Cumhurbaşkanı, Sırbistan dönüşünde, artık her konuşmasında yer verdiği yüksek faizlere yine değinmiş ve nedenin enflasyon olduğunu söylemiş. Ve eklemiş: “enflasyon birilerinin dediği gibi domates salatalık işi değil.

Enflasyonun bir numaralı sebebi faizdir. Faizi düşürdünüz, enflasyon düşer; faizi yükselttiniz, enflasyon yükselir.”
Cumhurbaşkanı, enflasyonun artışında domatesi ve salatalığı masum çıkarmış ama yüksek faizlerin gerçek nedeninin hesapsız kitapsız yapılan kamu harcamalarının olduğunu da biz hatırlatalım.

Geçen hafta yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanlığının yaptığı faaliyetlerde tasarruf olmaz” notunu bir kenara bırakalım, diğer harcamalara bakalım.
İşte son örnek: Meclis Başkanlık Divanı toplantı odasına bir milyon lira değerinde elektronik cihazlarla donatılmış masa alınmış. Eğer buna da “Meclis’in de itibarında da tasarruf olmaz” deniliyorsa yapılacak bir şey yok.

Devletin itibarını da her yıl mobilyası, masası, eşyası değiştirilen makam odalarıyla, kiralık son model makam araçlarıyla eş tutacaksak buna da söz yok.
O zaman itibar için para gerekiyor. Para için faiz ödeniyor, elimizde kalıyor “itibar enflasyonu”.
Devletin “itibar enflasyonunu” düşürmek için nerden tasarruf edeceğiz? Memur lojmanlardan. 54 bin lojman satılacak ve para bulunacak. Kim alır eskimiş, bakımsız lojmanları?. Bunlardan; örneğin Ankara’da merkezdeki birkaç tanesi para eder. Peki, Doğu ve Güney Anadolu’yu ne yapacağız? Oradaki memurların büyük bölümü, güvenlik için lojmanlarda kalıyorlar. Bir şey olursa kim sorumluluk alacak?

Her bir lojman ortalama yüz bin liradan satılsa elde edilecek gelir 5-6 milyar lira. Haa, bu lojmanları daire değil bina olarak arsasıyla, özel imar izinleriyle satılırsa, kentsel dönüşüme sokulursa gelir biraz daha artar ama dur bakalım; CHP’lilerin dediği gibi bu lojmanları kullanan 54 bin memur ve ailesi ne olacak? Hepsi kiraya çıkacak. O zaman da “kira yardımı yapacağız” derler, değişen bir şey olmaz, astarı yüzünden pahalıya mal olur. Bu defa da devletin memurunun itibarı ne olacak?
Bu lojman satışı her ekonomik krizde gündeme gelir. Üç beş tane lojman göstermelik satılır ya da satışa çıkarılır, kriz biter, sonra daha lüks olanları yapılır, satın alınır, yine kriz gelir yine satışa çıkar. Bu sarmal hep devam eder gider. Ankara’daki milletvekili lojmanları ve arsası satıldı, yerine binalar, alışveriş merkezleri dikildi. Buradan sağlanan gelir ne oldu? Uçtu gitti.

İşe tasarruftan başlanmadıkça ve kamu buna öncülük etmedikçe bu faizler düşmez. Devlet borçlanması azaltılmadıkça, harcamaları kısmadıkça faizler hep yüksek kalır. AKP’nin ilk iktidar döneminde başarıyla uygulandı bu tasarruf işi. Dünyada da başı boş trilyonlarca dolar vardı, o da geldi, Türkiye’de işleri daha da kolaylaştırdı, ünlü “başarı hikayesi” yazıldı
Ancak 2008, kendi içinde 17/25 Aralık 2103 krizinde ve 15 Temmuz hain saldırı sonrasında gerekeni yapılmadı. Geri dönüşü olmayan ölü projelere milyarlarca para harcandı, piyasalara müdahalede geç kalındı. Şimdi günlük işleri çevirmek için kaynak aranıyor.
Cumhurbaşkanı faizlerin düşürülmesi konusunda iddiasını ortaya koyuyor ama bankalara istenildiği kadar “mobbing” yapılsın, faizler düşmez. İşin sırrı tasarrufta.