Ana Sayfa Yazarlar Dindar/kindar nesil ve kurşun

Dindar/kindar nesil ve kurşun

52
PAYLAŞ

Türkiye süratle bu günden daha karanlık günlere doğru sürükleniyor.
Cumhur’un başı Erdoğan’ın istediği de bu!
Dünyada ve Türkiye’de sıfırlanan itibarını sürdürebilmek, iç-dış politika uygulamalarının sonuçlarından kaçabilmek, servetinde iddia edilen artışı saklayabilmek ve hesap vermemek için Türkiye’nin asla huzur içinde olmaması lazım!
Çünkü toplum huzur içinde olursa, düşünmeye başlayacak ve “Ne oluyor? Her gün onlarca şehit geliyor! Ben üzerimde küçük bir bıçak bile taşıyamazken nasıl oluyor da, binlerce ton bomba, on binlerce ağır silah ülkeye girebiliyor?
Ben yıllardır çalıştığım halde borcum artarken, Erdoğan’ın yandaş işadamları çocukları ve ailesi nasıl milyarder oluyor?” diye bağırmaya başlayacak…
Toplumu, baskı, terör, gelecek ve can korkusu ile baskı altında tutarsanız, basın kuruluşlarının büyük bir kısmının da tasması (Erdoğan’ın lafı!) elinizde ise, her gün pembe tablolar çizip toplumu uyuşuk bir halde tutabilirsiniz…
Yapılan da budur!
Melih Gökçek denen adamın başlattığı iğrenç davranışlar, Salı günü İstanbul Fatih Camiinde AK Parti beslemeleri tarafından tekrarlandı. Ana muhalefet partisinin çelengi parçalandı! Yetinilmedi, bir de Kılıçdaroğlu’nun önüne meczup’un biri bir kurşun bıraktı!
Mafya jargonunda bu hareket, “dikkat et, ölme sırası senin” anlamındadır.
Bu ülkede, mafya patronları ile “iş tutan” siyasetçi kim?
Mafya patronları hangi siyasetçiyi desteklemek için, miting düzenliyorlar?
Hah, işte bu siyasetçi kimse, Kılıçdaroğlu’nun önüne atılan kurşunun emrini veren de odur.
Bu hareketle topluma verilmek istenen mesaj şudur;
“Bakın Ana Muhalefet Liderine bunlar yapılıyor ve polis seyrediyorsa, sizin başınıza bir şey gelse, kimse sizi elimizden alamaz. Susun oturun!”
Toplum hareket etmediğinden ayağındaki zinciri fark etmiyor!
Amma toplum bir defa hareket ederse, ayağındaki prangaları görecek ve ya tam köle olmayı kabul edecek, ya da sel olup odunların hepsini süpürüp atacak!
Eyy Türk Milleti;
Dünyadaki 200 civarındaki devlet içinde “YOLSUZLUK SIRALAMASINDA” Meksika birinci, Türkiye ikinci oldu!
Bir Millet için bundan daha utanç verici bir durum olabilir mi?
Toplum olarak bizler hırsızlık yapmadığımıza göre, kim soyuyor bu devleti yahu!
Kim bu “Hırsızlar İmparatoru?” Bu utanç karşısında, Saraydan veya Hükümetten bir yalanlama, bir ses çıktı mı?
Maaşlarını Türk Milletinden alan adliye ve emniyet bürokratları şereflerini, tarikat-cemaat artıklarına satmışlarsa ve yanlarında Türk Devletinin kurucularına hakaret edilirken susmuşlarsa!
Hile-hurda-çürümüşlük tepeden tırnağa devlet kademelerinin çoğunu sarmışsa!
Türk Milletinin önünde iki yol kaldı demektir;
-Ya bu haline razı olup, İran veya Suudi Arabistan benzeri bir rejimde yaşamayı kabul edecek,
-Ya da, aynen Türk Kurtuluş Savaşında yaptığımız gibi, kendi kaderimizi elimize alıp bu emperyal tuzağı, kuranların kafalarında parçalayacak…
Üçüncü bir yol yoktur…

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam