“Destan yüklü tarih yaprağına bak/ Hem Aliler, hem Osmanlar can verdi/Her zerre vatanın toprağına bak/Bizim için kahramanlar can verdi” diyor, Sivaslı Âşik Sefil Selimî .

Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan geniş bir alanda Türk Edebiyatı ve kültürünün görkemli eserleri mevcuttur. Bunlar arasında başlangıçtan günümüze uzanan tarihi akış içersinde tarihi ,olayları, kahraman insanları anlatan manzum eserler bulunmakta ve bunlar DESTAN olarak anılmakta.

Sözlü kültürün en eski kaynakları ve belgeleri olan destanlar, tarihe ışık tutarlar. En eski destanlar arasında yer alanlar, Ergenokon, Manas, Genç Osman,Köroğlu, Alpamış destanları yanında, Çanakkale, Sakarya, Dumlupınar Destanları ve İstiklâl Savaşı Destanlarımız tarihin en değerli kaynakları olarak değerlendirilmekte. Tarihimizin altın sayfaları Destanları anlatmaya, sayfalar yetersiz kalmakta.

Halkın benliğinden doğan ve halk için sözylenmiş ürünlerin en güzeli olan, olayları Her zaman ve yer göstererek anlatan destanlar geçmişe ışık tutarlar ve geleceğe umut verirler.Halk kültürünün sözcüleri âşıklar- ozanlar halkın gönlüne, diline ve yaşamına tercüman olarak destanları kaleme alırlar. Meydanlarda, pazarlarlarda ve her alanda söylenen, aranan ve kapışılan destanlar, özümsenerek ,merakla, ilgi ve heyecanla dilden dile gönülden gönüle akarlar.

Âşık edebiyatı nazım şekillerinden, uyak düzeni ve vezin bakımından koşma’nın aynısı olan destanlar, 8 yada 11’li hece ölçüsü kullanılarak yazılır.
Ünlü halk bilimci Boratav’a göre :” Destanlar ağıt geleneğinin Âşık Edebiyatı’ndaki yaratmalarıdır.Meçhûl askere adanan anıtlara benzerler.”
Destanlarda yer alan kahramanlar, yer, zaman ve olaylar incelendiğinde geçmiş ve gelecek arasında birer köprü kurdukları görülecektir. Geçmişi, bugüne ve geleceğe bağlayan en güçlü sözlü ve yazılı kültür köprüsü olarak, destanları incelemeliyiz.
Âşık Halil karabulut’un Kıbrıs Destanı: “Dokuz yüz yetmiş dört yirmi temmuzda/Neler oldu haber vermek kastımız/Şanlı Türk ordusu çıktı Kıbrıs’a/ Savaş değil barış kurmask kasdımız./”

Yıllar önce Akdağmadeni’ne uğrayan âşık İsmail’in ,gördüklerini destana aktarması geçmişte kesilen ağaçların durumuna ışık tutmakta ve bizleri uyarmakta:
“Aman Akdağ nedir gamın/Mısır’da söylenir namın/ Her derede yüzbin çamın/ Günde şehit düşer Akdağ…”/
UNESCO 1985 ‘i “Gençlik Yılı” olarak ilan etmişti.Bu nedenle açılan destan yarışmasında derece alan Sivaslı âşık Sefil Selimi , 27 dörtlükten oluşan ” GENÇLİK DESTANI -EVLADIM” destanında gençlere seslenmekte:

“…Köşede oturan, ihtiyar dede/Dizleri tutmuyor, evine gide/Seni gözetliyor, üç beş söz ede/ O söylesin say da say genç evladım./ Gerek ki Kıbrıs’ta, gerek Kore’de/Köprübaşı tutmuş,kanlı derede/ Fehmini yitirmiş kalmış arada/ Aşını önüne, koy genç evladım./ …Başlangıçla bitiş arasında sen /Zorlukları devir,müşkülleri yen/ Sefil Selimiyem, doyamadım ben/Gençliğin tadına, doy genç evladım.”

Gençlik yılı destan yarışmasında dereceye giren Darendeli âşık BEYANÎ- İbrahim Güleç’in 21 dörtlükten oluşan ” OĞUL” destanı’nından bir kaç dörtlük:
” Bayramda seyranda bu anayurtta/İnsan birbirine sarılır oğul/ Barışıp birleşir sevinçte dertte/ Taş taşın üstüne örülür oğul/ Senlik benlik birbirini taşlarsa/Yeni bir onarım yurttan başlarsa/Azimli çalışmak fertten başlarsa/ Yerdeki madenler yarılır oğul/ …Dört mevsim güzeldir ,yurt dilim dilim/Yedi dil bilsem de Türkçe öz dilim/Türk kültürü külliyetli bir ilim/Buna çalışmakla erilir oğul/…Cumhuriyet denen hür iradeyle/Seçip seçiliriz milletçe reyle/Bizde atalardan gelenek böyle/Seven sevmeyene darılır oğul/ Beyani, milletin yüzleri gülsün/İlkeleri, malı oldu Ulus’un/ ATATÜRK kabrinde müsterih olsun/ Menzile varıldı varılır oğul.”
Destanaları okuyunuz ve gençlerimize okutunuz. Destanlardan alınacak çok dersler vardır.

Geçmişi bugüne ve geleceğe taşıyan bu güzel destanları,7-9 Mayıs 1985 yılında Eskişehir’de yapılan II.Uluslararası Türk Halk Edebiyatı Semineri’nde ( bildiriler, 1985’de Yunus Emre Vakfı tarafından kitap halinde yayınlanmıştır) tebliğ olarak sunmuş olmanın mutluluğunu taşıyor ve konunun özetini okuyucularımla paylaşıyorum.

PAYLAŞ
Önceki İçerikEstetisyenden sosyal sorumluluk projesi
Sonraki İçerikHamburg’da Türk Musikisi konseri
Yahya Aksoy
Yozgat Boğazlıyan'da doğdu. İlk ve orta öğrenimi takiben iki ayrı fakülteden ve Askeri Akademiden mezun oldu. MEB , Kültür ve Turizm Bakanlığında üst düzey yönetici ve genel müdür olarak görev yaptı. İngilizce bilen, şair ve "Tarihi İpek Yolu" kitabı yazarı, evli ve üç çocuğu bulunan Aksoy, Ankara'da yaşamaktadır.