Ana Sayfa Yazarlar Devletin Evi’nde ölü bulunan Alp Buğdaycı gerçeği….

Devletin Evi’nde ölü bulunan Alp Buğdaycı gerçeği….

201
PAYLAŞ

Türkiye’nin yıllardır bir gerçeği var. Cezaevlerinde meçhul ölümler. İşte bunlardan bir tanesi, yakın arkadaşım Alp Buğdaycı’nın başına geldi. Yıllar önce gazetecilik mesleğine başladığım yıllarda onunla Cağoloğlu’nda tanışmıştık.

 

Ben Anka Haber Ajansı’nda o da Ulusal Haber Ajansı’nda çalışıyordu. İkimiz de 20’li yaşlardaydık. İkimiz de orta gelirli ailenin çocuğu ve tırnaklarımızla mücadele veriyorduk. Basın o yıllarda çalışanlarından hep özverili olmalarını isterdi. Bir çok kişi bu özveriye fazla dayanamaz, basındaki yolunu uzun sürdüremezdi.  Yaklaşık 5 yıllık bu mücadele de Alp Buğdaycı da vardı. Sonra ben İsveç’e yerleştim. O yoluna devam etti.  Onun bir anda aramızdan ayrıldı haberini duyunca şok oldum ve acı çektim. Hangi nedenden Metris Cezaevi’ne girdiğini bilmiyorum, ancak hangi nedenden olursa olsun, devlete teslim edilen bir kişinin ani ölümü insanı kahrediyor ve acı çektiriyor. Yıllar önce adının talihsiz bir olaya karıştığını ben de medyadan okumuştum. O olayın toplumsal baskısı sonucu cezaevi’nde böyle bir hesabın görülmesi ihtimali nedeniyle yaşamını kaybettiğini tahmin ediyorum. Eğer cezaevi’nde hala filmlerdeki gibi diğer mahkumların, böyle bir hesap görmesine devlet seyirci kalıyorsa, yazıklar olsun o devlete. En azından giden, gitti deyip elimizi kolumuzu bağlamamalıyız. Devlet burada kendisini aklamalıdır. Bundan sonra yeni Alp Buğdaycıların öldürülmemesi adına devlet, devlet olduğunu ispat etmelidir. İlkel ülkelerde görülen bu cezaevi kurallarının artık Türkiye’de sona ermesi gerekir.
ÜNLÜ SPİKERLİĞE GİDEN YOL
Rahmete ulaşan sevgili arkadaşım Alp Buğdaycı’nın aramızdan ayrılması beni 30 yıl öncesine götürdü. İkimizde günlük mesaimizden sonra şu an ismini hatırlayamadığım Beyazıt’a giderken çardaklı bir çay kıraathanesi vardı oraya giderdik Orada genelde nargile, çay ve kahve içilir ve sohbet edilirdi. Biz de çay içer ve sohbet ederdik. Bu arada  sevgili Alp Buğdaycı’nın ses tonu çok farklıydı. O da bunu hissediyordu ben de ona motivasyon veriyordum. Ona hadi bir spiker gibi konuş teybe dinleyelim derdim. Büyük bir zevkle kayıt yapardık ve  sonra birlikte dinlerdik. Şimdi bu günleri hatırlayarak ve duygulanarak bu yazımı yazıyorum.
TRT’DE 3 BİN KİŞİ ARASINDA
40 ARASINA GİRDİ
Çok mücadeleci bir insandı. Başında da söylediğim gibi halktan biriydi. Öyle torpille bir yerlere gelecek biri değildi. Gidip mücadele etmiş. Ortak arkadaşımız Buket Akgüner’in vurguladığı gibi onunla birlikte TRT sınavında 3 bin kişi arasında 40 kişi arasına girmişler. Yani tırnakları ile Türkiye’nin bir zamanların ünlü spikeri olmuşlar. Alp Buğdaycı’nın Türkiye’nin ünlü spikeri olduğun duyduğumda çok mutlu olmuştum. O Beyazıt’daki çay kıraathanesi’ndeki hayali, hayallerimiz gerçekleştiği için bende çok mutlu olmuştum. Sonra onun adının bir arkadaşı ile bir talihsiz olaya karıştığını okudum. Hiç inanmadım. Çünkü, onu en yakından tanıyan bir insanlardan biriyim. Adam gibi bir adam lafı herkes için söylenmez. Alp Buğdaycı böyle biriydi. Omurgası olan, kişilikli, hele hele böyle adı bir olaya karışacak insan değildi. O yıllarda yaşanan bu talihsiz olayda o 3 kişi arasında birşey yaşanmış. Ancak daha sonra oluşan toplumsal baskının bedelini o mesleğindeki eski kariyerini kaybederek ödededi. Tırnakları ile ne mücadele ile geldiği yerden toplum onu öyle bir harcadı ki hem yılları ona zindan etti , şimdi de yaşamını elinden aldı. Cezaevi’ne neden girdiği ve ölüm nedeni tam belli değil. Ancak şaibeli bir ölüm ortada. Geçen yaz geldiğimde telefon ile konuştuğumuzda, keşke bende Avrupa’ya gitseydim dediğini hatırlıyorum. Demek ki, bunların arkasında çok şeyler saklıydı. Şimdi ona daha fazla hak veriyorum. Bir toplum yoktan da var ettiği gibi koca bir çınarı da saçma sapan ne olduğu bilinmeyen bir şeyden yok edebiliyor. Sevgili Alp Buğdaycı yaşantısında ki bu izlerle aramızdan ayrıldı. Yolun açık olsun gençlik dostum. Kalbimde hep yaşayacaksın. Bu kaderin kahrolsun ne diyeyim. Sen iyi bir insandın hem de çok. Bunu en iyi bilinlerden biriyim. Işıklar için de uyu. Seni seviyorum…..

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam