Devrimci söylem; HAYIR

0
137

Referandumda CHP’nin parti kimliği ve varlığını geride tutması Hayır’lara vesile olacaktır.

Parti flama ve pankartları yerine Türk bayrakları dalgalanacak.

İzmir bağlarında çiçekler açtıracak Mustafa Kemal’in Askerleri maçlarda stat ve salonları inlettikleri gibi meydanları çınlatacaklar.

Sezen Aksu’nun şarkısında “masum değiliz hiç birimiz” dediği gibi; Ülkenin bu hale getirilmesinde sadece masum kalan, kimse tarafından kandırılmamış sessiz ve temiz halk yığınları beka konusunda Hayır’lı kararlarını verecekler.

Kaşarlanmış politika rantiyeleri uzak tutun bizden. Sakın ”Sarıgül”lerle filan gelmeyin meydanlara. GEZİ olaylarında doğal toplumsal tepkinin ne kadar etkin olduğunu hep birlikte yaşadık.

Parti otobüsleriyle taşınmadan kendiliğinden katılımın güçlü sesi boş varillerin çıkardığı kuru gürültüye benzemez. Bir iken bin olur sesiniz, kendinizi bile duyamaz olursunuz. Nerden mi biliyorum?

Experto credito/ yaşayarak öğrenmişe inanın. 1969 ODTÜ’sünde uyanan devrim ruhunda hiçbir siyasi partinin parmağını bırakın arka çıkması dahi yoktu.

“Ankara’nın taştır yolu Yankee doldu sağı solu” refleksiyle önce okulun “et arabası” dediğimiz Amerikan yardımı arabalarına doluşarak, derenin taşıyla derenin kuşunu vurmak üzere, Esenboğa’ya gidip CİA Vietnam bölge şefiyken Ankara’ya büyükelçi atanan “Komer’e defol gösterisi” yaptık.

Kör gözüm parmağına yapıp üstüne üstelik bir de Üniversite’ye gelince rektörlük önünde forsu çekili Cadillac marka makam arabasını ters çevirip ateşe verdik. Orda yanan sadece bir araba değil Amerikan emperyalizminin egosuydu.

Şimdi bir kere daha bireysel özgürlük ve demokrasi tutkumuzu toplumsal oy havuzuna yönlendirerek ülkeyi kurtarma zamanıdır.

Bakın o devrimci ODTÜ’lülerin 12 ildeki mezunları bir araya gelip yayınladıkları, hepimizin kalıbımızı bastığımız HAYIRLI GÜNLER bildirisinde durumu ne güzel açıklamışlar.

Devrim
Devrim

AKLA AYKIRILIĞA VE BİLİM DIŞILIĞA “HAYIR”!

Bizler ODTÜ Mezunlar Derneklerinin Yönetim Kurulu üyeleriyiz.

Orta Doğu Teknik Üniversitesindeki öğrenim hayatımız boyunca, kendimizi özgürce ifade ettiğimiz bir ortamda birlikte karar verme alışkanlığı aşılandı bize.

Proje gruplarında, öğrenci topluluklarında, tezlerimizi yazarken hep destek olduk birbirimize.

Farklı düşüncelerin bir renk olduğunu, en beklenmedik kişilerden en beklenmedik fikirlerin çıkabileceğini öğrendik.

Rektörlerin üniversite ile ilgili kararlarda öğrencilere danıştığı, aynı masada eşit söz hakkıyla toplantı yaptıkları bir öğrenim hayatı yaşadık.

Zorlandığımızda danışacağımız kitapların, akademisyenlerin, arkadaşların olduğunu anladık.

Özgür düşüncenin ve düşüncenin özgürce ifade edilmesinin ne kadar değerli olduğunu hissettik.

Hayatta koyduğumuz sınırların sadece kafamızda olduğuna, sınırların sorgulayarak, araştırarak, geliştirerek ve ortak akılla aşılabileceğine inanıyoruz.

Üniversitemiz bizlere kollektif aklın ne kadar değerli olduğunu öğrettiğinden yönetim kurulu toplantılarımızda her konuyu asil ve yedek üyeler, ilgili dernek üyeleri beraberce konuşuyoruz, bazen tartışıyoruz, birbirimize kızıyoruz; ancak bu kolektif çalışma sonucu doğru kararlar alabiliyoruz.

Dernek yönetimlerimizde ortak akla böylesine önem verirken, ülke yönetiminin tek sesli olması kurgusuyla dayatılan “başkanlık” sistemini anlayamıyoruz.

Hazırlanırken toplumun farklı kesimlerinin görüşleri ve talepleri göz önüne alınmayan tasarıda, yönetirken de toplumun farklı seslerinin duyulmasına ihtiyaç olmayacağı öngörülmüş; Cumhurbaşkanlığı makamının kollektif akla gerek duymadan ülkeyi yönetmesine olanak sağlanmıştır.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi bizlere; bilim yapılırken geçmişte elde edilmiş bilgilerin bugünün teknolojisinin aklıyla yoğrulması gerektiğini; ilerlemenin ve gelişmenin kollektif akıldan yoksun biçimde olamayacağını; çok sesli olmayan ve hesap vermeyen bir karar verme mekanizmasının doğru olmadığını, öğretti.

Biz ODTÜ’lüler, her türlü ideolojik düşünceden yalıtılmış biçimde, kollektif aklı devre dışı bırakan, bilimsel olmayan ve gelişmenin önünde engel olarak gördüğümüz bu Anayasa değişikliğine “HAYIR”diyoruz.