Ana Sayfa Ekonomi Dövizde spekülatif talebe engel olunmalı

Dövizde spekülatif talebe engel olunmalı

66
PAYLAŞ

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali,”Aslında döviz kurlarında bütün mesele spekülatif talebi uyarmamak. Spekülatif talebi uyardığınızda döviz kurlarında aşılmayacak seviye yoktur. 

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, döviz kurlarında bütün meselenin spekülatif talebi uyarmamak olduğunu belirterek, “Spekülatif talebi uyardığınızda döviz kurlarında aşılmayacak seviye yoktur. Keskin ihtiyaç olduğunda hiçbir rezerv yeterli değildir. Fed’den boru döşetseniz bile…” dedi.
Bankanın 91. kuruluş yıl dönümü kapsamında AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Bali, Amerikan ’nın (Fed) olası faiz artırımının Türk bankacılık sektörüne etkisine ilişkin öngörülerini aktarırken; böyle bir tablonun oluşması halinde, özellikle ’nın yürüttüğü fonlama politikaları ve likiditedeki sıkılaştırmaya bağlı olarak, mevduat ve uluslararası borçlanma maliyetleri ile fonlama açısından çok ciddi, majör bir yükseliş beklemediğini söyledi.
“Gelişmekte olan ülkelere yönelik olumlu konjonktürün bir miktar sonuna geldik”
Merkez Bankası’nın para politikasının iç ve dış ayağı bulunduğunu belirten Bali, dış ayağının ’nin değişen faiz politikaları ve global likiditenin eski bolluğunda olmayacağı, ’ye doğru akacak olan sermaye nedeniyle gelişmekte olan ülkelere fon akışlarının eski rahatlığında görülmeyeceği gibi öngörülere dayalı olduğunu kaydederek şöyle konuştu:”Aslında 10-15 yıldır süren gelişmekte olan ülkelere yönelik olumlu konjonktürün bir miktar sonuna geldiğimiz anlaşılıyor. Çünkü şöyle düşününüz; zaten güvenli liman diye kabul edilen bir yer bugün faiz artışı ve büyüme hikâyesi de üzerine eklendiği zaman gelişmekte olan ülkelere göre çok daha cazip bir alan haline geliyor. Bu, birçok gelişmekte olan ülkede faiz politikalarında değişikliğe yol açtı. Brezilya, Güney Afrika… Brezilya bayağı sert, yüzde 11,75’lerden 14,25’ere çıkarttı politika faizini. Güney Afrika da aynı şekilde para politikasını sıkılaştırıcı adımlar atıyor.  Türkiye de bu etkiye maruz kalıyor. Bir de Türkiye, geçmiş dönemlerin aksine iç gündemleriyle de daha fazla etkileniyor. Eskiden iç gündemlerimiz bu eğilimleri bir miktar törpülüyordu, biz daha sınırlı yaşayarak bunları idare ediyorduk.”
“Bugün (Merkez Bankası açısından) çok daha doğrudan müdahale gerektiren olaylar yaşıyoruz”
İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, geçmişte Merkez Bankası’nın politikalarının esneklik üzerine inşa edildiğini hatırlatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bundan kastım şu; Merkez Bankası, çok amaçlı, çok araçlı politikalarla ve faiz koridoru gibi, rezerv opsiyon mekanizması gibi çok inovatif tekniklerle, kendisini bu değişken koşullara hızlı adapte edebilecek, esneklik üzerine kurabilecek bir politika seti ve araçları kullanıyordu. Fakat şimdi gerek iç sorunların, çok ciddi şekilde istikrarsızlıklar ve belirsizlikler de dahil olmak üzere, artmış olması,  gerekse dış konjonktürün aleyhe doğru dönmüş olması bu esneklik yerine Merkez Bankası’nın daha basit, daha sade ve daha doğrudan yöntemleri kullanmasını gerektiriyor. ”
“Yükselen her faiz finans kesimi için faiz marjlarını daraltır ve ona zarar verir”
Bali, faizlerin artmasından bankacılık sektörünün daha fazla kazanç sağlayacağına yönelik kamuoyunda var olan algıya ilişkin şu görüşleri aktardı:
“Algı önemli. Algıyı eğer kabul etmiyorsanız, ben, bunu düzeltme gayreti ve sorumluluğunun da yine size düştüğünü düşünürüm. Eğer bankacılık sistemiyle ilgili toplumda yaygın bu yönde bir algı var ise sektör olarak dönüp kendimize bakmamız, bunun gerekleri üzerinde çalışmamız lazım. Bu algıyı dönüştürmek, değiştirmek için… Fakat konu bu kadar basit değil. Bankacılık sisteminin aktifleri uzun vadeli, pasifleri kısa vadeli olduğu sürece, daha da açık söylersem, 40 gün civarında ortalama mevduat vadesine sahipseniz ve o ekonomide faizler yükseldiğinde en fazla 40 gün içinde maliyetleriniz de hemen yükselecektir. Ama öbür tarafta sabit oranlı, uzun vadeli kredilerinizin ya da menkul kıymetlerinizin getirisi buna göre yükselmeyeceğinden yükselen her faiz,  finans kesimi için faiz marjlarını daraltan, ona zarar veren bir faktördür. ”
“Döviz kurunun belli işlerin fizibilitelerine etkileri olabilir, ama şu anda öyle bir emare yok”
Döviz kurlarındaki yükselişin ekonomiye ve sektöre etkilerine ilişkin de Bali, döviz kurunun Mayıs 2013’ten bu yana sepet bazında yüzde 46, dolar bazında yüzde 60 arttığına işaret ederek, şöyle konuştu:
“Yüzde 30’a kadarlık bir kur artışı, kredi riski açısından bakıldığında tolere edilebilir. Yani bir firmaya yapmış olduğunuz kredilendirmenin dayandığı fizibiliteyi yüzde 30’a kadar varabilecek bir kur artışı bozuyorsa, aslında kredilendirme açısından da kredilendirmenin teknik isabeti açısından da problem vardır. Çünkü sizin oluşturacağınız senaryolar içinde bu kavranıyor, kapsanıyor olmalıdır. Bugün geldiğimiz nokta, referans aldığımız yere göre değişir ama dolar kuru için 1,80’leri alırsanız başka çıkar, 2,20’leri alırsanız başka çıkar. Çok ciddi seviyelere gelmiş durumda. Bunun maalesef belli işlerin fizibilitelerine ağır etkilerinin olabileceğini öngörmemiz gerekir. Henüz şu anda bu yönde çok önemli bir emare görmüş değiliz. Sektörde görmüş değiliz, biz kendi hesaplarımızda görmüş değiliz. Tabii vadeler var burada. Tahammül ne kadar edilip edilmeyeceğine dair, o döneme kadar koşulların düzelip düzelemeyeceğine dair imkanlar var. İşte bu bakımdan bunların yönetimi çok kritik.”Adnan Bali, Türkiye’de döviz kredisinin çok yaygın mikro işletmelere veya KOBİ’lerin küçüklerine yaygınlıkla kullandırılmadığını, büyük ölçüde belli büyüklükteki ticari firmalar, kurumsal ölçekteki firmalar, proje finansmanlarına ve büyük yatırımlara yönelik olarak kullandırıldığını kaydederek, “Zaten mevzuat açısından da çok daha yaygın biçimde her ölçekteki firmaya döviz kredisi kullandırma imkânı yok. İyi ki de yok” diye konuştu.Geçmişte aynı riskin hane halkı açısından da olduğunu, şu anda öyle bir risk bulunmamasının avantaj yarattığını kaydeden Bali, “Ben bu avantajın şu ana kadar bizi korumakta olduğunu görüyorum” yorumunu yaptı.
“Beklentileri iyi yöneterek spekülatif talebin oluşmasına engel olunmalı”
Aslında döviz kurlarında bütün meselenin spekülatif talebi uyarmamak olduğunun altını çizen Bali, “Spekülatif talebi uyardığınızda bana göre aşılmayacak seviye yoktur. Bu, hiç doğru bir şey değildir.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam