Ana Sayfa Ekonomi BuyBox patronunun ‘Barkodu’ varmış!

BuyBox patronunun ‘Barkodu’ varmış!

401
PAYLAŞ

Buybox Yönetim Kurulu Başkanı Tanyel Demirel, Ankara Atılım Üniversitesi’nde “Liderlik, Girişimcilik ve Başarı Tavsiyeleri” konulu konferansta girişimcilik ve liderlik alanlarına ilişkin önemli tavsiyelerde bulunarak, yeni nesil büfe olarak bilinen “Buybox” hakkında bilgiler verdi.

Demirel, dünya ekonomi ve ticaret çevrelerinin de ilgisini çeken Buybox zinciri için “Akşamdan sabaha kurulmadı. Aşağı yukarı beş buçuk yıllık yoğun ve detaylı bir ekip çalışması. Biz dört ay gibi bir sürede elli satış noktasına geldik. Şirketimizde ben dahil herkesin barkodu var” dedi.

Atılım Üniversitesi’nde, Öğretim Görevlisi Sevinç Engin tarafından düzenlenen konferansa Rektör Yardımcısı Prof. Hasan Akay ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Buybox Yönetim Kurulu Başkanı Tanyel Demirel, konferansta insanlık tarihinin gelişim sürecinden bahsederek bu gelişim sürecinin, insan ihtiyaçlarının ve piyasanın büyümesi üzerinde büyük bir öneme sahip olduğunu ifade etti. Demirel, perakende sektörünün Türkiye ve dünya üzerindeki gelişim sürecine dikkati çekerek, sektörünün bilinen markalarından WallMart hakkında önemli bilgiler verdi.

-“BUYBOX NEDİR? EKONOMİYE KATKISI NASILDIR?”-

buybox-123123Kent yaşamının bir sonucu olarak insanların açık alanda geçirdikleri sürenin her geçen gün arttığını ifade eden Demirel, bunun sonucu olarak insanların hızlı ve kaliteli tüketim mallarına ulaşmak istediğini ve Buybox projesinin tam olarak bunu karşıladığını belirtti. Buybox Projesi’nin beş buçuk yıllık bir ekip çalışması olduğunu ve kendi yazılımlarını geliştirdiklerini ifade eden Demirel şu şekilde konuştu:

“150 aktif satış temsilcisi, 16 saat süreyle açık 60 noktada 450 çeşit ürünün satış işlemini yapıyor. Bu, gün içerisinde yaklaşık 3 milyon 600 bin işlem hareketi demektir. 3 milyon 600 bin nokta ve merkez stok hareketi demektir. Sıfır hata ile bunu izleyebiliyoruz ve ertesi gün tüm satış noktalarında bir gün önce eksilen mallar en geç saat 14:30’a kadar yerli yerine konmuş oluyor.”

Buybox Projesi’nin hızlı tüketim malları piyasasının bir ürünü olduğunu belirten Demirel, Türkiye’deki şirketlerin yıllık kazançlarından bahsederek şunları söyledi:

“Türkiye’de 10 milyar lira, yani 3,3 milyar dolar yıllık cirosu olan şirket sayısı sadece 16. Diğer taraftan yıllık 1 milyar lira yani 330 milyon dolar civarında cirosu olan şirket sayısı ise sadece 147. Forbes’ınilk 500 sıralamasına giren Türk firmalarının 1 yıllık toplam ciroları WalMart’ın cirosuna ulaşmıyor. WalMart tek başına Türkiye’deki ilk 500 firmanın cirosundan fazla ciro yapıyor.”

Buybox’ın ilk şubesini 7 Temmuz 2015’te Ankara’ da açtıklarını belirten Demirel, projenin Ankaralılar tarafından büyük ilgi gördüğünü ve Türkiye’nin diğer illerinde de şubelerin açılmasıyla aynı ilgiyle karşılaşacaklarını düşündüklerini ifade etti. Şu anda 175 çalışanları olduğunu söyleyen Demirel, bu yılki cirolarının 75 ile 100 milyon lira civarında olduğunu belirtti.

-GİRİŞİMCİLİK VE LİDERLİK-

Doğru girişimciliği; doğru zamanda, doğru yöntemle, doğru kaynakla, daha öncesinden farklı bir biçimde yeni veya yeniden yapmak olarak tanımlayan Demirel, Buybox Projesi’nin başarılı bir girişim ve yepyeni bir iş ve yatırım olduğunu belirtti.

