Bir zamanlar İstanbul Boğazı’nın incilerinden olan Çengelköy, eskiden “hıyarı” ile de meşhurdu…

Boğaz’ın Anadolu yakasında araba ile gezmeye gidenler, yolun iki tarafına dizilmiş seyyar tezgâhlara yerleştirilmiş ve adı Çengelköy Bademi’ne dönüşmüş olan hıyarlardan bol bol alırdı…

Köyün içlerine girmeyenler bilmezdi ama, ününü yalnıza hıyara borçlu değildi Çengelköy…

Şiir gibi evler, yemyeşil bahçeler, korular vardı…

İlk olarak o dillere destan Çengelköy Badem’lerinin yetiştiği bahçelere gözünü dikti “başka” hıyarlar… Güya bu büyüleyici köyde oturabilmek için ev yapmak istiyorlardı… Ama her yeni yapılan evin, o büyüleyiciliğin biraz daha yok olmasına neden olduğunu görmek istemiyorlardı…

Boğaz sahilinde araba ile dolaşanlar, Çengelköy’deki değişimi biraz geç fark ettiler… Satın aldıkları, Çengelköy Bademi’ne pek benzemeyen düpedüz hıyarlara dönüşmüştü…

Araştıranlar, ekecek bahçe kalmayınca, tohumları alıp Yalova’ya gitmişler ve orada yetiştirmeye çalıştıkları öğrendi… Ama aynı tohumdan elde edilen şey, sadece hıyar olmuştu…

Zamanla, her şeye olduğu gibi buna da alıştık…

Ama, zor da olsa duruma tepki gösteren çıkıyor aradan… Örneğin, Çengelköy’deki 207 yıllık tarihi Abdullah Ağa Yalısı’nın orijinal halinin bozulmasına gösterilen tepki gibi…

Yalının şu andaki en büyük özelliği, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın akrabalarının işlettiği Sütiş olarak kullanılması… Bu amaçla, bir takım tadilatlar yapılmış yalıda…

İkinci derece kültür varlığı olan yalının tadilatlı sırasında Koruma Kurulu tarafından onaylı projeye aykırı işler yapılmış, ama Boğaziçi İmar Müdürlüğü tarafından bir işlem yapılmamış…

Buna ek olarak, tarihi yalının kat planları tamamen bozulmuş… Bu yetmezmiş gibi, ön tarafta kapalı alan oluşturulmuş ve deniz doldurularak yeni alan yaratılmış…

Konu CHP’yi birkaç üye tarafından İBB Belediye Meclisi gündemine taşınmış durumda…

Bir sonuç çıkmaz demeyeceğim… Genel hava, herkesi kendi derdine düşürecek kadar rüzgârlı bu aralarda..!