Ana Sayfa Dünya ‘Darbecilerin safına katılın’ twiti atan gazeteci için Kosova Dışişleri’ne nota…

‘Darbecilerin safına katılın’ twiti atan gazeteci için Kosova Dışişleri’ne nota…

44
PAYLAŞ

Kosova’nın tirajı yüksek olan gazetelerinden Gazeta Express’in ve aynı zamanda bu gazetenin haber sitesinin genel yayın yönetmeni olan Berat Buzhala’nın “Türkiye’de bulunan Kosovalı tatilcilere çağrımdır, darbecilerin safına katılın” diye attığı twitter mesajı, Kosova ile Türkiye arasında krize neden oldu. Buzhala’nın skandal mesajı ardından Türkiye Cumhuriyeti Kosova Büyükelçiliği, Kosova Dışişleri Bakanlığı’na nota gönderilerek “Bu gazeteci için gerekenin yapılmasını bekliyoruz” dedi. Büyükelçilik verdiği notada Kosova Anayasa kapsamında, Kosovalıların dış ülkelerde savaşmalarının suç olduğu, bunun da cezasının 20 yıl olduğu hatırlatıldı.

BASINI BİLGİLENDİRME…

15 Temmuz tarihinde Türkiye’de teşebbüste kalan darbe girişimi ardından Kosova’nın önde gelen gazetelerinin birçoğu son dakika olarak geçtikleri haberlerinde, Türkiye’de darbenin olduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya’ya sığınma talep ettiği iddialarında bulunmuştu.

Kosova’nın önde gelen internet siteleri ve gazeteleri şu başlıklara yer vermişti:

Telegrafi haber sitesi, 15 Temmuz gecesi ‘Erdoğan özel uçağı ile Türkiye’den ayrıldı!’
Agjencia e Lajmeve Sot; ‘Olağan durum, Türkiye’de hükümete darbe. Erdoğan vatanını bıraktı!’
Gazeta Panorama Online; ‘ Erdoğan Almanya’dan sığınma taleb etti, uçağının inmesine izin verilmedi!’
Top Chanel; ‘ Erdoğan Almanya ve İngiltere’den sığınma talep etti!’
Gazeta Shekulli; ‘Türkiye’de kutlama, vatandaşlar askeri darbeyi kutladılar’
Gazete Express; ‘ Türkiye’de alarm, fırın ve marketlere akın edildi!’

Türkiye’de ilan edilen OHAL’le ilgili de Türkiye’ye dair sert yayınlar yapan bazı basın kuruluşlarına dair Türkiye Cumhuriyeti Prizren Başkonsolosluğu yazılı açıklamada bulundu: Açıklamada şu bilgilere yer verildi:

“Ülkemizde 15 Temmuz’da gerçekleştirilen darbe girişimi akabinde olağanüstü hal ilanı ve insan hakları devletimizin güvenliği ve bekasına tehdit oluşturan, devletin bütün kademelerine sızmış Fethullahçı Terör örgütüne (FETÖ) karşı kapsamlı ve etkin mücadele amacıyla Anayasamızın 120’nci maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun 3’üncü Maddesi uyarınca ülke genelinde 21 Temmuz 2016 tarihinde itibaren doksan gün süreyle Olağanüstü Hal (OHAL) ilan edilmiştir. Söz konusu karar, Milli Güvenlik Kurulu’nun ilgili tavsiye kararı göz önünde bulundurularak, Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 20 Temmuz 2016 tarihinde alınmış olup, bilahare Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından da 21 Temmuz 2016’da onaylanmıştır.

OHAL ilan edilmesinin temel hedefi, FETÖ ile mücadelede en hızlı ve etkin şekilde tedbirler alarak devletimizin ve milletimizin bu gözü dönmüş terör şebekesinden kurtarılması, biran önce normale dönülmesidir. Bu süreçte, demokrasimizin ve vatandaşlarımızın temel haklarının korunmasına her zamanki gibi azami özen gösterilmeye devam edilecektir. OHAL uygulaması, Anayasamız ve ilgili yasalarımız tarafından düzenlenmiş, hukuk içinde yer alan ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) dahil uluslararası insan hakları sözleşmelerinin tanıdığı bir yöntemdir. OHAL sadece ülkemizin başvurduğu bir yöntem olmayıp, milli güvenlik mülahazalarıyla birçok gelişmiş ülkenin de uyguladığı bir tedbirdir. Son olarak AB ve AK üyesi Fransa, bazı terör saldırıları sonrası OHAL kararı almıştır. 14 Kasım 2015’ten bu yana sürdürdüğü bu uygulamayı bu hafta içinde 6 ay daha uzatmıştır. Bu kapsamda, Fransa AİHS 15. maddesi uyarınca bazı hakların sınırlandırılması yoluna gitmiştir. Türkiye, 15 Temmuz 2016 tarihinde karşı karşıya kaldığı darbe girişimine kadarki süreçte, son dönemde çok çetin şartlarda gerçekleştirilen PKK ve DAEŞ terör örgütleriyle mücadelesini, OHAL ilan etmeden sürdürmüştür. Tedbirlerini Avrupa insan hakları rejiminin olağan hallere ilişkin norm ve standartları kapsamında almaya gayret göstermiştir. Ancak, terör örgütü FETÖ’nün, 15 Temmuz darbe girişiminde görüldüğü şekilde, ulusal güvenliğe yönelik bu açık ve vahşi saldırısı ve bu örgütün her yere yayılmış bulunan uzantıları karşısında, OHAL ilan edilmesi gerekmiştir. Bu çerçevede, Fransa örneğinde olduğu gibi, AİHS 15. Maddesi kapsamında, Sözleşmede imkan tanınan haklar bakımından derogasyona gidilmiştir. AİHS’de açıkça kayıtlı olduğu üzere, derogasyon, hakların askıya alınması değildir. Belli koşullar kapsamında, belli hakların uygulanmasına bazı sınırlamalar getirilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti, bu süreçte, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü ile uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerinin bilincinde olup, bugüne kadar olduğu üzere, temel hak ve özgürlüklere gerekli saygı gözetilecek, hukukun üstünlüğü ilkesine riayet edilecektir. Olağanüstü hal ilanının amacı, vatandaşlarımızın temel haklarının kısıtlanması değil, FETÖ terör örgütünün daha hızlı ve etkin bir şekilde etkisiz hale getirilmesidir. OHAL tedbiri 90 gün süre için alınmış olmakla birlikte, terör örgütü FETÖ’yle etkin mücadele başarıya ulaşılır ulaşılmaz tüm olağanüstü tedbirler sonlandırılacaktır.

15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ SONRASINDA ÖLÜM CEZASIYLA İLGİLİ OLARAK GÜNDEME GELEN TARTIŞMALAR

Türkiye, bugüne kadar müteaddit terör saldırılarına uğramasına rağmen demokrasi ve insan hakları standartlarından ödün vermemiştir. Bu standartların korunması için de azami özen gösterilmeye devam edilmektedir. Alınan önlemler, mevcut mevzuatımız ve uluslararası yükümlülüklerimiz ile uyumludur. Cumhurbaşkanlığımıza saldırıldığı, Meclisimizin bombalandığı, halkımızın tanklar altında ezildiği, acımasızca katledildiği, basın-yayın ve medya kuruluşlarına baskınların düzenlendiği bu vahşet karşında halkımızın dile getirdiği idam cezası beklentisini, bu vatan hainliği suçu karşısında gösterdikleri güçlü tepkinin yansıması olarak görmek gerekir. Bu beklenti tabiatıyla mevcut mecrasında, usullere uygun olarak dikkatle değerlendirilecektir. Parlamentoda görüşülebilecektir. Demokratik tartışmalar yeterince olgunlaştıktan sonra ortaya çıkacak sonuç bizim için belirleyici olacaktır. Ülkemizdeki bu değerlendirmeler tekemmül etmeden, uluslararası ortaklarımızca, önyargılı şekilde, spekülasyonlar üzerinden yorumlar ve açıklamalar yapılmasını da yadırgıyoruz.”

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam