Ana Sayfa Yazarlar Delikli parası, huzuru vardı ama terörü yoktu

Delikli parası, huzuru vardı ama terörü yoktu

90
PAYLAŞ

Geçen gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı her zamanki gibi hayret ve o kadar da şaşkınlıkla izledim. 2002 yılının Türkiye’sinden bahsederken, ’’Bizi delikli kuruşa muhtaç ettiler’’ diyerek Türkiye’yi küçümseyen ifadesi tavrı vardı.

Ben Cumhurbaşkanı olsaydım, ülkemi değerlendirirken, hayatta böyle bir kelime ya da yakıştırmayı kendime yakıştırmazdım. Çünkü o ülkeden, o mevkilerden kimler geldi, geçti, hiçbiri yaptıklarını değerlendirirken, ülkeleri için böyle küçük düşürücü kelimeler kullanmadılar.
DEVLET ADAMLIĞI BURADA
ÖNE ÇIKIYOR!
Bir siyasetçinin devlet adamlığı ve saygınlığı mütevaziliği ile eştir. Tabii ki, siyasetçi tribüne oynamak zorundadır. Seçimlerle gelir, seçimlerle gidersin.
Oksijenin vatandaşın iki dudağı arasındadır. Cumhuriyet’imizin ilk kuruluş yıllarındaki durumunu değerlendirecek olursanız, o zamanki koşullarda elini, başını taşın altına koyan bir avuç insan, bunu bir gün olsun milletinin başına bu koşulları başların kakmamıştır. İşte o nedenle bu tepkiyi derinliklerimde duydum ve o insanların ne kadar yüce ve değerli olduklarını hatırladım.
SİZİ KİMSE BU GÖREVE KIRMIZI HALI İLE DAVET ETMEDİ
Özellikle kendisini siyasete adayan ve bu konuda özverili olmayı baştan kabul eden siyasilere buradan bir sözüm var. Beyler, bu millet sizi bu görevlere kırmızı halı döşeyerek davet etmedi. Siz gönüllü geldiniz. Hem de meydanlara çıkarak, vaatlerde bulundunuz. Sesiniz belki patladı. Kan ter içerisinde bu ulvi görev için canla başla yarıştınız. O zaman, yıllar sonra kalkıp bunu başımıza kalkmak yakışık alır mı? Ben veya bir başkası  olsun sanırım, başına kakılacak bir hizmeti almak istemez. O nedenle siyasileri bu şartlarda girdikleri gönüllü siyasette ne kadar bu söylemlerde olmaları doğrudur.
İSVEÇ’TE BU ÜSLUPU KULLANANI HEMEN BİTİRİRLER
Kuzey Avrupa’da yaşadığım için ömrümün bir yarısı burada geçti. Karınca, kararınca da bu ülke bazı şeyleri, gördük ve yaşadık. Vatandaşlık bilinci daha farklı oldu. O nedenle kodlarımız Türkiye’de yaşayanlara göre farklılaştı. Burada şimdiye kadar siyasete giren insanlar, yıllar geçtikten sonra halkına dönüp de ’böyle bir üslup ile insanların kafasına kakacak, ülkelerini rencide edecek kelimeler kullanmazlar. Eğer kullansalar, ertesi gün onun siyasi kariyeri biter. İşte akıl tutulması böyle bir şey. Türkiye’de insanlar, bu tip tepkileri veremiyorlar. O nedenle de Türkiye ile Avrupa arasındaki farkı vatandaşlık düzeyinde görmek istiyorsanız, işte basit ama çok önemli değerler var. Zaten buna da gerek hiç yok. O ülkede yaşayan insanlar, bunu görecek durumdadır.
Onlara böyle kafalarına kakmak esasında onlara saygısızlık değil de nedir? Türkiye’de bazı şeyler zamana göre değişiyor. Ancak, sokaktaki insanın buna ayak uydurması zaman alıyor. Sanıyorum, burada insanlar bazı şeyleri kabullenmiş yaşıyorlar. Türkiye’de kimin sesi fazla çıkıyorsa, o prim yapıyor. Ancak Cumhuriyet tarihinde devlet adamı yakıştırması ile anılan insanlar da bu üslup yoktu. Onlar da bu yakıştırmayı gerçekten hak ediyorlarmış. Zaman bize kimin devlet adamı olmayı hak edip etmeyeceğini de gösterecek.
ZENGİNLİK NEYE GÖRE
Hadi diyelim 2002 yılında delikli Türk lirasından yola çıkalım. Bugün değerli dedikleri deliksiz TL ile yola çıkalım. Ya da İstanbul’u göz önüne getirelim. Gökdelenli İstanbul ile eski İstanbul. Yani gökdelenlerle zengin ve mutlu mu olduk?
Bugün insanlar ölüm korkusu ile sokağa çıkamıyor. Kalabalık mekanlara giremiyor. Evden çıkarken helalleşiyorlar. Ekonomi çökmüş ağlayanı yok. İşte 2002 yılında yaşanmayanlar da var. O zaman bunun adını da koymak ona yakışıyor. Ayrıca bugün fakirlikten zenginliğe geçenlere sorun, fakir ancak daha mutlu olduğu günleri size söyleyecektir.
Yani delikli parası olsa da o günleri bugün özleyenler çoğunluktadır.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam