Cumhurbaşkanı Erdoğan, döviz kurlarındaki oynamalara ve liranın değer kaybına karşı vatandaşlardan ellerindeki dövizleri bozdurmalarını ve özellikle altına yönlendirme çağrısı yapıyor. Erdoğan’a göre son dönemde vatandaşlar 2 milyar dolar tutarında döviz bozdurdular.

Ancak vatandaşların, bankacılık deyimi ile yurtiçi yerleşik kişilerin döviz bozdurmaları biraz daha teşvik istiyor. Döviz bozdurup altına yatırmak çoğu kişi için iyi bir yatırım aracı olarak görülmüyor. Bunun başlıca nedeni son yıllarda artan üretim ve talepteki oynamalar sonucu altın fiyatlarındaki istikrarsızlıklar. Artık eskisi gibi dolar arttı altın da artar varsayımı geçerli değil. En fazla altın ithalatçısı olan Hindistan ve Türkiye’deki talep kimi zaman durunca dünya altın fiyatları anında değişiyor.

Altın geleneksel olarak alınıp bir köşede gün gelir lazım olur diye saklanır. Vatandaş her gün gidip altını bozdurup dolara, üç gün sonra tekrar altına dönmez. Vatandaş altına servet diye bakar. Gözü gibi korur, altınını elinde görmek ister, hatta sürekli üzerede taşır.
Ancak döviz bozduranlar için altın yerine banka mevduat faiz getirisi daha cazip olabilir. Son aylarda yüzde 10’nun üzerine çıkan mevduat faz oranları ilgi çekmeye başlasa da bu tür gelirlere altı aya kadar vadeye uygulanan yüzde 15 stopaj oranı paranın mevduat olarak tutulması için en büyük engel oluşturuyor.
Bu oran bir yıldan fazla vadeli hesaplarda yüzde 10 olarak uygulanıyor ama genel eğilim olarak vatandaş parasını bir ile üç ay vadeyle değerlendiriliyor.
Kaba hesapla; 100 bin liralık birikime 35 günlük vadeye yüzde 11 oranında faiz veriliyor. Bu vadede vergisiz bin lira olan faiz getirisi kesilen 160 liralık stopajla 840 liraya iniyor.

Aynı tutarı bugün 3,5’ten dolara yatırsanız yaklaşık 28 bin 500 dolarınız olur. Dolar 3,6’ya yükselirse kazancınız 2,8 bin liraya çıkar. Ama bakalım dolar 3,6’ya çıkıyor mu? Ya üç ay hep aynı düzeyde kalırsa? Faize göre en az 2 bin 500 lira zararınız olur. Peki ya geri giderse? Aynı fiyat oynaklığı altın için de geçerli. Zaten büyük bir birikiminiz yoksa altındı, dövizdi derken sağladığınız gelir sigara paranızı bile karşılamaz. Hele hisse senedi, borsa, ne saatte ne olacağı belli olmaz. Ama mevduat faizinde geliriniz garanti.

Altın aldığınızda ne fiş, ne fatura, ne KDV, ne vergi var. Yani ekonomiye hiçbir girdi sağlamıyor. Üstelik altın yurtdışından dolarla geliyor. Cari açık durduk yere artıyor. Altına yatan para bir anlamda kayıt dışına ve yastık altına gidiyor. Ama faize yatırılınca hem vergi alınıyor hem para sistemde işe yarıyor. Banka paranızı bir şekilde çalıştırıyor. Bankaların işi para satmak değil mi?

Stopaj oranı örneğin yüzde ona indirilse döviz bozduranlara mevduat faizi alternatif yatırım aracı olarak ortaya çıkabilir. Böylece cinsi değişen para sisteme girer. Kamunun stopaj üzerinden gelirleri de artar. Para bolluğu karşısında bankalar da kredi faizlerini düşürürler. Kamu da daha düşük faiz oranlarıyla borçlanır.
Ancak faiz kelimesi ve faizden gelir sağlama bazı çevreler için “caiz” olarak görülmüyor. Olabilir. Ama kamu harcamalar için, cari açığı kapatmak için faizle borç para almıyor mu? Ve bu paralarla kimi zaman maaş ödenmiyor mu?
Faiz o zaman caiz mi oluyor?