Ana Sayfa Güncel Devlet Çanakkale şehit ve gazilerinden özür dilesin

Devlet Çanakkale şehit ve gazilerinden özür dilesin

129
PAYLAŞ

Sizi Sosyal Medya aracılığı ile tesadüfen buldum. Çanakkale ilginizi anlatır mısınız?
Sılay: Ben resmi Çanakkale Koleksiyoneriyim. Yaklaşık 18 yıldır Çanakkale Savaşı malzemeleri topluyorum, Ailem, eşim, çocuklarım hep birlikte bunlarla yaşıyoruz. Siz belki 100.Yıl dosyayla Çanakkale’yi hatırladınız, Yarın başka haberler gündeme gelecek, ama ben 24 saat bunlarla birlikte yaşıyorum. Tarih dediğimiz şey Asteğmen İbrahim Naci günlüğüdür. Çünkü an ve an tutulmuştur. Hamasetten uzak, Riya yok, her şey net.
AU: Sizi en çok etkileyen nedir?
Sılay: Çanakkale Savaşı’ndan sonra Kurtuluş Savaşı’na gidememişlerse emekli maaşı bağlanmadı biliyor musunuz? Gerekçe neydi biliyor musunuz, Osmanlı’nın askeri olması. Birisi çıksın bunun hesabını versin.
AU: Devlet yeterince
ilgilenmiyor mu?
Sılay: Halen o bölgeden malzeme alıyorum. Ben en azından Topkapı Sarayı Müzesi’ne kaydettiriyorum, diğer gidenler nereye gidiyor? 1970’e kadar o bölge ziyarete yasak, kapalı, askeri bölge. Orada 7 köyün tek geçimi 70’lere kadar hurda satışı… Birileri çıksın bunun da hesabını versin…
1950’lerde, 60’larda evlerimizdeki alüminyum tencere ve çaydanlıkları n büyük bir çoğunluğu eritilmiş Osmanlı matarasıdır, çünkü savaştaki tek alüminyum malzeme Osmanlı matarası. Bu kadar hoyratça, şu anda bile halen aynısını yapıyorlar, dozer operatörünün inisiyatifinde yol açıyorlar.
AU: İlgisizlik yıllardır sürüyor öyle mi?
Sılay: Gidin oraya, 57. Alay Şehitliği’nin hemen arkasına bakın, çocuk bezi, pet şişe pislik… Yazık günah yani… İnsan annesinin babasının mezarına böyle mi davranır? 57. Alay Şehitliği’ne çıktığınızda arabanızı sol tarafta leblebi satan bir yer var, yanında da tuvaletler var, oraya park ediyorsunuz. 57. Alay şehitliğinin bulunduğu yerde bir tane gerçek şehit yok. 150 metre aşağıda Kesikdere’de. Söyleye söyleye gerçek şehitliği yaptılar. – Neden oraya yapıyorsun? – Ya oraya inmesi çıkması zor olur. Ya bu inecek çıkacak insanın sorunu, neden Fransız’ınki aşağıda, İngiliz’inki doğru yerinde? Aracımı bıraktığım tuvaletlerin olduğu yerse, 27. Alay’ın Muharebelerde konuşlandığı ve şehit verdiğimiz yer. O yüzden diyorum, bir şeyler yapmasın kimse, yapınca daha da kötü oluyor.
AU: Koleksiyon yapmaya ne zaman başladınız?
Sılay: Anafartalar Ovası’na gittiğim gün bir mermi buldum, sordum, halen var mı dedim, var dediler. Neticede bakıyorum, evlerin baca şapkalarını tutan şeyler, 4 tane top mermi kovanı. Mesele ev yapmış, köşe taşı bulamamış, 24’lük top mermi kovanını yerleştirmiş oraya. Muharebe alanında topladığı tüfekleri avda kullanmış. İngiliz’in çantasını çobanlık yaparken ekmek çantası olarak kullanmış dedem mesela sandıkları, çapaları ve diğer malzemeleri hep kullanmış oradaki köylü, halen kullanıyor. İyi ki de kullanmış. Bunların bir kısmı hediye olarak geldi, büyük bir kısmını da her gittiğimde satın alarak oluşturdum. Topkapı sarayı Müzesi’nde kayıtlı resmi bir Koleksiyoneriyim. Her sene denetlemeye tabiyim.
AU: Sizi en etkileyen ve müzenizde bulunan parça nedir?
Sılay: Tabii, bende mesela bir belge var. Niçin bizi yok etmeye geldiklerinin belgesidir bu belge. Bir gemi dolusu para basıp getiriyorlar. 10 Şilin. Üzerinde de Osmanlıca 60 Gümüş Kuruş yazıyor, o kadar eminler ki 18 Mart’tan. Askerlere de dağıtıyorlar, hatta Hamilton, telgraf çekiyor “Büyük bir ihtimalle saat 17.30 gibi Dolmabahçe’de çayımızı içiyor olacağız.” Bu kadar inanmışlar, paralarımızı değiştirmeye geliyorlar. Bu bir işgal değil, sen bir ülkenin parasını değiştirmeye kalktığın an, o ülkeyi yok etmeye geliyorsun demektir. Geçemeyince paraları topluyorlar, tabi hepsini toplayamıyorlar, bir tanesini Amerika’dan satın aldım bir müzayededen. Orijinali bende. Neden Şilin biliyor musunuz, İngilizler I. Dünya savaşında sömürge ülkelerinde şilin kullanırlar.
AU: İbrahim Naci’den bahseder misiniz?
Sılay: Şehit olduğunda 21 yaşındaydı. Acemilerin eğitimi için gelmişti savaşa. Ve eğer şehit olmasaydı, değil Türkiye’nin, dünyanın tanıdığı en iyi kalemlerden biri olacaktı. Bir tek kelimesine dokunulmadı. 29 gün boyunca hiç imza atmamış günlüğe, oraya gelmeden komutanına diyor ki, Yüzbaşı Bedri Bey’e, “Komutanım, ben savaşmaya geldim, eğitim verme görevinden beni alın.” Ama daha evvel de diyor ki “Benim ölmemem lazım, benim daha hayallerim var, yaşayacağım güzel şeyler var. Sevdiği var, umutları var, geleceği var. Ama ön siperlerden gelen yaralı ve şehitleri görünce de diyor ki, benim burada durmamam lazım. Yüzbaşı Bedri de Binbaşına söylüyor ve ön siperlere veriliyor. Hücuma kalktığı gün şehit oluyor. İbrahim Naci’nin günlüğünü herkesin okumasını diliyorum.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam