Doğuştan notalara dokunan orkestra

0
65

Venezuela’nın “El Sistema” örneğiyle Eskişehir’de hayata geçirilen İki Elin Sesi Var Çocuk Senfoni Orkestrası, 810 öğrencinin hayallerine yön veriyor.

Merkez Tepebaşı Belediyesince çocukları kötü alışkanlıklardan uzak tutmak, sanatla buluşturmak ve müzik yeteneklerini geliştirmek amacıyla kurulan orkestra, 7-17 yaş arası tüm öğrencilerin ücret alınmadan ve sınavdan geçirilmeden bir arada müzik yapmalarına imkan sağlayıp, farklılıkları kabul etmeyi öğrenmelerini sağlıyor.
Venezuela’da 1975’te doğan ve kısa sürede dünyada kabul gören “El Sistema” örneğine benzer bir çalışmanın hayata geçmesinin ardından ilk adım olarak yaklaşık 50 yaylı çalgı alındı. Kayıtlara başlandı ve yeteneklerine bakılmadan her çocuk projeye dahil edildi.

Gönüllülük esasına dayalı, yoklama olmadan yapılan provalara 24 Ocak 2015’te başlayan ve aynı yıl mayıs ayında ilk konserini veren orkestrada 20 eğitmen görev yapıyor. Eskişehirlilerin bağışıyla verilen orkestra eğitimi kapsamında 50 üflemeli enstrüman, 20 viyolonsel, 10 kontrbas, 30 viyola, 30 vurmalı ve 103 keman çalan çocuk derslere devam ediyor.

Bugüne kadar aralarında Eskişehir, İstanbul, Ankara ve İzmir’in de bulunduğu 15 ilde konser veren orkestra, nisan ayında Belçika’nın Neerpelt kentinde bu yıl 65’incisi düzenlenen Avrupa Genç Müzisyenler Festivali’ne katılarak, kategorilerinde 3’üncü oldu.
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, müziğin gücüyle başarılı gençler yetiştirdiklerini söyledi.
“Başka insanları önemsemek, birlikte çalışarak yeteneklerini paylaşıp geliştirmek çok kıymetli.” diyen Ataç, cumhuriyeti yaşatacak ve geleceğe taşıyacak bireyin dünyasında, daha çocukluğundan başlayarak müzik ve genel olarak da sanatın her zaman bulunması gerektiğini, bu anlamda da ellerinden geleni yapacaklarını kaydetti.

“Çok kalabalığız ama sahnede tek kişi gibiyiz”

Orkestrada 2 yıldır keman çalan 10 yaşındaki Deren Gökçe de belediye aracılığıyla aldığı müzik eğitiminden dolayı kendisini şanslı hissettiğini söyledi.
Gökçe, müziğe olan ilgisini ailesinin keşfettiğini dile getirerek, “Çok küçükken evdeki bidonlara, tencerelere vurarak ritm tutuyormuşum. Bir alışveriş merkezine gitmiştik. Orada bir piyano vardı. Çalmaya çalışmışım, babam ve annem de ‘Bu kızda yetenek var galiba’ diyerek beni piyano kursuna gönderdi.” dedi.
Orkestra ekibinin çok kalabalık olduğunu anlatan Deren Gökçe, “Gruplar halinde eğitim alıyoruz. Çok kalabalığız ama sahnede tek kişi gibiyiz. Yani hocalarımız sayesinde tek bir hareketle ne yapacağımızı biliyoruz. Ülkemizde ve yabancı ülkelerde konserler veriyoruz. Başarabildiğimizi gördükçe daha da üstüne gidiyoruz. Ailemin bana verdiği destek çok önemli. Babam ilk başlarda çıkardığım tiz ve bozuk seslere dayanamıyordu ama şimdi alıştı.” değerlendirmesinde bulundu.

“Gelecekte ya sanatçı ya mimar olacağım”

Gökçe, keman sanatçısı olmayı hedeflediğini fakat bir “B” planının da olduğunu belirterek, “Gelecekte ya sanatçı ya da mimar olacağım. Önceliğim müzik ama mimarlığı da seviyorum. Mimarları araştırdım, matematikleri çok iyiymiş. Benim de matematiğim çok iyi. Hem mimarlar da çok kazanıyormuş.” diye konuştu.
Anne Meltem Ulu Gökçe ise ailelerin çocuklarının yeteneklerini keşfetmek için onlarla daha fazla zaman geçirmesi gerektiğini söyleyerek, “Uzaktan takip edin derim. Çocuklarımızı gözlemlemeliyiz. En özgür oldukları anda yaptıklarına bakmalıyız. Biz aile olarak öyle yaptık ve kızımızın hayallerine birlikte yolculuğa çıktık. ‘İki Elin Sesi Var’ hem bizim orkestramızın adı hem de geçmişten bizlere kalan iyi bir atasözü. Çocukların bir araya gelerek çıkarttıkları sesleri dinlemek çok güzel bir duygu.” ifadelerini kullandı.