Çok saygıdeğer iş adamlarımızın, patronlarımızın, Sayın Cumhurbaşkanı’nın milli seferberlik çağrıları arasında yer alan “işsizlikle mücadele” kampanyasına verdikleri tepkiler insanın gözleri yaşartıyor!

Bu kampanyaya hükümetin “iş verdiğin kişiye günde 22 lira vereceğim, çay simit parası benden” desteği ile patronlar, reklâm sloganı misali “çıldırmış” gibi kaç kişiye iş vereceklerini açıklıyorlar.

Daha üzerinden iki gün geçmeden ihracatçılar en az 300 bin kişiyi işe alacaklarını duyurdular. Hazır giyimciler de en az 50 bin kişiye iş vereceklerini hesaplıyorlar. Vergi indirimi koparan beyaz eşyacılardan, inşaatçılardan şimdilik haber yok ama mobilyacılar “sözümüz söz en az 50 bin kişiyi alıyoruz” diyorlar. Hele İstanbul Ticaret Odası ile kimse yarışamaz. Oda yönetimi “en az 500 bin kişiye kapıları açacağız, bu işin neferiyiz” sözleriyle “istihdam da kimse bizimle boy ölçüşmesin, tutmayın bizi” bayrak elde, en önde yürüyorlar.

ÖTV inmedi diye küsen otomobilciler, “yapın bize bir güzellik, 500 bin ne ki, en az bir milyon kişiye iş veririz” derlerse şaşırmayın. İşsiz sayısı düşsün diye turizm sektörüne de ayrı bir kolaylık bugün yarın açıklanır. Tarım sektörüne de bir şeyler yapılırsa bu işsizlik “gümbür gümbür” yok olur gider.
Bu gidişle Suriyelilerin tümü gelse bile çalıştırmaya adam bulamayız. Gören de, sokakta, kahvehanede ne kadar boş adam varsa yakasından tutulup “al sana iş” deyip masanın, makinenin başına zorla oturtacaklar sanır. Ama anlaşılmayan şu:
Eyy çılgın patronlar: neden dün değil de bugün işsize iş vermek için sıraya giriyorsunuz? Ne değiştiği de memleketin her bir yanı bir gecede iş imkânı ile doldu?
Maliye’nin bile takip etmede zorluk çektiği sayısız vergi, sigorta primi indirimlerinin yapıldığı, arsaların, makinelerin, binaların bedava verildiği, ninelerin bile işe alındığı bir ortamda işsizlik yine de artıyorsa ve sadece “çay simit parası devletten” denilince “şu kadar adamı işe alıyoruz” açıklamaları geliyorsa; bu işte bir tuhaflık, bir garabet var demektir.

Cumhurbaşkanı daha önce, Mayıs 2016’da, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) üyelerine, “her üye bir kişiyi kendi iş yerine almış olsa 1,5 milyon kişi iş sahibi olur” çağrısını yapmıştı. Geçen sürede değil bu kadar insan iş sahibi olmayı en az iki katı insan işsiz kalmıştı.
Geçmişte “satın yatınızı katınızı işsize iş verin, bunu sevabı başka” denilen günler de olmuştu. Ama ne yatlar satıldı, ne katlar. Tam tersine; yat kat vergileri sıfırlandı.

Neden Başbakan Yıldırım, “en az 200 kalemde kolaylık, teşvik sağladık, istenilen sonucu alamıyoruz, derdimizi anlatamadık galiba” sözleri ile yakınıyor?
TOBB’un, İşkur ile yılbaşında başlattığı 300 bin kişiyi hedefleyen ve ilk bir yılda asgarî ücretin yarısının devlet tarafından üstelenildiği kampanyaya neden ilgi, alâka katılım yok? Her odaya, borsaya “işsize iş ver masaları” kuruldu ama neden işverenler bu masaların önünden geçip gidiyorlar? Nerede 50 bin liralık faizsiz kredinin yaratacağı iş imkanları?

Bu düzenlemeler istenilen sonuç vermedi de “şimdi, bugün, hemen, an itibarıyla” neden şu kadar iş yaratacağız, bu kadar insana iş vereceğiz açıklamaları yapılıyor? Yani bir çay simit parası “beleşe” gelince mi harekete geçildi? Her şey 22 liraya mı bedeldi? Söyleseydiniz daha önce verildi bu tutar?
Arkadaş gerçekçi olun. Yapamayacağız işlerin sözlerin altında ezilmeyin. Açıkça “faiz-kur teröristleri biz tehdit ediyor, bırakın yeni iş yaratmayı mevcutları bile işten çıkarıyoruz. Banka kredisi, vergi yapılandırmalarından helâk olduk. İflâsın eşiğindeyiz, bu gidişle biz de işsiz kalacağız. Çay simit parasına muhtaç hale geliyoruz. Kral çıplak” deyiverin.

Ama iş Cumhurbaşkanın toplantılarına gelince şakalar, espriler, göze girme, şirinlik çabaları, mutlu mesut, pembe bir dünyaya giriyorsunuz. Toplantılar bitiyor, yine belirsiz, birazdan doların, faizin ne olacağının bilinmediği dünyanıza geri dönüyorsunuz. Gelsin işten çıkarma tebligatları.
Şimdi siyasi ve ekonomik belirsizlikler, dolar-faiz-kredi borç çıkmazı karşısında patronlar gerçekten çıldırdılar da böyle açıklama yapıyorlar? Yoksa evet-hayır sonrasına yatırım mı? İster değişsin değişmesin, her sistemde sorarlar adama nerede bu yeni işe aldığınız insanlar diye? Tek tek sayarlar. Mahcup olmayın ve bari siz “’ı” yanıltmayın, kandırmayın!

PAYLAŞ
Önceki İçerikBozkırın çocukları !
Sonraki İçerikSanat ve toplum
İsmet Hazardağlı
1984 yılında çalışmaya başladığı gazetecilik mesleğinde, çeşitli haber ajansları, dergiler, gazeteler ve televizyon kanallarında muhabir ve üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Sonsöz'de ekonomi yazıları ile sizlerle!