“Türkiye’nin en güzel üç yerini say” deseler birinci sırada tereddütsüz “Gölcük Tabiat Parkı”nı söylerim.

Dünyada bir benzeri daha olduğunu sanmıyorum.
Ne yazık ki bu cennetten köşe şimdi büyük bir tehdit altında.
Yapılan ihanetle bir işletmeye kiralandı dün.
İşletme sahibi parkın içine turizm amaçlı dağ köşkü ve bungalov evler yapabilecek.
Bunun için kaç ağaç kesilecek belli değil.
Konaklanılacak evlerin pis sularının nereye akacağı da meçhul.
Çöplerin nasıl yok edileceğini, kışın ısınmanın nasıl sağlanacağını da bilmiyoruz.
Bungalov evlerin yanına pek yakında restoranlar, kafeler, dükkanlar filan da açılır.
Gece ve gündüz park alanı içinde binlerce kişi olacağına göre her an yangın çıkması, ağaçlık alanların kül olması da ciddi bir tehdit olarak ortada duruyor.
xx
Yanlıştan dönmek erdemdir.
İhaneti yapanlar kararlarını bir kez daha gözden geçirmelidir.
Çevreye duyarlı sivil toplum kuruluşlarının da ihanetin iptali için harekete geçmesi yerinde olur.
xx
Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum:
Cenneti cehenneme çevirmenin vebali büyüktür.
Aman dikkat!

TOPLAYIN ARTIK
ŞU SİLAHLARI!

Yavuz Yılmaz’ın yaşamına son verdiği silah ruhsatlıydı, babası Mesut Yılmaz’a aitti.
Yani, bir silah ruhsatlı da olsa, bir eski Başbakan’a tahsis edilmiş de olsa günün birinde amacı dışında kullanılabiliyor, ölüme neden olabiliyor. Bu olay bile evde, işyerinde, araçta, cepte silah bulundurmanın ne kadar tehlikeli olduğunu açıkça göstermiyor mu?
Umut Vakfı, Türkiye’de insanların elinde ruhsatlı ve ruhsatsız toplam 25 milyon adet silah bulunduğunu belirtiyor.
Ardı arkası kesilmeyen cinayetler, intiharlar, soygunlar, gasplar düşünüldüğünde Türkiye’nin acilen silahların toplanmasını öngören bir kanuna ihtiyaç duyduğu gerçeği ortaya çıkıyor.
Evet, toplayalım artık şu silahları…