Keşke gerçek hayattaki belirsizlikler, eğlence paklarında rastlanan korku tünellerinde görülen, ”önce insanı ürküten, sonra da güldüren” sürprizler gibi olabilseydi…

Türkiye, ne zaman yapılacağı bile belirsiz olan bir referandumu bekliyor…

Bu süreçte nelerin olabileceği konusunda yapılan tahminler, korku verici… Yapılacağı söylenen kampanyalar sırasında karşıt gruplar arasında çatışma çıkabileceği endişeleri gidererek yaygınlaşıyor… Kişisel çıkar amaçlayanların ipin ucunu kaçırması riski var… Kâbe’de tavaf sırasında hoca görünümlü birinin “evet” duası yaparak herkesi “amin” demeye zorlaması gibi…

Büyük çoğunluğun bu Anayasa değişikliğinin mimarı olarak gördüğü Devlet Bahçeli’nin yaptıkları da şaşırtıyor. Hemen her gün birkaç il, ilçe ve belde yönetimini görevden aldığını, ya da yönetilmedin topluca istifa ettiğini görüyoruz…

Sanki MHP Genel Başkanı partisini yok etmeye ant içmiş gibi görünüyor…

Gerçek anlamda demokratik olmanın, siyasi yelpaze içinde milliyetçi bir unsur olmadan olamayacağının farkında olanlar endişeli… Bahçeli’nin böylece kendi siyasi hayatını bitirdiği düşünenlerin sayısı giderek artıyor. Partiden görevden alınanlar ve ihraç edilenler, toparlanıp birleşmeye çalışıyor… Yıllarca “Türk / İslam Sentezini” benimsemiş olan kadrolar “fikir değiştirme ve sentezsiz bir milliyetçiliğe dönüşme” evresini yaşıyor…

Ana Muhalefet Partisi; bir taraftan kampanya hazırlıkları yapıyor, bir taraftan da Referandum’un OHAL koşullarında yapılacak olmasının getirmesi muhtemel olumsuzlukları nasıl aşabileceğinin belirsizliğini yaşıyor…

Mitinglerin, hatta kapı kapı dolaşma yönteminin; yerel yöneticilerin güvenlik riski bahanesiyle engellenebileceğinden endişeliler… Saldırılardan, çıkabilecek çatışmalardan korkuyorlar… Eğer iş buraya gelirse, “Hükümetin bir KHK ile her şeyi yasaklayabileceği” tehlikesini görüyorlar…

Hem evetçiler hem hayırcılar için bir tür ”ya herro ya merro” durumu var yani…

Kazanan her şeyi kazanacağına, kaybeden her şeyi kaybedeceğine inanıyor…

Bu yazı yazıldığı sırada TBMM’de kabul edilen Anayasa Değişikliği’nin hala onay için Cumhurbaşkanı’na yollanmamış olması da ilginç tabii. Bu herkes gibi iktidar partisinin de tedirgin olduğunun kanıtı gibi görünüyor…

Kafayı toplayıp referanduma “kişilerin ya da partilerin değil Türkiye’nin kaderinin tayin edileceği bin dönüm noktası” olarak bakamazsak, yandık demektir…

“Yandık” diyorum çünkü çocuklarımıza bölünüp parça parça olmuş bu ülke bırakıyor olmanın başka bir tanımlaması yok..!