Liderliğin kişisel ve özel olduğunu vurgulayan Demirel,

“Ben kendi rengime ve özelliklerime göre bir liderim. Tüm arkadaşlarımla birebir çalışacak kadar yakınım ve bunu tercih ediyorum. Çünkü çalışma hayatında güçlü ve başarılı bir ekip oluşturmak, onlarla doğrudan empati kurabilmeye bağlıdır. Liderlik bir yönüyle pek çok teknik konuyu doğru biçimde bir araya getirmektir. Ama duygusu olmayan kişinin lider olabileceğine inanmıyorum. Benim liderlik misyonum; kazanmak veya kazandırmak üzerine değil. Esasen; tüm gücümle ve sonuna kadar rehberlik etmektir”

dedi.

-İŞTE TİCARETİN, GİRİŞİMCİLİĞİN, LİDERLİĞİN VE ‘BUYBOX’UN SIRLARI..!-

İşte Tanyel Demirel’den girişimcilik, hayat, liderlik ve ticaret-ekonomi konusunda değerli bilgi ve görüşler almak isteyen her yaştan “öğrenciler” için konferanstan bazı notlar:

-Amerika Birleşik Devletleri’nde sağlıklı yaşlanmayla ilgili tarikatlar var. Hastalanmadan ölmek ile ilgili. Adeta sapkınlık seviyesine ulaşmış durumda.

-Kaynaklara baktığımızda, milattan birkaç yüzyıl öncesinde Çin’de perakende zincirleri olduğunu öğreniyoruz. Milattan birkaç yüzyıl önce -tabii dünya nüfusunun yüzde 60’a yakını her dönemde Asya kıtasında yerleşik durumda- coğrafya zor, ulaşım zor ve perakendenin birkaç noktada servis edilme ihtiyacıyla birlikte ilk perakende zincir uygulamalarını Çin’de görüyoruz. Daha sonra 1670 yılında Kanada’da ‘Hudson Bay Company’ zincir mağazacılığa başlıyor. 1859 yılında Newyork eyaletinde Great Atlantic Pasifico zincir mağazalar olarak ortaya çıkıyor.17. Yüzyılda ise Paris’te Bon Marche ilk departmanstore olarak ortaya çıkıyor.

-Aslında 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet’in talimatı ile kurulan bir yapı var Türkiye’de. Neresi, Kapalıçarşı. Yani İstanbul’un fethinden sadece sekiz yıl sonra Kapalıçarşı bugünkü anlamdaki AVM’lerin atası olarak hayata başlıyor. Hemen arkasından yüzyıl kadar sonra Mısır Çarşısı buna ekleniyor. İstanbul dünya ticaretinin merkezi olarak kendini konumlandırmak adına öyle birkurguya geçiyor. Bunun ardından 1800’lerin ortalarında ABD ve Avrupa başta olmak üzere dünyada AVM kuruluşlarının hızla arttığını gözlemliyoruz.

-Perakende sektöründe, sektörün en belirleyici alanı hızlı tüketim mallarıdır. Bugün basit anlamda marketler, süpermarketler diye ifade ettiğimiz alan en önde geleni. Tabii perakende deyince içinde neler var? Elektromarketler var, gıda satışı yapan yerler var, tekstil sektörü var. Perakende olarak satılan her şey perakende sektörünü oluşturuyor. Peki basit anlamda ‘perakende’ nedir?Ürünün doğrudan nihai tüketiciye satılmasıdır. Teknik olarak da toplam satışlarının yüzde ellisinden fazlasını doğrudan nihai tüketiciye satan kuruluşlara biz perakende kuruluşlar diyoruz.

-WallMart’ın günlük müşteri sayısı kırk milyon küsur.

Peki, saatlik cirosu ne kadar? 2 milyon dolar. 2 milyon 200 bin kişi çalışıyor. Yıllık yaklaşık 475 milyar dolar ciro yapıyor. 475 milyar dolar ciro ne demek? Arjantin’in gayrisafi milli hâsılasından daha fazla. WalMart’ı ülke sıralamasına sokacak olursak gayrisafi milli hâsıla yönünden, dünyanın 26. büyük ülkesi gibi olur.

