Ana Sayfa Güncel Disleksi ’ye yelken açıyorum

Disleksi ’ye yelken açıyorum

309
PAYLAŞ
Disleksi
Disleksi

Anadolu insanına denizi ve su sporlarını sevdirmeyi amaç edinen ‘’Başkent Yelken Kulübü’’ başlattığı sosyal sorumluluk projeleri ile de fark yaratıyor. Türkiye’de bazı ilklere imza atan kulübün başkanı Mehmet Özçetin ile kulübün faaliyetleri ve hedefleri hakkında görüştük.

S.Ö. Bize ‘’Başkent Yelken Kulübü’nü ve faaliyetlerini anlatırmısınız?

M.Ö. Başkent Yelken Kulübü olarak Başkentimizde geleceğimiz olan gençlerimize , erişkinlere temel yelkencilik ve yatçılık eğitimi veren Mogan gölünde bizim çatı restoranın ve oteli içinde kulübümüze tahsis edilmiş özel alanlarımız ve marinamız var, burada hizmet veriyoruz. Amatör denizcilikle birlikte denizciliği Anadolu insanına sevdirmek gibi bir misyonumuz var. Anadolu insanını amatör denizci yapmak gibi bir arzumuz var. Onların bu kaynaktan faydalanmasını hedefliyoruz. Bunun için çok daha fazla insana ulaşmak arzusunda ve çabasındayız. Sadece yelkencilik ve yatçılık eğitimi alanında faaliyet göstermiyoruz. Beraberinde farkındalığı artırmak adına amatör denizciliği, deniz kültürünü sevdirmek ve bunu daha fazla kesime duyurmak için faaliyetlerde bulunuyoruz. Bu anlamda seminerler, konferanslar, toplantılar düzenliyor ve sunumlar yapıyoruz .

S.Ö. Kulübün başlıca yaptıklarına ilave olarak başka ne söyleyebilirsiniz?

M.Ö. Başkent Yelken Kulübü olarak 3 tane sosyal sorumluluk projelerimiz var. Bu projelerin birincisi ‘’disleksi’ye yelken açıyorum’’ başlıklı projemiz. Disleksi ; öğrenme güçlüğü çeken insanlar olarak tarif ediliyor. Fakat Disleksi bir hastalık değil. Ancak disleksi olan insanların profiline baktığımız zaman kişilerin dünyayı değiştiren insanlar olduğunu görüyoruz. Hem hastalık değil hem özel eğitim aracılığı ile farkındalık oluşturarak bu insanların dünyaya bilimsel, sanatsal ve görsel her anlamda marjinal olarak en üst düzeyde katkı verdiklerini ve dünyayı değiştiren insanlar olduğunu görüyoruz. Bizimde ülkemizde kayıtlı 50 bin, kayıtsız vakıfa müracaat eden 200-250 bin disleksi olan insanımız olduğunu gördüğümüzde, burada muazzam bir rakam ile yüz yüze geldik. Yani başka bir deyişle, yaklaşık 250 bin çocuğumuzun ve gencimizin dünyayı değiştirecek , katkıda bulunacak bir potansiyele sahip olduğumuzu gördük. Bunun üzerine sosyal sorumluluk gereği kendimizi disleks i için bu projeyi hayata geçirme kararı aldık. Çünkü akademi bir insanın hayatında olmazsa olmazdır. Gelişim için bu şart. Bir insanı kuşa benzeterek baktığımızda uçabilmesi için kanadı olması gerek. Kanatsız kuş olmayacağı üzere, bir insanın da bir kanadı akademi ise diğer kanadının da spor ve sanat olduğunu söyleyebiliriz.

S.Ö. Yelken Sporunun bu konuda doğru tespit olduğunu nasıl izah edeceksiniz?

