Ana Sayfa Yazarlar Cumhurun Egemenliğini ne kadar sağlayabildik?

Cumhurun Egemenliğini ne kadar sağlayabildik?

246
PAYLAŞ

MK Atatürk’ün “en büyük eserimdir” diye önemsediği Cumhuriyetin ilan edilişinin üzerinden 92 yıl geçti. Cumhuriyet Projesine kanları, canları, akıl ve alın terleri ile katkıda bulunanları, başta MK Atatürk olmak üzere saygı ve minnet ile anıyorum. Kutlu olsun. Her yıldönümü, yıldönümüne konu olan olayın değerlendirilmesine kaynaklık etmelidir. Ben de bunu yapmaya çalışacağım.
Türkiye Cumhuriyeti, ulus-devlet temelinde bir çağdaşlaşma projesidir. Bu proje, yaşamın her yönünü dönüştürmeyi amaçlamıştır. Bu nedenle de, uzun ve çetin bir süreçtir. Cumhuriyetin babaları, Osmanlı İmparatorluğu’nun üyesi bulunduğu uygarlıktan, çağdaş uygarlığa yönelmeyi amaçlayarak, toplumu çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmayı ereklemişlerdir.
Cumhuriyet ile, ulus-devlet, ulusal bağımsızlık temeli üzerine oturtularak, toplumsal yapıyı çağdaşlaşma, uluslaşma doğrultusunda değiştirme hedefi ereklenmiş ve bu yönde bir dizi atılımlar gerçekleştirilmiştir. Sistem, bir bütünlük içinde; uyduluğa ve emperyalizme karşı tam bağımsızlığı, ümmetçiliğe karşı ulusalcılığı, kulluğa karşı özgür yurttaşlığı, medrese eğitimine karşı bilimsel öğretimi, tutuculuk ve bağnazlığa karşı devrimciliği, saltanata karşı Cumhuriyetçiliği, Arap Alfabesine karşı Latin Alfabesini ve bir bütün olarak, sürekli yeniliği, gelişmişliği içeren bağımsızlığı, özgürlüğü, ulusun egemenliğini, çağdaşlaşmayı, laikliği savunur ve bu erekleri kendisi için amaç olarak koymuştur.
Kuruluşunda yaşanan Cumhuriyet coşkusu ve bilinci, hiçbir engelle karşılaşmadan, aynı hız ve kararlılıkla günümüze gelebilse idi, günümüzde yaşamakta olduğumuz olumsuzluklar yaşanmayacaktı. Oysa, 29 1923’de adı konulan Türkiye Cumhuriyeti, zor ve çetin bir süreçten geçerek kurulmuştur. Bunu, yeni devletin anayasal kuruluşu ile çok daha iyi görüyoruz. 23 Nisan 1920’de BMM’nin açılması ile başlayan bu hareket, “egemenliğin bağsız koşulsuz ulusa özgü olduğu” ilkesi ile, laiklik ilkesinin ilk ve büyük adımını atmıştır.23 Nisan 1920’deki Meclis Hükümeti’nden,29 1923 Cumhuriyet rejimine geçiş, Birinci Meclis”ten, İkinci Meclis”e, İkinci Meclis’ten Cumhuriyet’e giden yol, üzerinde birbirini izleyen atılım ve devrimlerin ürünüdür.
Cumhurun(ulusun) egemen olması konusundaki çabalarımızın geçmişini, son iki yüzyıldır süregiden çağdaşlaşma atılımlarına dayandırabiliriz. Cumhuriyet ve O’nun ayrılmaz bütünleyicisi olan Atatürk Devrimleri, çağdaşlaşma uğraşımızın doruk noktasını oluşturmaktadır. Ancak, vardığımız bu dorukta ve ondan sonra bu yürüyüşümüze karşı sürekli karşıtlıklar geliştirilmiş ve saldırılar sürmektedir. Büyük heyecan ve umutlarla kurulan Cumhuriyetimiz, ilk günlerinden başlayarak siyasal, toplumsal ve ekonomik çıkarları, konumları bozulan kesimler tarafından çeşitli yöntemlerle sürekli engellenmek ve Cumhuriyeti yaratan ilke ve devrimlerin hızı kesilmek istenmiştir.
Tüm iyimserliğime ve iyi niyetime karşın, yaşamakta olduğumuz olaylar ve acılar nedeni ile kutlamalarımız burukluk taşımaktadır. Bu satırların yazıldığı sıralarda, cumhurun bilgilenme aracı olan bir medya organına, tomalı,gazlı ve basınçlı suyla saldırı ve işgal gerçekleştirilmekte idi.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam

1 YORUM

  1. Cumhuriyet’i İslam Cumhuriyetine dönüştürmek isteyen şer odaklarına şiddetle karşı çıkmalıyız. Laik, demokratik sosyal hukuk devleti ilkesinden asla taviz vermemeliyiz

Comments are closed.