-Türkiye’de 10 milyar lira, yani 3,3 milyar dolar yıllık cirosu olan şirket sayısı sadece 16. Diğer taraftan 1 milyar liranın üzerinde yıllık, 1 milyar lira yani 330 milyon dolar civarında cirosu olan şirket sayısı ise sadece 147. Forbes’ın ilk 500 sıralamasına girenTürk firmalarının 1 yıllık toplam ciroları WalMart’ın cirosuna ulaşmıyor. WalMart tek başına Türkiye’deki ilk 500 firmanın cirosundan fazla ciro yapıyor.

-Türkiye’nin artan nüfus yapısına bağlı olarak perakende ile ilgili yapacağı çok şey, gideceği çok yol var. Türkiye’de ve dünyada perakende alanını gelişmeye ne kadar açık olduğu açıkça anlaşılabiliyor.

-Amerika’daki baştan aşağıya konuşmaya değer başka bir konu, benim de biraz çalıştığım bir alan.

Amerika tasarlanarak kurulmuş sistematik bir ülke. Biz Amerika deyince genellikle popüler olan bölümü, Manhattan’ı algılıyoruz. Manhattan sıfırdan kurulmuş bir yer. Baştan sona planlanmış risksiz şekilde kurulmuş bir yer. Akıl üzerine kurulmuş bir yer. Avrupa’dan insanların taşıma şekli, hangi yıldan sonra tarım yapılacak, hangi kiliseye kim ne kadar bağış yapacak, hangi sektörler en çok bağış yapanlara devredilecek, çok ciddi bir kurgu var ortada.

Konumuza dönersek bir kıyaslama yapmamız lazım, madem bu soru oldu. Peki Türkiye’de parekende söktörünün liderinin yıllık cirosu ne kadar? Firma ismi vermek istemiyorum. 14,5 milyar lira.

-WallMart on yıl kadar önce elektronik market konusunda, e-ticaret konusunda çok önemli bir yatırım yaptı. İnternet üzerinden sipariş, internet üzerinden satın alma ve benzeri süreçleri sıfırdan yeniden tanımladı. İki buçuk yıl sonra çok ciddi bir zararla bu konu başlığından vazgeçti arkadaşlar. Bu önemli bir not benim için. Ardından yeni baştan bir daha kurdular. 4 yıl daha onu işletip tekrar vazgeçtiler. Yani gerçekte bir alanın lideri durumundayken sanal bir şeyle mücadele etmekten vazgeçtiler.

-Osmanlı döneminde çerçi diye bir şeyler var.

Yani ıvır zıvır malzemeleri uzak noktalara arabasına doldurup götürenler var. Sonra sokaklarda seyyar satıcılık yapanlar var. Semt pazarları var belli günlerde olan. Veyahut da sürekli pazarlar var. Küçük dükkanlar var. Zanaatkarların işyerleri var ve orada satış da yapılıyor. İpek yolu üzerinde bulunan bu önemli coğrafyada organize perakendeye rastlanmıyor. Zaman içinde bir bakıma sektörel hanlar ve çarşılar kuruluyor. Cumhuriyetin ilk yıllarında da bu böyle devam ediyor Türkiye’de. 1940’lı yıllarda belki 100 metre kare ve üzerinde mağaza diye ifade edilen bir takım yerler açıldı. Oralarda da markalar belirsizdi. Biraz terzi işi, biraz butik uygulamalar görüldü.

-1950 yılı bir devrim aslında Türkiye’de bu anlamda. Migros kuruldu. Migros ilk organize zincir.Yanlış bilmiyorsam gezici araçları da var. Ve Levent çarşıda bugün İstanbul’da bulunan Migros’un bende müşterisiydim. Çocukluğumda gidip görme fırsatım, alışveriş yapma fırsatım oldu. 1950 Yılında Migros kuruldu. Bundan yedi sekiz yıl kadar önce veya on yıl kadar önce Sayın Rahmi Bey’in de bir konuşmasında yine Wallmart örneğinden yola çıkarak yapacak çok şeyimiz var dediğini hatırlıyorum. Örneği yine oradan almıştı.

-1960’lı yıllarda bu böyle devam etti arkadaşlar. Yeni bir zincir çıkmadı. 1970’lere geldiğimizde yerel yönetimlerin katılımı biçiminde ortaya çıkan tanzim satış mağazaları ortaya çıktı. Bunlar biraz daha ekonomik ürünler; işte ettir, deterjandır, sebzedir vesairedir satışını yapan zincirler şeklinde ortaya çıktı. Biraz siyasi tarafları tabi oldu. Ürün seçimlerinde, kategori seçimlerinde alt gelir grubunu tatmin eden bir takım faaliyetlerde bulundular.

-1980’e gelindiğinde ikinci devrim oldu.

Birinci devrim neydi, Migros’un açılışı. 1980’de ithal malları serbest bırakıldı Bununla birlikte ne değişti? Bu markaların pazarlama teknikleri, yöntemleri, mağaza yönetimi anlayışları, reklam uygulamalarıTürkiye’ye geçmeye başladı. Bununla birlikte organize perakende global kurallarını Türkiye’de de oturtmaya başladı.

-Bunun yanında toplu alışveriş merkezi dediğimiz yerlerin faaliyete başladığını görüyoruz. Daha öncesinde pasaj ve benzeri küçük yerler vardı. Birçok dükkânın, genellikle bodrum katlarda yer alan, çok katlı alışveriş merkezlerinin de başladığını görüyoruz. 90’lı yıllardan sonra bu da çok yükselişe geçti.

-2009 yılının 21 Aralık günü Buybox projesini hazırlamaya başladık. Mevcut büfe ve kioskların demode, günün ihtiyaçlarını karşılamayan biçimde olduğunu izledik. Daha sonra araştırma şirketleri üzerinden başka yöntemlerle Türkiye’de 50 metrekare altında organize bir perakende zinciri olmadığını belirledik. Yine yurtdışında yapmış olduğum çalışmalarla hem teknik olarak, hem kişisel olarak yaptığım gezilerde yine 50 metrekare altında organize perakende alanında bir zincir olmadığını tespit ettim. Ve kategori olarak da 50 m2 altında bir kategori halen yok.

-Çok fazla sayıda süpermarket ve benzeri zincir açıldığı için yüksek metrekareli uygulamalarda semt içlerindeki uygulamalarda da aşırı rekabetin getirdiği çok ciddi kar düşüşü riskleri ortada. Ne yazık ki bu yılda dört tane önemli perakende zinciri Türkiye’de iflas ve erteleme başvurusunda bulundu. Geçtiğimiz haftada iki tanesi başvuruda bulundu. Makas çok kapanmış durumda.

-Türkiye genelinde on sekiz, yirmi bin civarında büfe ve benzeri ölçekli firma bulunduğunu, yaklaşık 75 bin kişinin bu alanda çalıştığını, sürekliliğin çok düşük olduğunu, bu hakların kazanılma biçiminin değişken olduğunu, vergi, sigorta, uygulama tekniklerinden hiçbir standardın yaygınlaşmadığını tespit ettik. Özetle yapılmaması gerekenleri bir tarafa yazdık. Yapılması gerekenler ortaya çıktı. Alışveriş kanalından standartları belirlemek, doğru biçimde uygulamak, geliştirmek ve yaygınlaştırmak gibi bir misyonla Buybox projesi ortaya çıktı.

-Buybox akşamdan sabaha kurulmadı.

Aşağı yukarı beş buçuk yıllık yoğun ve detaylı bir ekip çalışması. Biz dört ay gibi bir sürede elli satış noktasına geldik. Ve hatta bir hafta stres testi yaptık. Ben sıklıkla stres testleri yapmayı tercih ederim işlerle ilgili. Sadece bir hafta içerisinde on noktanın açılışını yapmayı test ettik ve başardık.

-Evet, evdeki hesap çarşıya uydu. Sevinç Hanım benimle yaptığı bir röportajda dedi ki, Buybox’ı kurarken kurduğunuz hayallere ulaşabildiniz mi? Ben de dedim ki, tabii ki hayallerimiz çok önemli ama biz Buybox’ı hayallerle değil, hedeflerle kurduk. Bir matematiktir benim kurgum. Burada aşağı yukarı 5 milyon müşteri alışveriş yaptı Buybox’lardan geride kalan dönemde. Para kazandık. En önemlisi şu: Kiosklarımızın aynı modeli birebir Paris’te de uygulandı. Birebir Ankara’daki kioskları gittiğinizde görebilirsiniz arkadaşlar. Paris her tarafını beğendiğim bir şehir değil. Paris’in bir Şanzelize Bulvarı var, iki sokak arkaya geçtiğinizde kaçacak yer ararsınız. Karışık bir şehir. İlk defa Paris’e gidenler için hayal kırıklığında birinci sıradadır Paris. Ama Şanzelize Bulvarı’nda bir çöp kutusunu bile kendi tercihinizle koyamazsınız. Belediye veyahut bir takım yerel yönetimler bununla ilgili standartları belirlemiştir. Kiosklar oraya kondu. Estetik yönünden beğeni aldı.

-GÜNEY AFRİKA’DAN TALEP VAR-

buybox-123214-Güney Afrika dâhil pek çok ülkeden çok yüksek sayıda kiosk talebi alıyoruz. Uygulamaya başladığımızın ilk ayında 11 şehirden yerel yönetimler veya özel kuruluş ya da kişiler bizde Buybox almak istiyoruz diye geldiler. Buybox almaktan ne kastettiklerini anlayamadık. Kiosklarını mı almak istiyorlar. Bu şekilde bir işletme mi açmak istiyorlar, böyle bir network’ün toplam sahibi mi olmak istiyorlar yoksa Buybox’ın Know-How’ını mı almak istiyorlar? Baktık ki bizim bunları ayrı ayrı ürünlere çevirmemiz gerekiyor.

-BEN DAHİL HERŞEYİN BARKODU VAR-

-Ayrıca bizde şimdi kartlı bir sistemde herkes çalışıyor. Ben dâhil herşeyin barkodu var. Bir dakika fazla çalışan arkadaşım fazla mesai ücretini hak eder. Bütün kullandığım elektriği net bir şekilde öderiz. Kiramızı net bir şekilde öderiz. Bütün yasal ve ticari gereklilikleri en üst seviyede yerine getiriyoruz.

-Buybox’ta beş iş var. Bir, kioksu üretip satabiliriz. Hazır (fazla) kiokslarımızdan belli sayıda verebileceğimiz gibi ihtiyaca yönelik verebiliriz. Örnek, turizm. Geçici olarak bakanlık veya ilgili kurumu başvuruyor. Diyor ki ben Çanakkale şehitliğinde dört tane böyle bir kiosk koymak istiyorum. Burada yayınlarımı dağıtacağım. Başka bir yerden Van’dan bir ilçeden üç tane istiyor. Kayseri atmış tane istiyor. İkincisi yerine kurup kiraya verebiliriz. Üçüncüsü ne, şu anda yaptığımız, doğrudan kendimiz işletebiliriz. Ve işletiyoruz. Dördüncükonu franchise Beşinci konu doğrudan satış.

-GLOBAL İDDİASI OLACAK-

-Tabii ki Buybox’un global bir iddiası olacak. Bu uygulama modelinin dünyada ilk olduğunu söylemek beni biraz utandırıyor işi ortaya koyan kişi olarak. Dünyada olmayan bir şeyi yaptım falan. Biraz aşırı geliyor ama Buybox’taki bu haliyle her birimizin anlayabildiği bir mesaj, global bir mesaja dönüşmesi çok kolay. O yüzden yabancı bir dil seçtik. Buybox ismini biz sevdik. Hiç kimse yazıldığı gibi okumadı.

-Şu ana kadar bana ulaşan altı tane şikâyet maili var. Beş milyon alışverişte. Bunlarında 4 tanesi su niye 1 lira? İki tanesi 15 kuruşluk sakız niye 1 lira gibi altı tane mail var. Bu bir rekor. Şikayet oranı milyonda bire geliyor.

-Ankara’nın Buybox’ı beğendiğini ve sevdiğini düşünüyorum.

-Şu anda 175 çalışanımız var. 100 noktaya çıkıldığında 250-275 arasında çalışanımız olacak. Yıl içerisinde 300, 350 istihdam diyelim döngü olarak. Sabit olarak da 250 civarında çalışanımız olur. Ortalama olarak bu yıl 75, 100 milyon lira civarında cirosu olur, Ankara’dan bahsediyorum. Hemen arkasından İstanbul, Bursa, Eskişehir, Adana, Kayseri. 2017 sonunda Buybox çok daha fazla noktada olur.

-Geleneksel anlayış 100 yıl devam eden mucizevi şirket ya da kişilerin başarı hikayelerini anlatır ve örnek gösterir. Genellikle sürekli büyüyen, gelişen şirketlerin başarı hikayeleri dinleriz. Yani “kur, geliştir ve elinden bırakma” biçiminde. Oysa bu günün dünyasında işe saplanıp kalmadan sürekli büyüme ve gelişmeye uygun adımlar atmak, yol, yöntem, alan veya sektör değişiklikleri için esnek olmak gerekiyor. Bugün işin sahibiyken ve doğrudan yönetirken tüm yönleriyle bağlılık, aidiyet, sorumluluk ve duygu ile davranmak esastır. Ancak yarın, doğru ekonomik değeri bulduğunda elinizdeki işi satabilmeniz ve daha verimli bir alana geçebilmek için basamak gibi kullanabilmeniz daha önemlidir.

-Girişimci, yenilikçidir, fırsatçıdır, mutlaka bir riski vardır, bilinmezleri vardır, gelişimcidir, kazançlıdır.

Doğru Girişim; doğru işi, doğru zamanda, doğru yöntemle, doğru kaynakla, daha öncesinden farklı bir biçimde yeni veya yeniden yapmaktır. Peki girişimci kimdir? Bir mal veya hizmeti üretmek, pazarlamak için kaynakları sistemli ve bilinçli bir şekilde bir araya getiren, bu faaliyeti yaparken ortaya çıkabilecek zararı da göze alan kişidir. Bir diğer yönden girişimci; genelde sorumluluk ve risk alan, başarma isteği güçlü, fırsatları ve geleceği sezebilen, değişiklikleri benimseyebilen ve yeni şartlara adapte olabilen kişidir. Girişimcilik yapısal bir özelliktir. Hiç kimse ‘girişimci’ olmaya zorlanamayacağı gibi, hiçbir girişimci de girişimcilikten alıkonamaz.

-Yaklaşık 30 yıllık bir çalışma hayatım var. Birbirinden farklı işler ve süreçler yaşadım. Çok farklı alan ve konularda pek çok deneyimim oldu. Çok farklı insanlarla ve olaylarla karşılaştım. Kendime göre önemli sayılacak pek çok risk aldım. İşler, projeler geliştirdim ve yönettim. Her defasında arzu ettiğim sonuçları yakalayamadım. Zaman geçtikçe deneyimler birikiyor, bilgi ve yetkinlik artıyor, kişi kendisini tanıyor. Yapmak istedikleri ile yapabilecekleri arasında doğru bir denge kurabiliyor. Başta kendisi olmak üzere tüm güç ve kaynakları doğru kullanmayı öğreniyor. Risk algısı değişiyor. Çözüm üretme yeteneği gelişiyor. Vizyonun menzilini doğru tayin edebiliyor. Kibri azalıyor, bilgi ve destek almaya açık hale geliyor.

-Liderlikle ilgili onlarca, yüzlerce tarif bulabiliriz. Bence liderlik özgün bir renk gibidir; kişiseldir ve özeldir. Ben kendi rengime ve özelliklerime göre bir liderim. Tüm arkadaşlarımla birebir çalışacak kadar yakınım ve bunu tercih ediyorum. Çünkü çalışma hayatında güçlü ve başarılı bir ekip oluşturmak, onlarla doğrudan empati kurabilmeye bağlıdır. Liderlik bir yönüyle pek çok teknik konuyu doğru biçimde bir araya getirmektir. Ama duygusu olmayan kişinin lider olabileceğine inanmıyorum. Benim liderlik misyonum; kazanmak veya kazandırmak üzerine değil. Esasen; tüm gücümle ve sonuna kadar rehberlik etmektir.

-Değerli arkadaşlar:

“Aslında tavsiyelerde bulunmaktan çok hoşlanmam. Ancak bugünkü konferansımızın konusu ‘Liderlik, Girişimcilik ve Başarı Tavsiyeleri’ olduğu için birkaç not ekleyebilirim. Mutlu olmayı seçin ve en öncelikli girişiminiz mutluluk olsun. Kendinizi tanıyın. Farklı, üstün ya da eksik taraflarınızı bilin. Kendinize güvenin ve potansiyelinizi anlayın. Kendinize uygun bir alan seçin. Başkalarının deneyimlerinden yararlanın ama bir rol modele saplanıp kalmayın. Ne istediğinize karar verin, tüm süreçlerde önce ihtiyaç belirleyin daha sonra planlayın ve uygulayın. Başlarken; kendi gözünüzle, doğru bakın, doğru görün, doğru değerlendirin, bütünü görün. Her türlü iş için mutlaka hedef belirleyin. Her türlü hedef için yine mutlaka bir süre belirleyin. Filim kötüyse sonuna kadar izlemeyin, arada çıkmayı bilin. Yani gerektiğinde alan değiştirmeyi, vaz geçmeyi bilin. Bütünleşmek için süreçlere dahil olun, farklılaşmak ve fark yaratabilmek için süreçleri siz belirleyin ve yönetin.”

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam