Ana Sayfa Yazarlar Can ve Erdem Avrupa’da yazsa ödül alır, Hükümet ise istifa ederdi

Can ve Erdem Avrupa’da yazsa ödül alır, Hükümet ise istifa ederdi

86
PAYLAŞ

Türkiye gerçekten sözün bittiği yere getiriliyor. Yeni bir hükümet kuruluyor. Yeni bir sayfa açılır umudu yeşerirken, yine aynı noktaya geliyoruz. Yine saçma sapan tutuklamalar.

İki medya mensubu yaptıkları bir haberden dolayı tutuklanıyor. Sen kalkıp üyeliği için yıllardır mücadele edeceksin, dünya medyası karşısına çıkıp, “diktatör bir ülkede olsan bu soruyu sorabilir misin?” diye hava atacaksın. Sonra da 2 gazeteci için suç duyurusunda bulunup tutuklatacaksın.
Dünya buna güler. İki meslektaşımız  ve Erdem Gül’ün tutuklanması hakikaten 92 yılık 2015 Türkiye’sine yakışan bir tablo değil.
Bu gazeteciler, Avrupa’da bu haberlere imza atarlarsa bir kere iktidardaki hükümeti istifa ettirirler ve gazetecilik ödülü ile ödüllendirildi.
Biz de karşılığı ise hapis. Uzun yıllar Hürriyet Gazetesi’nde birlikte çalıştığım Bülent Mumay da gazetesi tarafından işten atılmış.
Bunun arkasında da bu anlayış var. Ya mahkum ediyor, ya da işinden ediyor. Gelişmiş hiçbir ülkede böyle bir anlayış yoktur.
TÜRKİYE NEDEN BU YOLU TERCİH EDİYOR
Dünyada, çok seslilik, demokrasi, özgürlük, eşitliklerin tartışıldığı bir süreçte Türkiye özellikle AK Parti iktidarında, Türkiye’nin ender yetiştirdiği isimleri tutuklayarak, içeri atarak bir acayip ülke oldu.
Türkiye Cumhuriyeti’nin AK Parti’den önce kurulan hükümetlerine bakarsanız bu dönemdeki kadar böyle bir dönemden geçmemiştir Türkiye’de yaşayan dostlarım, bu yaşananlar karşısında sanıyorum onun için telefon ile görüştüğümde Türkiye’de yaşadıklarından dolayı pişmanlık duyduklarını belirtiyorlar.
NEDEN YASAKLAR ÜLKESİ YAPILIYORUZ
İsveç’te şimdiye kadar bir gazetecinin yazdığı bir yazıdan, bir kitaptan, ya da yaptığı bir söyleşiden dolayı mahkum olduğunu görmedim. Bunu Avrupa için de söyleyebilirim.
Türkiye bir yerde hem ekonomik, hem demokratik düzeyde gelişiyor diyoruz. Ancak ekonomik olarak olabilir ancak demokratik olarak söylemek pek mümkün değil. Dünya medyasını karşınıza alıp ahkam kesebilirsiniz. Ancak bu uygulamaları duyanlara bunu anlatamazsınız.
DERS ALMADILAR
Daha düne kadar, Ergenekon, Balyoz gibi davalarda Türkiye’nin yönetiminde önemli rol oynamış insanları, suçsuz oldukları halde uydurma delillerle içeri atan bu yargı “savcısıyız” diyen bu irade değil miydi?
Sonra “kandırıldık, aldatıldık, ihanete uğradık” diyerek bir paralel yapıyı yok etmek için savcılarını, hakimlerini tutuklatanlar, bugün yine aynı filmi çevirmeye başladılar. Daha önce buna benzer bir yanlışa düşenler, bugün de bu yanlışı tekrarlıyorlarsa, samimi olmadıklarını ortada demektir..
GERÇEK GAZETECİLER KALEMLERİNİ KIRSINLAR
Toplumun haber alma özgürlüğüne indirilen bu iki gazeteciye yönelik mahkûmiyet kararları karşısında, iktidarın borazanı olmayan gazeteciler ve medya kuruluşları kamuoyunu da harekete geçirmeliler.
Artık kalemlerini mi kırarlar. Sayfalarını kara mı çıkarırlar ne yaparlar bilemem ama demokratik tepkilerini ortaya koymalılar.
HESAP SORARAK NEREYE KADAR
Dikta rejimlerinde öne çıkan ancak hiç bu seviyeye dahi gelmeyen gazeteci düşmanlığı, bugün Türkiye’de de maalesef şiddetle yaşanıyor.
Türkiye, her gün saçma sapan sebeplerle Avrupa’da konu olmayacak konularla meşgul ediliyor. Bugün iktidarın medyası mahkum olan 2 gazeteci Can Dündar ve Erdem Gül, için neredeyse alkış tutacak bir ruh halindeler.
Objektiflik ilkesinde olması gereken mesleklerdekiler bile ikiye bölünmüşse o ülke olağanüstü bir durumdan geçiyor demektir.
AK Parti bir kez daha değişmediğini, değişmeyeceğini ve gelecek yılların zorlu yıllar olacağı sinyalini verdi.
Türkiye’yi bu uçurumdan kurtaracak bir Mustafa Kemal arıyoruz.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam