Şehit polisimiz, akrabamız; Anıl Kaan Aybek’in taziye çadırında daldım gittim. Acının ağırlığını düşündüm! Empati yapmaya çalıştım! Hemen hemen aynı yaşlarda ve tek çocuğumuz olan Buğra Canı, ailenin tek çocuğu olan şehidimizin yerine yatırdım, kalbim sıkıştı, şiddetli acı hissettim.
Ve klasikleşmiş sözümüzü hatırladım; “Allah bu acıyı düşmanımın başına vermesin!”
Şehidimizin babası Çetin kardeşimin gözlerin bakmaya çalıştım, fark ettim ki teselli sözlerini artık duymuyor, yüreği ile baş başa ve sadece onu dinliyor!
Acısıyla baş başa!
Kader bu öyle mi? Batsın böyle kader!
Hepimizin yanlışlarının sonucu, ailenin tek çocuğu ölüyor, aile ağır bir bedel ödüyor ve biz “sabırlı ol” diyerek arkamızı dönüp gidiyoruz…
Vah ki vah…
TÜİK’in 2016 yılı il nüfusu verilerine göre; Cezaevlerinde bulunan 223 bin 451 mahkum, Ardahan, Artvin, Bayburt, Bartın, Bilecik, Çankırı, Gümüşhane, Iğdır, Kilis ve Tunceli illerinin nüfuslarından fazla. Yani toplam mahkum sayısı bu 10 ilin nüfusunu geçmiş durumda.
Bir bu kadar, belki daha da fazla aranan insanı da bu sayıya eklersek, durumun vahameti daha da açık hale geliyor!
Öldürülme ve öldürmenin konu edildiği dramatik bir filmin setine dönmüş bir Türkiye var! Adeta Kriminal bir laboratuvarın içindeyiz! Her nevi suç paçamıza yapışmış! Anti depresan ilaç kullanıcısı sayısı milyonları üzerinde! Cinnet ve uyuşturucu sokaklarımızı esir almış! Teröristleşme büyüsünün kuşatmasındayız!
Peki, filmin oyuncuları kim? Tabi ki, Memleketin çocukları!
Filmin konusu; Memleketin fukara çocuklarının kendilerini ve bir birini yemesi!
İmdi; başta kendim olmak üzere soruyorum; Bu Türkiye fotoğrafı, asgari hepimizi sağlam bir özeleştiriye zorlamıyor mu?
Ey VİCDAN! Ey İZAN! Ayağa kalk ve haykır; acıyı bal etmek istemiyoruz de, acıyı oluşturan batağı kurutmalıyız de, hak de, hukuk de, yaşam de, barış de, adil üleşim de, üretim de, istihdam de, ahlak de, bilim de, eğitim de, kutsallarım de, günahkarım de, onur de, şefkat de, sevgi de, saygı de, özür de, çare de, de… de…de…
Bu yazıyı kaleme aldığım esnada, bir Tweet dikkatimi çekti; “Eski Türkiye’nin mafyası Papa falan vuruyordu. Yeni Türkiye’nin mafyası arabada adam dövüyor. Vallahi biz eski Türkiye’yi özledik.”
Bu Tweet’in yazarına bir yorum gönderdim ve bu yorumla da yazımı tamamlamak istiyorum;
“Ah kardeşim ah, dünküler masum değildi ama bugün çok günahkar var. “Raconu bir bozmaya gör, artık ortada ne seviye kalır nede insan! Hal böyle olunca, ne yazık ki düne ah vah eder hale geliriz! Memleketin rengi soldu ve bunu el birliği ile yaptık, az günahkar çok günahkar tasnifi tesellimiz gibi, sevgiler”

PAYLAŞ
Önceki İçerikDünya manyakların eline geçti
Sonraki İçerik50 dakikada ne çözüldü?
Gürcan Dağdaş
54. Cumhuriyet Hükümeti'nde Devlet Bakanı olarak görev yaptı. 22 Temmuz 2007 Genel Seçimlerinde, MHP'den Kars Milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23'üncü dönem üyesi oldu. Aralık 2013 yılında, MHP'den istifa etti. Toplumsal Çözülme, Kağıda Düşenler, Düşünceye Davet ve Fetret Dönemi Yazıları ismiyle yayınlanmış, dört kitabı var.