Büyük ödülün nedeni bu övücü sözler mi?

0
31

Tarihçi İlber Ortaylı, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldü. Bir çok yazar, Ortaylı’ya böyle bir ödül verilmesinin son derece yerinde olduğunu yazdı.

Haklı olabilirler.
Ama Ortaylı çeşitli röportajlarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti hakkında şu övücü sözleri söylemeseydi acaba bu ödül kendisine verilir miydi?
++
Ortaylı, “Erdoğan’ın gücü ve karizması nereden kaynaklanıyor, Erdoğan nasıl bir liderdir” sorusunu şöyle yanıtlıyor:
“En önemli vasfı, partisine sahip olmasıdır. İnsanlar partide ona karşı çıkamazlar. Bu, daha önce hiçbir liderde olmadığı kadar böyledir. Bu otorite nasıl kuruluyor bilmiyorum ama o partiye hakim. Üstelik bu parti hacimce çok büyük bir parti. Böylelerine hakim olmak çok zordur. Diğer liderler bu ölçüde başaramamışlardır. Ayrıca hem kendisi hem de partisi çok çalışkan; mahalle düzeyine kadar çok çalışıyorlar. Bu çalışkanlık onlara imkan hazırlıyor.
Erdoğan hitabet dili için kendisini iyi yetiştirmiş, şiir okumuş. Türkçesi çok düzgün. Bu çok önemli. İnsanlarla müthiş bir diyalog kurdu ki bu Türkiye’de az bulunan siyasi karakterdir. Çünkü bizim siyasiler hepsi gökten zembille indirilmişlerdir. Erdoğan ise çocukluktan beri Milli Nizam Partisi çevrelerinde yetişmiş. Gençlik kolu başkanı, il başkanı, belediye başkanı olmuş ve buraya kadar gelmiş. Her zaman için görünüşüne dikkat etmiş bir kişi. Etrafındaki insanlar da öyledir. Diğer taraftan kendisinde vefa unsuru var ki politikacıda bu özellikle çok önemlidir.”
++
Erdoğan’ı ve Ak Parti iktidarını yere göğe koyamayan Ortaylı, örneğin İsmet İnönü ve CHP iktidarı dönemini anlatırken eleştiri oklarını fırlatmaktan çekinmiyor:
“İnönü aslında liberal politikayı ister ama o konudaki atılımları çok da cesurca değildir. Tipik bürokrat, yani karşı tarafa güvenmiyor. Özel teşebbüs düzeni istiyorsanız o zaman özel teşebbüse güveneceksiniz. Ona göre bir kontrol mekanizması geliştireceksiniz. İnönü’nün geliştirdiği ‘bunların her biri hırsız’ görüşüdür. Bazı konularda Atatürk’ü anlamamıştır. Atılımları ve cesareti yoktur. Kültürel konularda ise zaten daha kaba ve basit yorumludur. İnönü aslında devrimci değildir; harf devrimini istememiş ve haklı olduğunu düşünerek itiraz etmiştir. Fakat kanun çıktıktan sonra da kesinlikle eski harfle yazmamıştır.
Devlet hayatında kanuna itaat de, ciddiyet de önemlidir. Fakat İnönü kesinlikle bizim alıştığımız enerjik başbakan tiplemesinde değildir. Genel olarak asayiş, kanun, sükunet ve asıl önemlisi borçlanmaya olabildiğince değil mutlak surette karşı duran mali bir denge gözetiyordu. Tabii böyle bir memlekette mali dengeyi tutturmak bürokrasi için fevkalade kolaydır, fakat bunun vatandaş açısından o kadar da kolay olmadığı göze çarpar. Yol vergisi, angaryalar, çeşitli vergiler mutlak suretle alınırdı ki onların alınması esnasında hiç hoş olmayan manzaralar ortaya çıkardı.”
++
Evet, yukarıdaki soruyu yeniden soralım:
“Ortaylı bu görüşleri seslendirmemiş olsaydı acaba yine o büyük ödülü alır mıydı?