Referandumda evet kampanyası sürdürenlerden bazılarının kişisel çıkarları, sandıktan “hayır” çıkmasına bağlı. Aynı şekilde, hayır kampanyası yapanlardan kimilerinin siyasi gelecekleri ise ancak “evet”le parlayacak.

Birkaç örnek vermekte yarar var:
Binali Yıldırım hemen her gün meydan ve salon toplantıları yaparak, açılışlara katılarak seçmeni 16 Nisan’da “evet” oyu vermeye davet ediyor.
Seçmen çoğunluğu bu çağrıya uyup “evet” derse Yıldırım’ın başbakanlığı gidecek.
Merak bu ya; acaba, Yıldırım’ın söylediği ile gönlünden geçen şey aynı mıdır?
++
Deniz Baykal, ilerlemiş yaşına karşın il il, meydan meydan dolaşıyor, seçmenin 16 Nisan’da “hayır” demesi gerektiğini ısrarla belirtiyor.
Oysa, Baykal’ın, Kılıçdaroğlu’nu kenara çekilmeye zorlayıp yeniden genel başkanlık koltuğuna oturması sandıktan “evet” çıkmasıyla mümkün olacak.
Dilinin söylediği gibi sandık “hayır” derse, Baykal’ın liderlik hayalleri bitecek.
Aynı soruyu yine soralım:
Baykal’ın dilinin söylediği ile gönlünün söylediği gerçekten aynı mıdır?
++
Ak Parti’de Abdullah Gül’den Bülent Arınç’a, Ahmet Davutoğlu’ndan Hüseyin Çelik’e, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la araları pek iyi olmayan kimi isimlerin gelecekleri de dillerinin ifade ettiği gibi sandıktan “evet” çıkmasında değil, “hayır” çıkmasında.
Ancak “hayır” çıkarsa Ak Parti’de yeniden güçlü bir konuma gelebilirler.
++
Dilleri başka, gönülleri başka söyleyen, daha doğrusu söylemek zorunda kalan siyasilerimize, efkarın bastığı gecelerde Halk Ozanı Lütfü Yıldırım’ın şu türküsünü tavsiye ediyorum:
Açayım sırrımı candan bir dosta
Yürekler gamdadır gönüller yasta
Erenler oturmuş kuru bir posta
Gönül başka söyler hal başka başka.

PAYLAŞ
Önceki İçerikANKAmall TV spikerlik başvurusu sona erdi
Sonraki İçerikCennet Cehennem
Nuri Kayış
Gazeteciliğe 1977 Son Havadis gazetesinde başladı, Hür Anadolu, Başkent, Ulus, Günaydın ve Sabah gazetelerinde çalıştı. RTUK Başkanlığı yapan yazarımızın 14 adet yayınlanmış kitabı bulunmaktadır.