuroğlu’ndan Özal’lı yıllar

Duayen Gazeteci Orhan Uğuroğlu’ndan Özal’lı yıllar

238
PAYLAŞ

Gazetemiz Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Orhan Uğuroğlu, TGRT Haberde “canlı olarak yayınlanan “Ercan Gürses’le Hafta Sonu” programına konuk oldu. Uğuroğlu, “Özal’lı Yılların Bilinmeyenleri” konulu söyleşide bir saati aşkın bir süre, tarihi anlara tanıklık eden Özal’lı yıllara ilişkin anılarını paylaştı. İşte o anılara ilişkin detaylar Orhan Uğuroğlu’ nun anlatımı ile;
BİR KARİKATÜR 12 YILLIK ZORUNLU EĞİTİMİ NASIL 30 YIL ERTELEDİ
12 dönemi 1982 Hasan Sağlam Milli Eğitim Bakanı. Genel müdürün biriyle o dönemde görüşüyoruz. Hatta ismini de söyleyeyim Fikri Yanıkömeroğlu. Benim de haber kaynaklarımdan bir tanesi. Bana bir yasa tasarısı gösterdi. İlk ilkokula başlama yaşı 5’e indiriliyor ve dikkatinizi çekerim; ilkokul, ortaokul, lise birleştirilip 12 yıl temel eğitim oluyor ve yıl 1982. Biz bu haberi yapıyoruz, Günaydın Gazetesi’nde. Ünlü karikatürist Nehar Tüblek’in, Hürriyet Gazetesi’nde sınıfta sıra yerine beşikleri koyan karikatürü yayınlanıyor.
Ertesi gün Hürriyet Gazetesi’nden Saygı Öztürk’ün haberinde Milli Eğitim Bakanı diyor ki; “Böyle bir çalışmamız yok.”
, Günaydın Gazetesi’nden Ankara temsilcisi beni çağırdı; “Atıldın işten, yalan haber yazmışsın” dedi. “Yalan değil, haberim doğru” dedim. Nasıl ve kimden aldığımı anlattım. “Git bu tasarıyı getir” dedi. Gittim, Fikri beye anlattım tasarıyı verdi, o zaman faks yoktu. Teleksle haberi geçiyoruz, aldım, getirdim ’a yazıyı verdim. Telefonla da Hasan Sağlam’a bağlandık sesini makaralı teybe kaydettik. Bakan bey dedi ki; “Yayınlanan karikatür bizi mahvetti, Kenan paşa beni aradı. Bir fırçaladı, ben de hayır efendim böyle bir çalışma yok, yalan haber demek zorunda kaldım.” Bakan ve ben koltuğumuzu kurtardık. Ancak 12 yıllık zorunlu eğitim 30 sene sonra Ak Parti döneminde çıktı 4+4+4 şeklinde. Bir karikatür ne acıdır ki çok önemli bir milli eğitim reformunu 30 sene erteledi.
KASTELLİ KAÇIYOR, KAYA ERDEM, TIRNAĞINI YİYOR, ÖZAL TESPİH ÇEKİYOR
Melih Gökçek, Özal’ın “Benim memurum işini bilir” cümlesinin tanığıdır. Özal ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısıydı Ulusu’nun askeri dönemdeki Başbakanlığında banker olayı patladı. Kastelli kaçtı, Ulusu, bir basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısına Başbakan Yardımcısı Turgut Özal ve Maliye Bakanı Kaya Erdem katıldı. Teleobjektifi taktım baktım Kaya Erdem, tırnağını yiyor. Fotoğrafı çektim.
Özal da çıkışta tespih çekmeye başladı. Bunu da fotoğrafladım.
Eskiden telefon rehberi vardı. Rehberden bir psikiyatrist buldum. Telefon açtım, Profesöre sordum:, ‘Hocam insanlar neden tırnak yer, neden tespih çeker?’ ‘Sosyal baskı, toplumsal baskı olabilir’ dedi. İkisinin haberini yapmak için hocanın görüşünü de yazdım. Bir de dedim hocam vesikalık fotoğrafınızı aldırayım, araba gitti, aldı, koydum. Fakat duvara vurduk. Profesör hocamız Gülhane’de profesör paşaymış.
TURGUT SUNAL, “ BANA SEÇİMİ SEN KAYBETTİRDİN “ TURGUT ÖZAL, “ BANA SEÇİMİ SEN KAZANDIRDIN”
Biliyorsunuz Kenan Evren, 1983 yılında seçimleri serbest bıraktı. Siyasete ışık yandı, ama herkese yanmadı. Necdet Can, başbakanlık müsteşarı Halkçı Parti’yi kurdu. Turgut Sunalp paşa Milliyetçi Demokrasi Partisini kurdu. Özal da Anavatan Partisi’ni kurdu. Bekir Coşkun, Günaydın Gazetesi’nde toplantı yaptı. Dedi ki, “Kenan Evren adresi gösterdi. Turgut Sunalp başbakan olacak. Orhan sen de başbakanlık muhabiri olacaksın, Sunalp’i izleyeceksin.”
Ertesi gün sabah toplantısında Haldun Simavi dedi ki, “bürokrattan da, askerden de Başbakan olmaz, Türkiye’yi idare edemez. Yapsa yapsa Turgut Özal yapar.” Anlaşıldı, Sunalp’e muhalefet yapacağız.
Sunalp’in ilk seçim gazisi için Trabzon’a gittik, vali emekli albay, belediye başkanı emekli yarbay, 12 Eylül’ün atadıkları. Karşıladılar. Bindik seçim otobüsü Horoz’a miting alanına gittik fakat alan bomboş. Sunalp, bir bozuldu. Vali ve Başkana fırça attı. Fakat hemen kıvırdılar dediler ki, Efendim erken geldiniz siz. Normalde siyasiler 4-5 saat geç gelir. Biz sizi yemekte ağırlayacağız, yemekten sonra buraya geleceğiz.
“Peki” dediler, yemekten sonra alana gittik hakikaten gözlerimize inanamadık. Full insan seli. Ben dedim ki Allah Allah bunda bir numara var dedim. İndim otobüsün üzerinden girdim, halkın arasına ve şu fotoğrafı çektim. “Öğrencilerin burada işi ne?” başlıklı haber. Öğrencilerin önünde memurlar, arkada üniversite öğrencileri, arkada lise, en arkada ortaokul ilkokul öğrencileri.
Biz de başlık attık. Dedik ki Turgut Sunalp, öğrencileri daha ilk gün siyasete alet etti dedik.
Ertesi sabah İzmir’e gidiyor. Sunalp, Esenboğa Havalimanında etrafında bizim bildiğimiz, bizden de yaşlı duayen gazeteciler, tabi o zaman 33-34 yaşında daha genç gazeteciyiz. Baktım Sunalp’in etrafında bir konuşma oluyor, elinde de bir gazete hemen fotoğraf makinesini aldım, gittim. Beni gördü, Sunalp, gel gel dedi. Elinde Günaydın Gazetesi var. Al bu gazeteyi dür bük …….. sok” dedi. RTÜK var bunda bunu söyleyemem. Ben de öyle kaldım. Herkes bir bozuldu, yanında kimse kalmadı. Herkes surat astı, tepki gösterdiler.
Uçağı bindik, İzmir’e geldik. Ertan Karasu Allah uzun ömür versin, basın ve halkla ilişkilerden sorumlu. Efes Oteli’ne girdik, geldi dedi ki; “Orhan, kusura bakma gel, paşa senden özür dileyecek, odasına çıkalım. “ Şöyle bir camdan baktım, miting alanı boş. Dedim ki, paşam şu balkondan miting alanına bakarken bir fotoğraf çekeyim. Çektim bir fotoğraf. Ertesi gün boş meydanlar. Sunalp, boş meydanlara bakıp konuştu diye haber yaptım.
Balıkesir’e gidiyoruz. Ben de otobüsün içindeyim ‘paşa seni çağırıyor’ dediler hemen çıkardım makineyi, arkadaşlara verdim. Dedim ki, tokat atabilir, bir şey yapabilir. Ben konuşurken fotoğrafımı çekin. “Tamam” dediler. Eliyle yüzünü gösteren bir işaret yaparak Orhan dedi: Suratıma bak dedi. Bakıyorum paşam dedim. “Ablak suratlı olduğuma bakma, ben aslında bayağı akıllı birisiyim” dedi. Ne oldu paşam dedim. “Sen bana muhalefet yapıyorsun” dedi.
Yapma paşam, olanı yapıyorum, ne yapayım dedim. Ertesi gün Günaydın’dan manşet: Ablak suratlı olduğuma bakmayın, aslında bayağı akıllıyım. Bu seçim boyu böyle bu haberler gitti. 6 Kasım günü seçim sonuçları alınıyor ANAP’ da oy patlaması var ve tek başına iktidar olacak. Biz MDP’den sorumluyuz ya gece gidip partide ne oluyor, ne bitiyor, yenilgi oldu, diye fotoğraf çekip haber yapacağız. Mehmet Öztoprak’a dedim ki, gel, beraber gidelim.
Herkes gitmiş paşa odada tek başına. Önümü ilikledim, en sempatik halimle öne doğru eğildim, paşam dedim bana bilmem ne çocuğu dedi, “bu seçimi sen bana kaybettirdin, defol “ dedi ayağa kalktı üzerimize yürüyor, kaç Mehmet dedim. Gazeteye girdik. Sekreter dedi ki, Turgut bey seni arıyor. Adnan Kahveci aramış. Rahmetli. Turgut Özal beni arattırıyor. Adnan Kahveci’yi aradım, Özal Farabi Sokakta iki katlı bir evde çalışıyordu. Kahveci, “ Orhan acil seni çağırıyor, Turgut bey hemen gel.” Dedim nasıl gireceğim? “Yan binanın arka bahçesine atla, biz seni alacağız” dedi.
Hemen makinayı aldım, gittim. Hemen girdim, içeriye. Beni gördü, gel gel dedi. Ana baba günü Keçeciler, rahmetli Taşar herkes oradaydı. Dedi ki “Orhan bana seçimi sen kazandırdın.”
ÖZAL TATİLDE VE divanda KİTAP OKUYOR
1984 yılı geldi. İlk bayram, biz arabayı hazırladık, otelde yer ayırttırmışım. Oğlum Alp 40 günlük yeni doğmuş, haziran ayında tam kapıdan çıkacağız, Bekir Coşkun aradı. “Orhan Özal bodrumda yazlığına tatile gidiyor sen takip et.”
O günlerde bayramda gazeteler çıkmıyor. 4-5 gün tatil var. Gazeteciler bıktı, sahilde oturuyor, ben yüzüyorum ne olur ne olmaz diye yanındayım. Hayrettin Ertekin adlı ki, Ergenekon Davası’nda ismi geçiyor ilginç bir kişiliği vardı. Haluk Bayülken’in emir subayıydı. O da yüzme bildiği için bir iki tane daha Özal’ın koruması yüzme biliyor. Yanında o da yüzüyor. Hayrettin “ Sayın başbakanım özür dilerim bir şey söyleyeceğim altın ithalini niye serbest bırakmıyorsunuz?”
Özal kafasını sudan çıkardı. Sen nerden biliyorsun bu işleri. Denizde yüzüyor. “Ben baba mesleğim olan kuyumculuk yapıyoruz İstanbul’da” dedi. Özal, “ Kim getiriyor, şu ülkeden kaçak geliyor, böyle kaçak geliyor” diye anlattı Hayrettin. Özal dedi doğru dedi. Altın ithalini serbest bırakılıyor diye haber yaptık.
Bodrum’ da tatilde Özal’a dedim ki “tatil uzun Sn. Başbakanım sizinle bir röportaj yapayım.” Özal, “ Tamam sen arka kapıdan gel dedi. Gittim arka kapıdan girdim. Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı bir gazeteci odasına giriyor. Ve bir kitap okuyor. Hemen Fotoğrafını çektim. Bekir Coşkun, ertesi gün şunu yazıyor. “Orhan Uğuroğlu bu röportajda Turgut beyin yanına uzanıp yatarken röportaj yapacaktı, ama çok utandı.”

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam

1 YORUM

  1. Hayret Anavatan Partisine 12 eylül sonrası seçim kazandıran duayen abimize sormazlarmı GENÇ PARTYİ CEM UZAN BEYİ elinizdeki o sihirli makinalarla kazandırdaydınız.Nurlar içinde yatsın Rahmetli Özalı Halk getirdi.Birileride indirdi.4+4+4 evet medyanın %99 u istemedi.Başarılarınızın devamını dilerim.Güzel bir gazete olacağa benziyor.zevkle ailece okuyoruz.

Comments are closed.