Donald Trump, ilk yurt dışı gezisinde Suudi Arabistan’a 110 milyar dolarlık silah satışı yaptı. Böylece, “Amerikalılar kendine başkan değil CEO seçti” diyen yorumcuları haklı çıkardı.

Bir yandan Ortadoğu’da kalıcı barıştan söz ederken, diğer yandan Ortadoğu ülkelerine sürekli olarak silah satmak korkunç bir iki yüzlülüktür ve dünyayla resmen alay etmektir.
++
Şunu unutmamak gerekir:
Her silah satışı yeni silah satışlarının kapısını aralar.
Suudi Arabistan’a 110 milyar dolarlık silah satarsanız, o ülkeyle ciddi gerilim yaşayan İran da kendini savunmak için yeni silahlar almak için arayışa başlar.
İran’ın silahlanması İsrail’i rahatsız eder ve silah alımına yönlendirir.
İsrail silahlanınca Filistin de silahlanmak ister.
Irak’ın uzun yıllardır huzur bulamayışının, Suriye’de iç savaşın 6 yıldır sürmesinin, dünyanın dört bir yanında şu ya da bu nedenle çatışmalar, savaşlar çıkmasının ardında hep silah tüccarlarının bitip tükenmeyen kâr hırsları ve onlara hizmet eden büyük devlet siyasetçilerinin aldığı kararlar, yarattığı krizler vardır.
ABD, terör örgütü PKK-PYD’ye silah satarken bir yerde Türkiye’ye de o silahlara ve füzelere karşı koyacak silahları satmayı garantiler.
Bize silah satmak, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’a da silah satışının yolunu açar.
Planlı, programlı yaratılmış bir kısır döngüdür bu.
Başta ABD olmak üzere büyük devletlerin ekonomileri silah satışları sayesinde ayakta durdukça dünyaya barışın gelmesi hayaldir.
Ne zaman ki o devletler bomba yerine bilgisayar, füze yerine yelkenli, tank yerine çikolata, makineli tüfek yerine çiçek satmaya başlar, işte o zaman dünyaya barış gelir.