M.Ö. Tabii bilimsel manada bu bütün dünyada kanıtlanmış ve kabul edilmiş bir gerçektir. Sosyal zekanın hiçbir sınırının olmadığı bilinmektedir. Bunun da ancak spor ve sanatla genişletme ve geliştirmenin mümkün olduğu gerçeğini kabul etmeliyiz. Bu anlamda yelken sporu da doğa sporları içerisinde trendin en üst seviyesinde yer alan bir spor dalıdır. Haliyle kişisel gelişime en çok katkısı olan spor yelken sporudur. Yelken sporu beraberinde 5 ana unsuru da bünyesinde barındıran bir spordur. Bunları sıralayacak olursak anı yönetmek, stratejik planlama, takım ruhu, öz güven ve adrenalin. Tüm bunları birlikte barındıran tek spor yelken sporudur. Böyle bir sporda kişisel gelişime katkı sağlaması da en üst seviyede olur. Disleksi olan insanlarımız öğrenme güçlüğü çekerken okuma, yazma, aritmetik gibi bir takım şeylerde sorun yaşıyorlar, ancak yelken sporu yaparken sadece görsel ve duysal beraber uygulama söz konusu haliyle çok seri olarak öğrenebildikleri gibi, yelken sporu insana dört boyutlu düşünmeyi fırsatını veriyor. Sizin sosyal hayatınızda, aile hayatınızda hayatınızın her alanında dört boyutlu düşünmenizi sağladığından ayakları yere basan, özgüveni yüksek, kendilerine yetebilen bireyler olmanızı sağlıyor. Yelken sporu sadece doğa sporu olmamakla beraber kendi disiplini içerisinde bir enstrüman olarak ta görülüp erişkinlerinde yönetsel anlamda şirket ve kurum yönetiminde de yararlanacağı özelliktedir. Bu manada şirket , kurum ve firmalara da takım ruhu yaratarak yararlanması için de eğitim veriyoruz. Gelişmiş ülkelere baktığımızda yelken sporuna sadece bir spor dalı olarak bakmadıklarını, yaşamın içinde bir enstürman olarak da görüldüğü ve kullanıldığını görüyoruz.

S.Ö. Denizi olmayan gemi kaptanları, yelkenciler , yatçılar ve denizciler ilginç, dünyada emsali var mı?

M.Ö. Dünyada da yelkencilik, yatçılık, su sporları büyük ilgi görmekte. Bu konuda kurduğumuz bağlarla sürekli olarak bilgi ve güncellemelerle kendimizi enformasyona tabi tutuyoruz. Yurt dışında yaptığımız temaslarda adeta başkentimiz gibi denizi olmayan İsviçre’de yelken sporunun çok yaygın ve revaçta olduğunu gördük.

S.Ö. Ankara’da sizin kulübünüzün benzeri dernek yada kulüpler var mı?

M.Ö. Başkentte bizim gibi hizmet veren yalnız sadece başkentin teorik eğitim veren 6 tane daha yelken kulübü yani sivil toplum örgütü var. Fakat bunlardan sadece bizim başkent yelken kulübü tam donanımlı yat statüsünde olan ve yatçılık eğitim veren kulüptür. Biz yelkenciliğin yanı sıra yatçılık ve amatör denizcilik eğitimi de veriyoruz.

S.Ö. İkinci sosyal sorumluluk projeniz nedir?

