Ceviz tüketimi sindirim sistemi sağlığı için faydalı

0
503

Louisiana Eyalet Üniversitesi, cevizin sindirim sistemi üzerindeki etkileri konulu bir araştırma sonuçlarına göre, ceviz tüketiminin bağırsaktaki iyi probiyotik bakterileri artırarak sindirim sistemi sağlığı için faydalı olabileceğini gösterdi.

Louisiana Eyalet Üniversitesi, cevizin sindirim sistemi üzerindeki etkileri konulu bir araştırma yaptı. Araştırmacıların hayvan çalışmalarında fareler, 10 hafta boyunca, insanlar için günde yaklaşık 2 ons (1/2 fincan) cevize eşdeğer öğütülmüş ceviz içeren diyet grubuna veya ceviz içermeyen diyet grubuna rastgele ayrıldığı belirtildi. Kalori ve besin alımı iki diyet grubunda da aynı olduğu, ceviz tüketmeyen farelere kıyasla, ceviz içeriği zengin diyet grubundaki farelerde Lactobacillus, Roseburia ve Ruminococcaceae dahil olmak üzere faydalı bakterilerin sayısında bir artış olduğu ifade edildi.
Araştırma sonucuna göre cevizin, sindirim sistemini sağlıklı tutan bakterileri beslemeye ve büyütmeye yardım eden prebiyotik gibi hareket ederek aynı etkiyi oluşturduğu bilgisi verildi. Araştırmacılar, ceviz içeren bir diyetin bağırsaktaki bakteri çeşitliliğini genel olarak anlamlı ölçüde artırdığını tespit ettiklerini belirtti.
Louisiana Eyalet Üniversitesi Fizyoloji Anabilim Dalından baş araştırmacı Doç. Dr. Lauri Byerley, ”Bağırsak sağlığı, gelişmekte olan bir araştırma alanı, ancak daha fazla bakteri çeşitliliğinin daha iyi sağlık çıktıları ile ilişkili olabileceğini görüyoruz, diğer yandan ise çeşitliliğin az olması obezite ve enflamatuvar bağırsak hastalığı gibi durumlarla ilişkilendirildi” dedi.
”Çalışmamız cevizin bağırsağı değiştirdiğini gösteriyor”
Bağırsak sağlığının vücudumuzun geri kalan kısmının genel sağlığıyla bağlantılı olduğunu ifade eden Byerley, ”Çalışmamız cevizin bağırsağı değiştirdiğini gösteriyor, bu da ceviz yemenin kalp ve beyin sağlığı gibi diğer olumlu sağlık faydalarını nasıl sağladığını açıklıyor. Cevizde bulunan biyoaktif maddeler, sağlık üzerindeki faydalarına katkı sağlayan faktörler olabilir. Ceviz, önemli miktarda bitki bazlı omega-3 yağ asidi olan alfa-linolenik asit (ALA) içeren tek kabuklu kuruyemiş (bir ons cevizde 2.5 gram ALA var), ayrıca protein (bir onsta 4 gram) ve lif (bir onsta 2 gram) de içeriyor. Hayvan araştırmaları baz alınarak insanlar üzerindeki etkilerin anlaşılması için gelecekteki çalışmalarda kullanılmak üzere bu bilgilere başvuruluyor. Bu çalışmanın sonuçları, cevizin sağlık açısından faydalı olabileceğine dair yeni bir ışık tutuyor, ancak bu çıktıların insanlarda nasıl olacağını anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var” şeklinde konuştu.

 

Vücudun fabrikası karaciğer
İç Hastalıkları, Gastroenteroloji ve Hepatoloji Uzmanı Prof. Dr. Yüksel Gümürdülü, çağın vebası olarak adlandırılan obezite ile neredeyse moda olan şok diyetlerin, vücudun bir nevi fabrikası olan karaciğere de zarar verdiğini bildirdi.
Karaciğerin vücutta kendi kendini yenileyebilen tek organ olduğunu belirten Prof. Dr. Gümürdülü, “Alınan tüm gıdalar karaciğerde vücut için faydalı ve gerekli ürünlerin yapımında kullanılır. Bunlardan biri olan albüminin de görevlerinden birisi, sıvıların damar yatağı içinde tutulmasıdır. Karaciğer fonksiyonları bozulunca albümin sentezi (yapımı) de etkilenir” dedi.
Karaciğerin işlevini bozan rahatsızlıkların başında hepatit virüslerinin geldiğini, hepatit A, B ve C virüslerinin karaciğerde fonksiyon kaybına yol açtığını ifade eden Gümürdülü, “Bunların yanı sıra doktor önerisi olmadan ilaç kullanımı ve bazı genetik rahatsızlıklar da karaciğere zarar vermekle birlikte obezite de önemli rol oynuyor. Tüm dünyada önlenemeyen bir sağlık sorunu olan obezite ve neredeyse moda gibi çoğu kişinin uyguladığı şok diyetler de karaciğerde yağlanmaya yol açarak, bu organın fonksiyonlarına zarar veriyor” diye konuştu.
Prof. Dr. Yüksel Gümürdülü, alınacak bazı önlemlerle karaciğer yağlanmasının önüne geçilebileceğini belirtti. Sağlıklı beslenme, yeterli fiziksel aktivite ve kilo kontrolünün tüm vücudumuz için olduğu gibi karaciğer için de çok önemli olduğunu vurgulayan Gümürdülü, şunları kaydetti: “Düzenli öğünler halinde bir beslenme planı ile yağ, şeker ve karbonhidrat tüketiminin azaltılması gerekiyor. Bunun yanı sıra vitamin ve mineral açısından zengin olan sebze ve meyve tüketiminin arttırılması, katkılı hazır gıdaların en aza indirilmesi karaciğer sağlığı için gereklidir”.
Yürüyüş her derde deva
Prof. Dr. Gümürdülü, günde 45 dakikalık tempolu yürüyüşün, her derde deva olabileceği gibi karaciğer yağlanmasına karşı etkili bir silah olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Özellikle gün boyu oturarak çalışanlar bu açıdan daha fazla risk altında. Bu durumda olanlar gün içerisinde mutlaka hareket etmeli. Her gün en az 45 dakika düzenli ve tempolu yürüyüşe çok özen gösterilmeli. Çünkü düzenli ve tempolu yürüyüş, yağlanmanın önemli ölçüde gerilemesine yardımcı olmaktadır. Yürüyüş, karaciğer yağlanmasında önemli bir mekanizma olan insülin direncinin azalmasını sağlıyor. Bu da uzun vadede kalp ve damar hastalıklarından koruyor. İmkanı olanların plates, aerobik, aletli jimnastik, yüzme ve egzersizin her türlüsünü yapmalarında fayda var.”
Karaciğer rahatsızlığının yorgunluk, çabuk yorulma, iştahsızlık, sarılık, kaşıntı, bulantı, aşırı gaz birikimi, özellikle bacaklarda ve karında şişlik, kabızlık, erkeklerin göğsünün büyümesi gibi çeşitli belirtiler verdiğini belirten Gümürdülü, “Bu durumda teşhis için mutlaka doktora başvurulmalıdır” dedi.