Diyetisyen Merve Sarptaş Büyükince, “İştahsızlığı artıran veya azaltan çeşitli nedenler bulunmaktadır.” Çocuğunuzda gelişim eksikliği yoksa, iştahsızlık sorun değil!

“Bu nedenle beslenme sorunu olan çocukların tamamının iştahsız olarak tanımlanması doğru değildir, iştahsızlık, gelişim sorunu olmayan çocuklarda bir sorun olarak görülmemeli”

Çocukların yeterli miktarda beslenmediği düşüncesinin, annelerin en önemli endişeleri arasında yer aldığını belirten Diyetisyen Büyükince, çocuğun aç kalacağı kaygısıyla hareket eden annelerin, çoğu zaman beslenme konusunda yanlış adımlar atabildiğini kaydetti. Büyükince, şöyle konuştu:

“Ancak pratik önerilerle iştahsızlık problemi yaşayan çocukların dengeli ve düzenli beslenmesi sağlanabiliyor. İştahı artıran veya azaltan çeşitli nedenler bulunmaktadır. Bu nedenle beslenme sorunu olan çocukların tamamının iştahsız olarak tanımlanması doğru değildir. İştahsızlık, gelişim sorunu olmayan çocuklarda bir sorun olarak görülmemelidir. Aslında iştahsızlık, gelişimi yavaş olan çocuklarda vitamin ve mineral yetersizliği nedeniyle sorun haline gelmektedir. Bunun için gelişim sorunu olan çocukların uzman doktor tarafından takip edilmesi gerekmektedir. İştahsızlığın, mineral eksiklikleri ve mide problemleri gibi pek çok fizyolojik sebebi olabilmektedir. Bunun dışında çocuğun iç dünyasında yaşadığı bazı psikolojik sorunlar da iştahsızlığa yol açmaktadır.”

Bebeklikten itibaren beslenme konusunda çeşitliliğe önem verilmesi gerektiğinin altını çizen Büyükince, şunları bildirdi:

“Bebek 6 aylıkken ek besinlere başlanılmalı, çocuk 1 yaşına geldiğinde hemen hemen tattırılmayan sebze ve meyve kalmamalıdır. Herhangi bir besini yemek istemeyen çocuğa, o besin değişik şekillerde sunularak verilmelidir. Örneğin sade süt içmek istemeyen çocuğun sütüne taze meyve eklenerek tüketimi daha cazip hale getirilebilir. Peynir yemek istemeyen çocuklar için de omlet, börek ve tost hazırlanabilir. Peynirin tadını fark edip tüketmeyen çocuklar için de tadı yoğun hissedilmeyen lor peyniri önerilmektedir.”

Çocuklar için iştah açan önerilerde de bulunarak, şöyle devam etti:

“Sebzeleri değişik formlarda hazırlayabilirsiniz. Bir öğünde sulu yemek içinde verilen sebzeleri, sonraki öğünlerde etin yanında garnitür olarak yedirebilirsiniz. Besinleri, çocukların ilgisini çekecek şekilde sunabilirsiniz. Üzerinde çizgi film karakterlerinin bulunduğu tabak ve bardakların içinde verilen besinler daha caziptir. Çocuğun yemeklerden önce çok fazla sıvı tüketip mide hacmini doldurmasına izin verilmemelidir. Yemekten önce su, meyve suyu, cips ve çikolata gibi iştah kapatacak besinler ortadan kaldırılmalıdır. Çünkü karnı acıkan bir çocuk yemek yerine aperatif gıdaları tercih edecektir. Çocukların ellerine bebe bisküvisi ve ekmek verilmemelidir. Bebe bisküvisi ve ekmekle sadece karbonhidrat alan çocuklara yemek yedirmek zordur. Evde hiçbir zaman çikolata, cips ve bisküvi gibi gıdaları bulundurulmamalıdır, evde bunları muhafaza ettiğiniz dolap ya da çekmeceleri boşaltıp yerine; ceviz, badem, fındık, kuru incir, kuru üzüm ve kuru kayısı gibi meyvelerden koyabilirsiniz. Çocuklar bu durumla karşılaştıkları ilk an tepki gösterebilirler ancak zamanla alışacaklardır.”

Beslenme konusunda uygun sınırlar konulması gerektiğini de vurgulayan Diyetisyen Merve Sarptaş Büyükince, şu önerilerde bulundu:

“Ne, nerede, ne zaman ve ne kadar sorularının yanıtlarını çocuğunuzu izleyerek, ondan gelen ipuçlarını değerlendirerek ve sağlıklı beslenme ilkelerini göz önünde bulundurarak belirleyebilirsiniz. Çocuklar, iştahı artıracak şekilde beslemeye özen gösterilmelidir. Çocuğun sürekli beslenmesi açlık-tokluk hissinin algılanmasını zorlaştırır, bu yüzden 3-4 saat ara ile ara öğünleri de dahil ederek beslenme planı uygulanmalıdır. Öğünler ev halkının yemek saati ile uyumlu olmalıdır. Model olmak, bebek ve çocukların beslenmesi için çok önemlidir. Yemek yeme süresi kısıtlanmalı, yemek 30-35 dakikadan uzun sürmemelidir. Yemek konusunda ısrarcı olunmamalı, yiyecekler ödül olarak kullanılmamalıdır. Çocuğun yemeğini kendi kendine yemesi desteklenmelidir.”