Çember daralıyor

0
44

Hangi yöne bakarsak bakalım, belanın bizi beklediğini görüyoruz artık…

Suriye’de 2012 yılına kadar Kimyasal Silahlar Daire Başkanlığını yürüten General Zahir Sakid, PKK’ya önemli oranda hardal gazı verildiğini iddia etti ve “Esad ve PKK arasında Şam’da yapılan kimyasal anlaşmasında ilk madde ‘bu başlıkların Türkiye’ye karşı kullanılması’ oldu” dedi…

Yani ucuna hardal gazı kapsülü monte edilmiş 100 adet füze şu anda PKK/PYD’nin elinde… Bu kimyasal mühimmat konusunda ABD’nin de bilgisi olduğu söyleniyor…

PKK’ya hardal gazı veren rejimin amaçlarından biri de, zaten kabarık durumdaki kimyasal suç dosyasına yeni ortaklar bulmak telaşından kaynaklanıyor… Çünkü Birleşmiş Milletler’in elinde “Suriye ordusu tarafından kimyasal silah kullanıldığına dair” 32 dosya var…

Yalnız PKK’ya değil, Rejim Hama ve Humus’ta DEAŞ’a da kimyasal hammadde vermiş… İddiaya göre örgüt bunların önemli bir kısmını Mare-Bab cephesinde kullanmış…

İlgi çekici olan DEAŞ ile PKK defalarca savaştılar ama bu cephelerde tek bir kimyasal saldırı bile gerçekleştirmemiş olması… Ama örgüt, Fırat Kalkanı Harekâtı sırasında TSK ve ÖSO’ya hem de defalarca kimyasal silahlı saldırı düzenledi…

Bir zamanlar “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye bağırıp alkışladığımız Barzani’nin de, bilinmedik numaraları ortaya çıkıyor…

İstanbul’da şube açan Hollanda merkezli Free Press Unlimited (Sınırsız Medya Özgürlüğü) isimli kuruluş, 86 farklı dernek, vakıf ve 140 medya kanalıyla işbirliği yaparak “Bağımsız Büyük Kürdistan” propagandası yaptığı öğrenildi…

Doğaldır ki, en büyük özellikleri para kazanmak olan Hollandalılar, bunu bedava yapmadılar… İstanbul, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Şırnak ve Ankara’da pek çok isimle bağlantıya geçip kamuoyu oluşturmanın bedeli 25 milyon Dolarcık tuttu…

Şu ana kadar hiçbir Türk yetkilinin değinmediği Suudi Arabistan’daki gelişmeler de, ilerde başımıza çok iş çıkaracak gibi görünüyor…

İsrail’e yakınlaşma ve birlikte İran ve Hizbullah’a savaş açma konularında gelişmelere ek olarak, hiç beklenmedik olanlar da var…

Örneğin İngiliz Daily Mail gazetesi, Kraliyet ailesine yakın bir kaynağa dayandırdığı haberinde, “Kral Selman’ın gelecek hafta görevi Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a devredeceği” yolunda bir haber yayınladı… Buna göre, Kral Selman’ın İngiltere Kraliçesi gibi sembolik bir pozisyona geçecek…

Ama Veliaht Prensin kendine hedef seçtiği “Ilımlı İslam’a geçmek” fikrine karşılık insan İsrail’den bir “Ilımlı Musevilik” hareketi bekliyor yani.