Hiç kimsenin mutlu olmadığı bir zaman diliminde yaşıyor Türkiye…

İktidarı ve muhalefetiyle siyasi partiler mutsuz… İktidar istediği gücü tam elde edememiş olduğu için. Muhalefet partileri ise her biri için değişkenlik gösteren nedenlerle mutlu olamıyorlar. Biri partinin mevcut yönetiminin yaptığı yanlışlar nedeniyle için için kaynayarak, diğeri ilk seçimde partinin yok olacağı endişesini taşıdığı için, sonuncusu da; demokrasiye mi, yoksa kaba güce dayanarak mı varlığını sürdüreceği konusunda bir karara varamadığı için.

Devlet kadroları mutsuz… Bulundukları yere nasıl geldiklerinin sorgulanması riskini enselerinde hissettikleri için mutsuz olanlar var örneğin. Aslında aynı durumda oldukları halde, sırtlarını sağlam yere dayamış olanlar ise, “o sağlam yerin” beklentilerini yerine getiremedikleri durumlara düşmeleri halinde olabilecekleri düşünenler de mutsuz. Tabii bir de bulundukları yeri kişisel çıkarları için kullanmaktan başka bir amacı olmayan ve “bu fırsatın karışık nedeniyle elinden alınması riskini görerek” mutsuz olanlar var.

İlk bakışta, bir kısmı mutsuz, bir kısmı mutlu izlenimi veren “demokrasinin olmazsa olmaz dördüncü gücü” medya da mutsuz aslında. Eski gazeteciler mesleki reflekslerini kullanmalarına izin verilmediği için, yeniler ise en ufak bir hatada ya da patronun alacağı tasarruf tedbirleri nedeniyle işiz kalabileceğini gördükleri için mutsuzlar…

Esnaf mutsuz… Çünkü tezgâhını çevirebileceği ciroyu bulamaması riski büyük. İnsanların alım gücünün zayıflaması veresiyeyi zorunlu hale getiriyor ve bu da ciddi tahsilât problemlerine yol açıyor…

Sanayi üretimi yapanlar da mutsuz… Satışlar hızla düşüyor ve durumu kurtarabilmek için büyük indirimler yapmak zorunda kalıyorlar. Yaptıkları üretim için ham ya da yarı mamul madde ithal etmekte oların başı, dövizdeki artışlar nedeniyle fena belaya girmiş durumda…

AVM işletmecileri kira gelirlerinin düşmesi riskiyle mutsuz… Dükkân sahipleri ise başlarının üzerinde sallanıp duran iflas riskiyle…

Çiftçiler mutsuz… Tarım ürünlerinin muhtemel satış getirisiyle, masraflarını bile karşılamakta zorlandıkları için… Bunun doğal sonucu olarak, iş bulmakta çok zorlanan tarım işçileri de mutsuz…

Açlık sınırının altında bir gelirle yaşamak zorunda asgari ücretlilerle emeklilerden söz etmeye gerek bile yok. Olanlar, “kronik” mutsuzlar zaten…

Beni şaşırtan, siyasetçilerin mitinglerine katılıp iktidardakine “Türkiye seninle gurur duyuyor” ana muhalefet liderine “Başbakan Kemal” diğer muhalefet liderine “Devletin başına devlet geçecek” diye bağırabilenler…

Merak ediyorum, bunlar nerde yaşıyor..?