M.Ö. Diğer sosyal sorumluluk projemiz ‘’ suya kıyısı olan iller projesi’’ bu projedeki amacımız, iç Anadolu’da ,iç sularımızda insanımızı denizci yapmak. Anadolu’daki Göllere yönelik olan projemiz de suya kıyısı olan illerdeki insanımızı bilgilendirmek ve bilinçlendirmek. Bunun için o illerdeki üniversitelerle işe başladık, iş birliği içinde konferanslar, seminerler düzenleyip projenin tanınmasını sağlıyoruz. İrtibat ve ilişki kurduğumuz illere örnek olarak Çorum ilimizde Hitit Üniversitesi, Bolu’da İzzet Baysal Üniversitesi ayrıca devam eden Sivas ve Kayseri illeri var. Ankara’da Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde amatör denizcilik kurslarını ve seminerlerini yaptık. ODTÜ ilk kez Orta Doğu Teknik Üniversitesi Yelken Topluluğu olarak bizim uhdemizde, bizim danışmanlığımızda 36 katılımcı arkadaşla amatör denizcilik çalışmalarını başlattık. Halen bu çalışmalar devam ediyor. Zaten Ankara’da amatör denizcilik sporunun lokomotifi olan ODTÜ bizim danışmanlığımızla ilk kez kendi öğrencileri ve kendi içinden gelen dinamiklerle ODTÜ yelken Topluluğu adı altında bizzat bizim sunumlarımız ve seminerlerimizle bu çalışmaları başlattı. Bu gerçekten gerek başkentimiz gerek se bizim kulübümüz için son derece önemlidir. Suya kıyısı olan iller projesi kapsamında faaliyetlerimiz Hitit Üniversitesinin daveti ile oluşan aynı zamanda paralimpik yelken projemizde vardı. Geçen yıl dünya engelliler günü münasebeti ile Hitit Üniversitesinin davetlisi olarak bir konferansım oldu. Üniversitenin tertibiyle Paralimpik yelken ve kişisel gelişim üzerine bir konferans verdim. Orada ciddi anlamda Hitit Üniversitesi’nde su sporları ve yelkencilik konusunda ilgi oluştu. Yerel yöneticililerle görüşmeler yaparak Çorum’un merkez göletinde çocuklara yönelik çalışmaların başlatılması öngörüldü. Üniversite ile Obruk barajında bulunan ve çok büyük olan bir yarımada da dünya şampiyonalarının bile yapılabileceği uluslararası su sporları eğitim konaklama tesisleri yapılması konusunda rektör beyin girişimiyle kendilerine yapılabilecekler konusunda görüş, düşünce ve önerilerimizi kendileriyle paylaştık. Sanırım bu konudaki çalışmalar devam etmekte. Bunun devamında Bolu İzzet Baysal Üniversitesi ve Bolu Yeniçağ Kaymakamlığından gelen bir davet ile 5 bin nüfusunun 2 binin gençlerden oluştuğu Yeniçağ’da bu gençlere yelken sporu tanıtmak ve sevdirmek için bir çalışma yapmamızı istediler. Bu davet bizzat Yeniçağ Kaymakamı Kenan Erenoğlu tarafından yapıldı. Bu davet beni çok mutlu etti. Biz Bolu Yeniçağ’da yaptığımız sıkı bir çalışma programı iki gün içinde Türkiye’de bir ilki gerçekleştirip o gençlere 10 dalda havada, karada, suda, suyun altında ve doğada aynı anda doğa sporunu yaptırdık. Başkente Yelken Kulübü koordinasyonunda, Yeniçağ Kaymakamlığı himayesinde yaklaşık olarak 200’ün üzerindeki gencimizi suya çıkardık. İl sınırları içinde 143 tane gölü olan Bolu ili için müthiş bir proje oldu.

S.Ö. Sosyal sorumluluk projelerinizin sonuncusuna geldik. Ondan da bahseder misiniz?

M.Ö. Diğer sosyal sorumluluk projemiz ise uluslararası ödüle layık görülen Paralimpik Yelken projesidir. Koordinatörlüğünü milli sporcularımızdan Volkan Hatunoğlu’nun yaptığı bu projede Türkiye’de bir ilk. Üniversite Sporları Federasyonunca Ankara’da yapılan engellilere yönelik bir şenlikte Paralimpik yelken projemizi üniversiteli gençlere tanıttık. Ücretsiz olarak gençlerimize yelken eğitimi verebileceğimizi söyledik. Bu proje 2014 yılında. Proje kapsamında paralimpik yelkenleri kamu ve sivil toplum kuruluşlarından alınan destekle temin edilerek Antalya, Alanya, İzmir, Mersin ve Marmaris’te paralimpik yelken yapılması çalışmaları yapılmaktadır. Burada sponsorlarımız ve paydaşcılarımızın müthiş desteğiyle proje yürüyor. Bu proje 2014 yılında Avrupa Gençlik Vakfınca , Saint Lorient Vakfınca ve Bilgi Üniversitesince yılın sosyal proje seçilerek ödüllendirilmiştir.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam