Ana Sayfa Yazarlar Bu ülkenin birinci görevi yoksullar için eğitimdir

Bu ülkenin birinci görevi yoksullar için eğitimdir

53
PAYLAŞ

Pehlivanoğlu Milli Eğitim Bakanlığındaki Bürokratik yapı konusunda, ‘’ Önemli olan devlete ve millete hizmet olunca, insanların ehil olup olmadığına bakmak gerekiyor’’ diye konuştu.

TED Genel Başkanı Pehlivanoğlu ile yaptığımız söyleşinin 2. Bölümünde eğitim sisteminin ve öğretmenlerin sorunları ele aldık.

SUAT ÖZER: Siyasi iktidarların hükümeti kurarken bakan belirlemedeki, uygulamalarının önemi nedir?

SELÇUK PEHLİVANOĞLU: Bakın benim şahsi fikrim bir bakanlıkta bakan bir koordinatördür. Mesleki tecrübesi olması ya da bakanı olduğu meslek mensubu olması o kadar önemli değil. Ama MEB’İN en temel sorunlarının başında müsteşarlarının eğitimci olmaması geliyor. Müsteşar eğitim kökenli olsa bakanlığın teknik kadrosunun başında adeta bir orkestra şefi gibi yönetebilir.
Bakanlık teknik kadrolarının oluşmasında eğitimci kimliğinin çok önemli olduğu ortaya çıkar. Burada insanların ehliyetine bakmak gerekiyor. Önemli olan devlete ve millete hizmet olunca insanın ehil olup olmadığına bakmak gerekli. Süreci doğru yönetmek önemli. Bence MEB ‘deki bürokrat kesimin eğitim kökenli olması gerektiğine inanıyorum. Yani sonuç itibarı ile bakandan ziyade müsteşar ve bağlı teknik kadroların eğitimci olmaları son derece önemli. Alttaki teknik kadronun doğru bilgilenmesi ve doğru bilgilendirmesi gerekir.

Çünkü hepimiz biliyoruz ki bürokrasi her zaman kim iktidarsa ondan yanadır. Rejim doğru yönetilmelidir. Ama eğitim noktasında MEB bürokratik yapının eğitim kökenli olması gerekiyor. Bakanlar A, olabilir B olabilir onların görevi koordinasyon, orkestra şefliğidir, öğrenme sürecini hızlı geçebilir insanlar olmalıdır alttaki teknik kadronun da doğru bilgilerle dolu olması gerekir.

SUAT ÖZER: Eğitim dünyasının amiral gemilerinden birisiniz, bir çocuğun anaokulundan itibaren, üniversite mezunu olmasını sağlayacak her kademede okullarınız var. Eğitimin temel sorunları neler?

SELÇUK PEHLİVANOĞLU: Eğitimde temel sorunlarını çözememiş bir ülkenin iyi bir nesil yetiştirmesi söz konusu değildir.
Savaşların silahla değil beyinlerle yapıldığı bir dünya sistemi içerisinde ülkesini önder ülke yapmasından söz edemeyiz. O zaman zaten yöneten değil, yönetilen ülke olursun hep.
Birde Türkiye gibi büyük ülkelerin jeopolitik konumların da eksik gelirse, boyunduruk altından çıkmanız aşağı yukarı imkansızlaşır. Şunu unutmamamız gerekir ki 10 yılda 10 milyon genç yaratmış olabilirsiniz ve bunla da övünebilirsiniz ama biz TED olarak diyoruz ki bu ülkenin genç nüfusu acaba en büyük fırsatı mıdır yoksa en büyük tehdit midir?
Yığınla kitle arasındaki farkı anlayabilmelidir. Yığın kalabalıktır evet hepsi yer içer, ekonominin döngüsünü sağlayabilir misiniz? Bu ekonomik döngüyü sağlamak için üretim olması gerekir, kazanç olması gerekir. Bunu da kitle oluşturur.

Bu ülkede eğitim görenlerin % 69’u alt gelir seviyesinden. O zaman yapacağınız şey eğitimdeki adaleti sağlama özleminizin hızlıca gerçekleşmesidir. O zaman da karşınıza şu çıkar acaba benim temel sorunum her şeyi devletten beklemek mi. Bu ülkede hayırsever vatandaşlar ne kadar okul yapılabileceğini gösterdiler.

Sizin ortaya koymanız gereken şey, sosyal adalette eşitliği sağlamaktır. Sorun acaba kaynakların yetersizliği mi? yoksa kullananların beceriksizliği mi? bunu belirlemek lazım.
Bunun bir iktidarla alakası yok. Baktığınız zaman kısa dönem de bakandan bakana değişen hedefler ortaya konmuş. Türkiye’nin kurtuluşu yoksullar için adaletli bir eğitimden geçer. Ben her zaman her yerde söylüyorum, bir ülkenin geleceğine katkı verecek insanlar, hayat mücadelesi yolundan geçmiş çocuklardır. Bu çocukların da yoksul ve dar gelirli ailelerden olduğunu biliyoruz.
O zaman adaleti sağlarken bunu ortaya koymak gerekir. Bugün baktığınız zaman her şey parası olanların yararına işliyor. Siz eğitimde adaleti sağlamadığınız sürece dershane eşitliği sağlar. Parası olan çocuk zaten 5 kişiden birden eğitim alıyor. Ama sanmayın ki bugün dershane sistemi sosyal adaletsizliği ortadan kaldırıyor.

Bu ülkenin birinci görevi yoksullar için eğitim. Onun içindir ki TED olarak devletin özel okullara para vermesine karşıyız. Çünkü özel okulların boş olmasının sebebi kalitesidir, müşteri olmaması değildir. Önce devlet okullarına kaynaklarımızı aktaralım.

SUAT ÖZER: Öğretmenlerimizin durumundan söz eder misiniz?

SELÇUK PEHLİVANOĞLU: Öncelikle yoksullar için eğitimin önemini kavramalıyız. Bu ülkede işini yapmayan öğretmenin işine son vermeliyiz. Çünkü fakir fukaranın geleceğini onların eline bırakmışız. Bunu söylerken bütün öğretmenlerimizi kastetmiyorum tabi ki.

Bu ülkede atanamayan öğretmenlerden söz ediliyor. Doğru kamuoyu da bunu biliyor. Bugün eğitim sendikalarına bakın öğretmenlerin niteliği ile ilgili hiçbir çalışma yapmazlar, hep öğretmen maaşı ve atamaları ile ilgili çalışırlar. Bu dönüşümü biran önce yapmak gerekiyor. Türkiye temel sorunlarını çözmeden bu iş halledilemez.

Nedir temel sorunlar. Öğretmen nitelik niceliği. Çünkü eğitimin çıktısının % 30’u öğretmene dayanıyor. Sonra derslik ihtiyacının kapanması ve iz bırakma sendromundan çıkıp, bir ulusal programa sahip olmak. Son olarak okul bazlı bir finansman modelini eğitime koymak. Burada kastettiğim şudur her semtteki okula aynı bütçeyi sağlayamazsınız. Bizim her dönem para toplamak zorunda olan müdürümüzün hırsızlık için toplamadığını kabul edelim. İhtiyacı olduğu için, yakıt parası için topluyor. Bu sorunu kabul etmeden sorunu çözemeyiz.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam