Dalları bastı kiraz !

0
102

Mevsimlere damgasını vuran ve öne çıkan ,her mevsimin kendine özgü ürünleri vardır.İnsan ve toplum hayatında özel ve güzel bir yer tutar. Beslenme kültürü açısından önemli olan sebze ve meyveler üzerinde bilim adamları çalılışmalar yapmakta ve insanları aydınlatnaktadır.

Neyi, ne zaman, ne kadar ve nasıl yemelidir ? Bu soruların yanıtlarını aramalı yararlı ve doğru olanı yapmaldır.Mutfak kültürü üzerinde yazılan kitaplarda, TV proğramlarında ve basında bu konularda sıkça yayınlar yer almakta ve toplum aydınlatılmaktadır.
Yaz mevsimi geldi.Sıcaklıklar yükseldi.Yeme-içme arzusu zirveye çıktı. İnsanlar ne bulsalar yemek istiyorlar, İştahkları mevsim sıcakları gibi kabarmakta. Hararet artmakta.Arzular çoğalmakta. Tabiat alabildiğine verimli ürünleri tüm canlıların emrine sunmakta. Doğa sanki bir açık hava mutfağı haline gelmekte. Bolluk,çeşitlilik ve renklilik adeta harman olmuş.

İşte yaz mevsiminin aranan , beklenen, en çok sevilen ve tadılan meyvesi olan KİRAZ önce dalları ve sonra da pazarları, rafları ve sofraları doldurmakta…
“Dallaları bastı kiraz” türküsü dudaklarda, kirazların nefis tadı damaklarda. Uzun ve ince çubuğu ile kiraz meyvesi ellerde,sepetlerde,sofralarda yerini almakta.
İnsanı çöpüne çevirecek kiraz ile birlikte aynı aylarda dalları ve pazarları dolduran dut meyvesi de hep aranan, tadılan ve sofralardan eksik olmayan kısa ömürlü haliyle çok tüketilmekte.
Çok sevilen ve tüketilen kiraz ve dut meyveleri hakkında halk arasında şöyle bir söylem vardır : – Kiraz : beni yiyeni sapıma çeviririm.
-Dut: Çeviremezsin.
-Kiraz: Neden çeviremem ?
Dut: Çünkü ,yaz mevsiminde senden sonra ben gelirim.
-dut : Seni yerler çöpün gibi incelirler ama benim şeker yüklü tadıma dayanamayıp daha çok dut yerler ve dut gibi olurlar, kilo alıp tatlanırlar.
-Kiraz : Beni yiyenleri sapıma çeviririm ama benden sonra ah ! şu dut gelmese !…
Halkımız mevsimine göre sebze ve meyveleri kendilerine göre dillendirirler. Meyveler, estetiğin, güzelliğin,zerafetin, tatlılığın, ekşiliğin, renkliliğin ve bolluğun sembolleri olarak tanımlanırlar.
Hasat mevsimlerinde meyveler adına şenlikler yapılır, ödüller verilir, meyveler adına güzellik kraliçeleri seçilir. Meyvelerin kralı KİRAZ festivalinde “kiraz güzeli” de seçilir. Çünkü kiraz bütün özellikleri ile güzelliğin de sembolüdür. Halkımızın söylediği gibi : “Güzel olan elma yanaklı ve kiraz dudaklı olur.” Renkleri ve tadları ile meyveler sosyal ve kültürel hayata damgalarını vururlar ve saltanatlarını sürdürürler. “İnsanlar biraz da yedikleridir” söyleminde dd çok anlamlı bir gerçek gizlidir.

Yaz başlangıcında ülkemizin dör yanında çeşitli şenlikler- festivaller ve özel günler yapılır.Bunların en ünlüsü Ayaş dut festifali, Tosya kiraz festivalı ve daha nice festivallerdir.
Bir uygur atasözünün ifade ettiği gibi ” Yer doymayına er doymaz”. Doğanın zenginliği, verimliliği ve bereketi insanların sosyal, ekonomik ve kültürel zenginliği ile buluşarak mutlulukları artırır. Doğa-insan ve şenlik üçgeni toplumun benliğini sarar.Halaylara, türkülere, sazlara ve sözlere yansıtılır,yaşatılır ve devamlılığı temenni edilir.

Yaz gelince sıcaklar yükselir ve insanlar hep soğuk ve serin yiyecek ve içeceklere yönelirler… Bunlar arasında ön sırayı alan dondurmaların çileklisi,fıstıklısı,vişnelisi ve kakaolusu adeta kapışılır. Özellikler çoocuk için yaz mevsimi dondurma mevsimidir. Hele , dünyaca ünlü özel Maraş dondurması olursa bir başka olur keyifler,zamanlar ve damaklar. Yüzler serinler mutluluktan gözler ışıldar ve insanlar bir başka keyif içinde kalır ve mutlu olurlar.
Mevsimler ve zamanlar geçer ama anlık mutluluklar ve anılar kalır. Dillerde ve gönüllerde hep yaşatılır. Zaten yaşamın amacıda mutluluğu yakalamak değil midir ?