Belgesiz tarih olmaz, belgesiz olursa çukur tarih olur… İzandan, faziletten nasibi olmayanların yazdıkları gibi… Dilin kemiği, kalemin gemi yoktur. Herkes her istediğini söyleyecek, aklından geçeni yazacak olsa, ne nizam kalır ne de düzen…

Kurucumuz, önderimiz, Atamız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve muhterem merhum annesi Zübeyde Hanımefendi’ye dil uzatanlar hangi alçakların sesi ve piyonudurlar? Bilemeyiz…
Devlet ne zaman ayağa kalksa, hükümet ne zaman olumlu işler yapsa, ordu kendisini toplasa ve destan yazsa, karıştırıcı tipler ortaya çıkarlar.
Ama ne çıkış, akli muvazenesi tartışılır. Dr. Rıza Nur’u referans gösterip, haya sınırlarını aşıp, güya tarihçi kesilenlerin! anlatımları tarihin bir kara lekesi olarak sırtlarında, alınlarında gezecektir.

Kaostan, yalandan beslenerek tarihçi olunmaz, olursa bunun adına şarlatanlık ve müftericilik derler…
Yazdıklarına inandırıcılık kazandırmak için, kendi eşinin yoldan çıktığından bahseden kişiye ancak ÇUKUR TARİH inanır…
Sizlere küfür etmek, küfüre hakaret olacağından, Allah sizleri ıslah etsin diyor ve 1981 yılında, çıkartmış olduğum SANCAK Gazetesinde yayınlamış olduğum, Atatürk’ün şeceresini ÇUKUR TARİHE ve SAHTE TARİHÇİLERE ithaf ediyorum.