Geçen son baharda ekonomide başlayan dalgalanmalarda vatandaşın aklında tek soru vardı: 4 lira olur mu? Oldu. 3.98 liraya kadar yükseldi, ancak yapılan müdahalelerle düştü.

Dolardaki oynamaları uzaktan izleyen ve “dur bakalım ne olacak?” diyen vatandaş doların 3.60 bandından aşağı inme başlaması ve referandumu izleyen Nisan ayının son haftasında adeta dolara hücum etti. Bunun sonucu dolar hesapları bir haftada 7 milyar dolar artarak 196 milyar dolara yükseldi.
Mayıs ayında özellikle borsaya gelen yabancı yatırımcılarla daha da gerileyen dolar 3.50 sınırına gelince tekrar dolara talebin başladığı görülüyor. Geçen ay nerdeyse hiç değişiklik göstermeyen dolar mevduatı 26 Mayıs- 2 Haziran döneminde 1.9 milyar dolar artarak 198.8 milyar dolara ulaştı. Dolar hesaplarındaki artışın 1,5 milyarı doğrudan Türkiye’deki yerleşiklere yani vatandaşa ait. Vatandaşın yanı sıra da ucuz dolar topladı, aynı hafta içinde bir milyar dolar alarak rezervlerini 87,9 milyara çıkardı.

Dolar mevduatına daha geniş dönemden bakalım: Geçen Aralık ayında 173.8 milyar dolar olan bu hesaplar son beş aylık dönemde yüzde 14.6 oranında artışla toplam 25.6 milyar dolar genişledi. “Efendim yabancılar getirdi” filan derseniz yanılırsınız. Yurt dışında yerleşikler olarak tanımlanan hesaplarda aynı dönem itibarıyla artış 200 milyon dolar bile değil

Dolara yönelmenin diğer bir göstergesi de lira cinsinden mevduatlardaki yüzde ikiye varan azalış. Merkez Bankası’nın verilerine göre, Mayısın son haftasında TL vadesiz mevduatları yaklaşık 15 milyar lira geriledi. Bunun iki milyarı vadeliye dönmüş, geri kalan tutarın yarısı da demek ki dolara çevrilmiş. Hem de liraya verilen faizlerin yüzde 14’e ulaştığı dönemde

Şimdi soralım. Liradan kaçış ve dolara yönelişin alameti neler? Vatandaş neyi bilerek, bekleyerek dolara yatırım yapıyor? Akıllarda halen “dolar 4 lira olur mu” sorusu mu var? “Olmaz” deseniz bile, “Merkez Bankası’nın yılsonu 3.80 tahmini var” deniliyor. Vatandaş için bu düzeye gelen dolar 4 lirayı hayda hayda geçer.
Şunu da ekleyelim, ekonomin en berbat günlerinde paran olmadığı, ekonominin durduğu dönemde artan 25.6 milyar doların nereden geldi? Yoksa, sokaktaki insanın” bankalardaki hesaplara el koyulacak., doların liran varsa çek, evde sakla” gibi söylentilerle yastık altına çekilen tutar mı? Ya da 180 milyar lirayı bulduğu söylenen kredilerin bir bölümünün dolar mevduatına dönüşmesi mi, kaynağını bilmediğimiz kara paralar mı, getirilen yurt dışı varlıklar mı?
Sonuç şu: vatandaş, dolardaki kımıldamayı dört gözle izliyor. Belli bir artışa geldi mi, yeterli getiriye ulaştı mı dolarını satacak, ucuzladığında yeniden alacak.
Altını çizelim. Felâket çığırtkanlığı filan yapmıyoruz. Ama para piyasalarında dengesizlikler, şişkinler var. Geçen Pazartesi günü en küçük global veya bölgesel krizle bu şişkinlikler başımıza bela olur diye yazmıştık. Bu yazımızın yayınladığı gün Katar krizi çıktı. Borsa durdu, doları anında zıpladı. Dolardaki gerilemeyi Hazine borçlanmaları ile gelen 6 milyar dolar sağladı. Katar krizi şimdilik Araplar arasında. Katar yapacağı hamleleri daha ortaya koymadı, kim ne yapıyor diye seyrediyor. Dünyanın en zengin ülkesi, paranın gücünü kullanarak “izalosyonu ve ambargoyu” kırma ve destek bulma girişimleri, örneğin önemli yatırımlarını paraya çevirmeye kalkarsa, ki kalkacaktır, bu tüm piyasaları oynatabilir.Bizim vatandaş da sormaya başlayacak. Dolar 4 lira olur mu?

PAYLAŞ
Önceki İçerikAçma kutuyu…
Sonraki İçerikSona doğru tam gaz!
İsmet Hazardağlı
1984 yılında çalışmaya başladığı gazetecilik mesleğinde, çeşitli haber ajansları, dergiler, gazeteler ve televizyon kanallarında muhabir ve üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Sonsöz'de ekonomi yazıları ile sizlerle!