Ana Sayfa Yazarlar Dış politika fiyaskosu

Dış politika fiyaskosu

76
PAYLAŞ

Dış politika yokuş aşağı gidiyor.
Cumhurbaşkanı kendi saflarını sıklaştırıp kemikleştirmek için ayrım ve gerilim politikası izledi. Taraftarlarınca en sevilen, karşıtlarınca da en nefret edilen kişi oldu.
Milli meselelerde bile ülkenin tamamının desteğini alamıyor.
İnsanlık adına misafir ettiğimiz Suriyelileri, Avrupa’ya karşı koz olarak kullanmaya kalktı.
Vizesiz Avrupa gelecek Yozgatlı, Çankırılı, Çorumlu kardeşlerim bayram tatillerini Paris’te Roma da geçirecekti.
Vizesiz Avrupa geleceğine AB Büyükelçisi Cumhurbaşkanına önce laf çaktı sonra da istifayı basıp gitti.
Üç saatte Şam ellerinde namaz kılacaktık olmadı.
İran, Suriye, Mısır, Irak ve Rusya’yı kendimize düşman ettik.
Korkudan güney sınırımızda savaş uçaklarımızın havalanamadığı noktadayız.
Sahillerde turizm ve ona bağlı yan sektörler kan ağlıyor.
Rus Büyükelçisi iftara katıldı diye zil takıp oynayacağız.
Ekonomi bakanımız ‘’Ruslardan özür dilemek diplomatik anlamda çok başka bir şeydir’’ dedi.
Madem diplomatik özür anlamsız, çok başka bir şey, biz neden İsrail’den yıllardır İsrail’den özür bekliyoruz?
Biz barışmak için Türkmenlerin başına bomba yağması dâhil her şeye razıyız ama Putin yanaşmıyor.
4 Temmuz 2003 günü Kuzey Irak’ın Süleymaniye kentinde başlarına çuval geçirilerek Türk askerleri Amerikan askerlerince gözaltına alındılar.
Bu olay o dönemde birçok protesto gösterilerine sebep olmuştu.
Mecliste dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Amerika’ya nota vermeyecek misiniz?”’sorusuna, “Nota öyle her kafa estiğinde verilen bir şey değildir ne veriyorsun müzik notası mı?” şeklindeki sözleri bugün de hala hatırlardadır.
Muhammed Ali’nin cenazesi için gittiği Amerika’da yaşanan rezillik yıllarca unutulamaz.
Ülkede garibana efelenip, yurtdışında güçlüye yaltaklanan dış politika anlayışı bizi bu noktaya getirdi.
Avrupa, Rusya, ABD ülkenin yarısının iktidarın karşısında olduğunu biliyor.
Ülkede yeniden milli birlik sağlanmalı, “ben başkan olup ülkenin yarısının oyu ile tamamına tahakküm ederim” inadından vazgeçilmelidir.
Ülkenin kurucu değerlerine saygı duyulmalı, oy alamadığı halk kesiminin de milli meselelerde desteği sağlanmalıdır.
Yoksa gelecek on yıllarda sistemini tartışacağımız bir ülke bile kalmayacaktır.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam