Sincan’da görülmeye başlanan darbe davasında ifade veren sanıkların neredeyse tamamı darbe girişiminde bulunduklarını reddediyor.

Kimi, “Tatbikat için emir verildi sandık” diyor, kimi, “Aslında ben darbeyi önlemek isterken darbeci diye yakalandım” diye konuşuyor, kimi de, “Ne Fethullah Gülen’le ne Fetullahçı Terör Örgütü’yle uzaktan yakından bir ilgim yok” şeklinde savunma yapıyor.
Suçunu yiğitçe, delikanlıca kabul eden, “Tamam kardeşim, darbeye niyetlendik ama olmadı, ağzımıza yüzümüze bulaştırdık. Cezamız neyse çekmeye hazırız” diyen yok.
Peki, sanıkların hemen tamamı neden böyle davranıyor, suçlarını inkar ediyor?
Bu davranışları, “yabancı tribünlere oynuyorlar” denilerek izah edilebilir.
ABD başta olmak üzere birçok batı ülkesi darbenin başarısızlıkla sonuçlanması karşısında neredeyse yas ilan edeceklerdi.
Söz konusu ülkeler, daha sonra da darbe girişimi olduğuna bir türlü inanmak istemediler.
Çünkü, bunu kabul etselerdi, Fetullah Gülen’i ülkelerinde kolay kolay misafir edemeyeceklerdi, kaçan darbecileri bağırlarına rahatça basamayacaklardı.
Dünya kamuoyu önünde kendilerini aklamak için, darbe girişiminin gerçekliğini kabul etmeyip sulandırma yoluna gitmeyi uygun buldalar.
Bana öyle geliyor ki, darbe sanıklarına, “Her şeyi inkar edin!” mesajı dışarıdan geldi.
Bu durumda, darbe davasına bakan savcılara da, mahkeme üyelerine de önemli görevler düşüyor.
Kamera görüntüsü, telefon konuşması, bilgisayar ve cep telefonlarıyla yapılan yazışmalar bir bir ortaya çıkarılmalı, olay inkar edilemeyecek şekilde hem Türk hem de dünya kamuoyunun önüne konulmalı.
Başka çare yok!

PAYLAŞ
Önceki İçerikAyrılık zamanı
Sonraki İçerikYerli otomobilin adı ne olacak?
Nuri Kayış
Gazeteciliğe 1977 Son Havadis gazetesinde başladı, Hür Anadolu, Başkent, Ulus, Günaydın ve Sabah gazetelerinde çalıştı. RTUK Başkanlığı yapan yazarımızın 14 adet yayınlanmış kitabı bulunmaktadır.