Ana Sayfa Yazarlar Bu uluslararası ekonomi bilgisiyle sınıfta kalacaksınız!

Bu uluslararası ekonomi bilgisiyle sınıfta kalacaksınız!

73
PAYLAŞ

Neredeyse son 15 yıldır bu ülkenin dış politikasına büyük oranda hatalarıyla damgasını vurmuş Davutoğlu’nun bir post-modern darbe ile uzaklaştırılmış ve yerine Başbakan sıfatıyla Binali Yıldırım’ın getirilmesi, Türkiye’nin Dış Politikasında bir anlam ifade etmiyor ne yazık ki. Hatta Mevlüt Çavuşoğlu’nun tekrar Dışişleri Bakanı olarak tekrar görevlendirilmesine rağmen!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dünkü ifadelerinin ardından bugün bir açıklamada bulunan AB’den sorumlu bakan Çelik’in, AB’den başka alternatiflerin aranabileceğine dair ifadeleri, Avrupa’da ve ABD’nde şaşkınlık yaratmıştır.
Yanlış anlaşılmasın; ülkelerin dış politikaları tabiatıyla dış ticaretlerini de yakından ilgilendirir esas olarak. Nitekim bu son açıklamalarla ülkemizin artık ABD ile AB arasında 2013 yılında müzakereleri başlayan ve bu iki blok arasında karşılıklı olarak ticaret ve yatırım kurallarını belirlemek ve uygulamak amacıyla oluşturulan Trans Atlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) hareketine, Şanghay İşbirliği Örgütü denilen Orta Asya ekonomik girişimine ve Asya-Pasifik Ticaret Anlaşmasına taraf olma kabiliyeti, en azından bu blokların üyelerinin ülkemiz hakkındaki şüphelerinin giderilmesine değin bir hayalden öteye geçmemektedir.
Bazı yetkililerimiz sanmaktadır ki ikili serbest ticaret anlaşmalarıyla ülkemizin önü açılacaktır. Ancak bugün dünyada gelinen nokta, bloklar arasında ortaklaşa bir ticaret ve yatırım anlayışının oturtulmasıdır. Dolayısıyla ikili anlaşmalar yapılsa dahi, artık çoğu ülkenin bu anlaşmaları yerine getirebilmeleri imkânları ellerinden alınmış görünmektedir. Başbakan Yıldırım’ın, hükümet programında İran’a özel bir önem atfetmiş olması ve anılan ülkenin bunu memnuniyetle karşılamış bulunması da fazla bir anlam taşımamaktadır. Bilinmektedir ki, nükleer hevesleri nedeniyle üzerine uluslararası ambargo konulması öncesinde İran’ın petrol dışsatımının en büyük alıcısı Hindistan idi!
Şimdi şöyle bir hesap yapalım; Hindistan Asya-Pasifik Ticaret Anlaşması’nın üyesi, aramızın bozuk olduğu Rusya Şanghay İşbirliği Örgütü üyesi, AB ise TTIP üyesi… Memleketimin üretici konumundaki iş adamı nereye nasıl mal satacak? Zaten başıbozuk iktidarların hüküm sürdüğü Afrika ülkelerine mi?
Esasen son 15 yıldır ekonomik gelişmesini zaten ülkede üretilen malzemeler sayesinde inşaat sektörüne oturtmuş, ihraç malları üretiminde ithal parça girdisi %65’i aşmış ve tüm dünyaya efelik ederek pazarlarını kaybetmiş bir ülkenin ekonomisinin nereye gideceği belli değil midir dostlar?
Dışişleri Bakanlığı’nı bir kenara bırakalım; uluslararası ekonomiden tek başına sorumlu değil. Ancak ekonomiden sorumlu Bakanlıklar da mı bu kötü gidişi görmüyorlar?

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam